ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNİN VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ -I

01 Ağustos 2013 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

Yazar: Y. Burak ASLANPINAR *

Yaklaşım / Ağustos 2013 / Sayı: 248 / s. 278-281


I-GİRİŞ

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi (akdi), esas olarak, varlıklı oldukları halde yaşlılık, hastalık, güçