VERGİ KAÇAKÇILIĞI SUÇLARINDA HAPİS CEZASININ PARAYA ÇEVRİLMESİ VE ERTELENMESİ

01 Kasım 2008 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

» Interaktif Dergi Görünümü

Yazar: Y. Burak ASLANPINAR*

Yaklaşım / Kasım 2008 / Sayı: 191 / s. 282-286

 

I- GİRİŞ

Bilindiği gibi vergi kaçakçılığı suç ve cezalarına ilişkin Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesi, “5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 276. maddesiyle değiştirilmiştir(1). Adından da anlaşılacağı üzere 5728 sayılı Kanun’un amacı, temel ceza kanunlarına uyum sağlamaktır. Ancak bu vesileyle vergi kaçakçılığı cezalarında ciddi bir artırıma gidildiği de gözden kaçmamaktadır.

Değişiklikten sonra vergi kaçakçılığı suç ve cezalarındaki ikili yapı, üçlü yapı haline gelmiştir. Bu üçlü yapının temelini teşkil eden ayırım, hapis cezaları yönündendir. Nitekim 359. maddenin (a), (b) ve (c) fıkralarındaki fiiller, niteliklerine göre ayrı ayrı sayılsa da aslen hapis cezasının alt ve/veya üst sınırı bakımından gruplandırılmıştır.

Vergi Usul Kanunu’nun değişen 359. maddesinde:

a) Daha çok muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma fiilleriyle karşımıza çıkan (a) fıkrasında sayılan suçlar için 1 yıldan 3 yıla kadar,

b) (b) fıkrasında sayılan ve daha çok naylon fatura diye de adlandırılan sahte belge düzenleme veya kullanma fiilleriyle vücut bulan suçlar için 3 yıldan 5 yıla kadar,

c) (c) fıkrasındaki Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgeleri, Bakanlık ile anlaşması olmadığı halde basma veya bilerek kullanma suçları için ise 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

Söz konusu hapis cezaları idari para cezalarının uygulanmasına engel değildir. Yani 359. maddedeki fiillerle vergi ziyaına neden olunması halinde, hem idare tarafından üç kat vergi ziyaı cezası kesilmekte hem de yargı mercilerince hapis cezasına hükmolunabilmektedir.

Bu çalışmada, VUK’un 359. maddesinde yer alan vergi kaçakçılığı suçlarından hangilerinde hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi ve/veya ertelenmesinin mümkün olduğu irdelenecek; ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi açısından değerlendirilecektir.

  

II- VERGİ KAÇAKÇILIĞI SUÇLARI BAKIMINDAN HAPİS CEZASININ ADLİ PARA CEZASINA ÇEVRİLMESİ**

Adli para cezası ile idari para cezası birbirinden ayrı iki kavramdır. İdari cezadan farklı olarak adli para cezasında kişi, yargı önüne çıkmakta ve yargılama neticesinde hapis cezasına hükmedilmektedir. Hükmedilen hapis cezası ise gerekli şartların oluşması durumunda hakim tarafından adli para cezasına çevrilebilmektedir.

Bu bağlamda, değişiklikten önce 359. maddenin (a) fıkrasının sonunda yer alan hapis cezasının para cezasına çevrilmesiyle ilgili hüküm yeni düzenlemeyle kaldırıldığından, hapis cezasının para cezasına çevrilmesi hususunda genel hükümlere yani Türk Ceza Kanunu hükümlerine bakmak gerekecektir.

Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinde yer alan; kısa süreli hapis cezasının, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adli para cezası başta olmak üzere sayılan seçenek yaptırımlara çevrilebileceği hükmü, 49/2. maddesindeki “Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır” hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde; ancak mahkeme tarafından 1 yıl (1 yıl dahil) ve daha kısa süreli hapis cezasına hükmedilmesi halinde adli para cezasına çevrilmenin mümkün olabileceği görülmektedir.

Madde metnindeki “hükmedilen” ifadesi, hafifletici nedenler vs. uygulandıktan sonra hakimin fail hakkında suç sebebiyle tespit ettiği somut cezayı işaret etmektedir. Yani VUK’un 359/a maddesinde 1 yıldan 3 yıla kadar denilmekle birlikte somut olayda mahkeme huzurunda bir yılın altında bir cezaya da hükmedilebileceği tabiidir.

VUK’un 359. maddesi genel olarak değerlendirilirse, sadece (a) fıkrasındaki fiiller açısından, o da hükmolunan cezanın 1 yıl veya daha az süreli olması halinde adli para cezasına çevrilebilme mümkündür.

Paraya çevrilmede ölçüt ise 359. maddenin eski haline nazaran miktar itibariyle oldukça düşük kalan TCK’nın 52/2. maddesindeki genel düzenlemeye göre, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı 20 ila 100 YTL’dir(2).

  

III- VERGİ KAÇAKÇILIĞI SUÇLARI BAKIMINDAN HAPİS CEZASININ ERTELENMESİ

Erteleme, işlediği suçtan dolayı mahkum edilen suçluya ait cezanın yerine getirilmesinin belirli süre ile geriye bırakılması ve bu süre içerisinde suçlu yeniden suç işlemediği takdirde cezasının infaz edilmiş sayılması sonucunu doğuran bir müessesedir ve bu müessesenin amacı, suç işlemede tekerrüre engel olmaktır.

Hukukumuzda erteleme (tecil) hükümlerine, yalnızca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer verilmiş olup Vergi Usul Kanunu’ndaki “Kaçakçılık Suçu ve Cezası” başlıklı 359. maddesindeki hapis cezalarının ertelenebilmesi için TCK’nın 51. maddesi kıstaslarına uygun olması gerekmektedir.

TCK’nın 51. maddesine göre erteleme kararı verilebilmesi için; Kişinin, daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması ve suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekir.

Nitekim Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin konuyla ilgili Kararı da:

“5237 sayılı TCK’nın 52. maddesi uyarınca sanığın ekonomik ve şahsi halleri irdelenerek paraya çevrilme ve aynı yasanın 51. maddesi gereğince suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık nedeniyle tekrar suç işlemeyeceği yönü de değerlendirilerek cezanın ertelenip ertelenmeyeceği konusunda duruşma açılarak hüküm kurulması gerekir.”(3)

şeklinde olup aynı doğrultudadır.

Bu şartların sağlandığı durumlarda hapis cezasının ertelenebilmesi için TCK’nın 51. maddesine dayanarak üçlü bir ayrıma gidecek olursak;

1) Hükümlü 18 yaşından küçük (18 yaşını doldurmamış) ise 3 yıla kadar (3 yıl dahil) hapis cezasına mahkumiyet halinde (VUK’un 10. maddesine göre 18 yaşından küçüklere mükellefiyet tesis edilebilmekle birlikte mükellefiyetle ilgili ödevlerini kanuni temsilcisi yerine getirir(4) ve küçüğün üzerine atılı vergi suçu nedeniyle cezai sorumluluğu bulunmamaktadır(5)),

2) Hükümlü 18-65 yaş arasında ise 2 yıla kadar (2 yıl dahil) hapis cezasına mahkumiyet halinde,

3) Hükümlü 65 yaşından büyük (65 yaşını bitirmiş) ise 3 yıla kadar (3 yıl dahil) hapis cezasına mahkumiyet halinde hapis cezasının ertelenmesi mümkündür.

Bu şartların oluşması durumunda erteleme kararı verilmesi zorunluluğu yoktur.

Çünkü erteleme, bir hak değildir. Erteleme kararı vermek, mahkemenin takdir yetkisi dahilindedir.

Ancak mahkeme, bu takdir yetkisini kullanırken iyi araştırma yapmalı ve kararını yasal dayanaklarıyla gerekçelendirmelidir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin konuya ilişkin Kararı şu şekildedir:

“Cezaların ertelenip ertelenmeyeceği konusunda takdir hakkı kullanılırken yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan ‘koşulların oluşmadığı’ sözleriyle yetinilerek erteleme isteminin reddine karar verilmesi yasaya aykırıdır.”(6) 

Ayrıca hakim erteleme kararını re’sen, hükümle birlikte verir. Talep edilmesi veya fail tarafından kabul edilmesi şart değildir.

Bir diğer önemli nokta da ertelemenin yalnızca hapis cezalarında mümkün olduğu, adli para cezasında veya güvenlik tedbirlerinde ertelemenin söz konusu olamayacağıdır.

Nitekim yakın tarihli bir Yargıtay Kararı’na göre:

“5237 sayılı Kanun’un 51. maddesine göre, işlediği suçtan dolayı 2 yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezası ertelenebilir. Anılan madde ertelenebilecek hapis cezalarını düzenlemektedir. Dolayısıyla para cezalarının ertelenebilme olanağı yoktur.”(7)

Bu açıklamalar ışığında, Vergi Usul Kanunu’nun vergi kaçakçılığı suçlarına ilişkin 359. maddesinin (a) fıkrasındaki fiiller açısından 1 yıldan 3 yıla kadar, (b) fıkrasındaki fiiller açısından 3 yıldan 5 yıla kadar, (c) fıkrasındaki fiiller açısından ise 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörüldüğünü hatırlayacak olursak; erteleme için yukarıda yapılan üçlü ayrıma göre istisnai durumlarla birlikte, üç fıkra için de ertelemenin mümkün olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır(8).

  

IV- HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI (ERTELENMESİ)

Paraya çevrilme ve erteleme yanında, uygulanabilmesi durumunda suçluluğu sabit sanığın hapse girmemesi sonucuna doğuran bir başka müessese de hukukumuz için henüz çok yeni olan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıdır.

Paraya çevrilme ve erteleme gibi Türk Ceza Kanunu’nda değil de usul hükümlerini içeren Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK md. 231/5) yer alması başta olmak üzere koşulları, uygulanması ve sonuçları bakımından oldukça farklı olması nedeniyle aslında ayrı ve ayrıntılı irdelenmesi gerekmektedir. Ancak özellikle ertelemeyle karıştırılabilmesinden dolayı bu müesseseye kısaca değinmek yerinde olacaktır.

Burada mahkemece sanığın suçluluğu doğrultusunda karar verilmekte fakat cezaya ve sanığa ilişkin bazı şartların var olması halinde mahkumiyet kararı açıklanmamaktadır.

Söz konusu cezaya ilişkin şartlar; Yargılama sonucunda sanık hakkında hükmolunan cezanın, 2 yıl ya da daha az süreli hapis cezası olması veya adli para cezası olmasıdır.

Sanığa ilişkin şartların da gerçekleşmesiyle açıklanması geri bırakılabilen mahkeme kararı, belirlenen süre sonunda hiç açıklanmamış kabul edilmektedir.

Yani sanık yargılama sürecinden geçmekte, mahkemece suçlu olduğuna kanaat getirilmekte, buna karşın mahkeme tarafından sanığa hiç yargılanmamış sayılması için bir imkan daha tanınmakta ve sanığın belirli şartlara uyması durumunda ona bir şans daha verilmektedir.Sanık belirlenen yükümlülüklere uyduğu takdirde; hüküm, hukuki bir sonuç doğurmamaktadır. Amaç, suçu tescillemeden sanığı topluma kazandırmaktır(9).

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, adli para cezasıyla birlikte uygulanabilir. Ancak ertelemeden çok daha sanığın lehine olanhükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanırsa erteleme artık uygulanamamaktadır.İlk önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları mahkemece değerlendirilmeli, oluşmamışsa erteleme şartları aranmalıdır.

Yine tüm şartların oluşması halinde dahi bu kararı vermek mahkemenin takdirindedir. Ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının ceza mahkemelerince değerlendirilmemesi hatta yalnızca kararda bu hususa ilişkin bir açıklama yapılmamış olması, Yargıtay tarafından başlı başına bozma nedeni olarak kabul edilmektedir. Bu yöndeki birçok Yargıtay kararıyla durum artık yerleşik içtihat halini almıştır(10).

 

V- SONUÇ

Kısa süreli hapis cezasının paraya çevrilebileceği hükmüyle TCK’nın 49/2. maddesindeki “Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır”, TCK’nın 51. maddesindeki “iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezası ertelenebilir” ve CMK’nın 231/5. maddesindeki hükmolunan ceza,iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir” ifadelerinden yola çıkarak tekrar belirtmekte fayda vardır ki, cezanın paraya çevrilme, erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamına girip girmediği belirlenirken fiil için kanunda öngörülmüş olan cezaya değil hakimin suç sebebiyle fail hakkında tespit ettiği somut cezaya bakılacaktır. Dolayısıyla somut olayda tüm nitelikli haller (hafifletici nedenler vs.) uygulandıktan sonra ortaya çıkan cezanın belirtilen sınır içinde olduğu görülürse ceza; paraya çevrilebilecek ve/veya hükmünün açıklanması geri bırakılabilecek ya da ertelenebilecektir.

Bütün ihtimaller hesaba katıldığında; VUK’un 359. maddesine göre hükmedilen hapis cezasının paraya çevrilmesi yalnızca (a) fıkrasındaki fiiller için mümkünken** ertelenmesi yukarıda izah edilen istisnalar dahilinde (a), (b) ve (c) fıkralarındaki fiillerin tamamı için mümkün olabilmektedir.

 

  

 

          Avukat
 
**        Yazının yayımlandığı tarihten sonra 03.07.2009 tarihli ve 27277 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5904 sayılı Kanun'un 23. maddesi ile VUK'un 359. maddesindeki suçlar bakımından en düşük hapis cezası 18 ay olarak belirlenmiştir.
             Bu bakımdan; kanun değişikliğinin ardından, vergi kaçakçılığı suçlarında, VUK'un 359. maddesinin (a) fıkrasındaki fiiler de dahil olmak üzere, hapis cezasının adli para cezasına çevrilme ihtimali kalmamıştır.
 

(1)         08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(2)         Y. Burak ASLANPINAR, Vergi Kaçakçılığında Hapis Cezasının Paraya Çevrilmesi”, Hürses, 19.06.2008
(3)         Yrg. 8. CD.’nin, 10.10.2005 tarih ve E. 2005/2494, K. 2005/9288 sayılı Kararı.
(4)         Ankara Defterdarlığı Usul Genel Müdürlüğü’nün, 25.07.2005 tarih ve B.07.4.DEF.0.06.14/32009 sayılı Özelgesi.
(5)         Yrg. 9. CD.’nin, 10.02.1995 tarih ve E. 1994/9978, K. 1995/1055 sayılı Kararı.
(6)         Yrg. 11. CD.’nin, 25.04.2007 tarih ve E. 2007/2541, K. 2007/2836 sayılı Kararı (Karar’ın tam metni için Bkz. Şükrü KIZILOT, Danıştay Kararları ve Özelgeler, Cilt: 8, s. 932).
(7)         Yrg. 8. CD.’nin, 02.04.2007 tarih ve E. 2007/2183, K. 2007/2678 sayılı Kararı.
(8)         Y. Burak ASLANPINAR, “Vergi Kaçakçılığı Suçlarında Hapis Cezasının Ertelenmesi”, Hürses, 20.06.2008
(9)         Y. Burak ASLANPINAR, Cezanızı Vicdanınızda Çekeceksiniz”, Hürses, 25.07.2008
(10)       Yrg. CGK’nın, 11.03.2008 tarih ve E. 2008/7-14, K. 2008/50 sayılı; Yrg. CGK’nın, 13.11.2007 tarih ve E. 2007/8-171, K. 2007/235 sayılı; Yrg. 11. CD.’nin, 11.06.2008 tarih ve E. 2008/3819, K. 2008/5910 sayılı; Yrg. 7. CD.’nin, 04.03.2008 tarih ve E. 2007/7120, K. 2008/3129 sayılı; Yrg. 6. CD.’nin, 29.04.2008 tarih ve E. 2007/10571, K. 2008/9968 sayılı; Yrg. 2. CD.’nin, 01.10.2007 tarih ve E. 2007/9023, K. 2007/12273 sayılı Kararları.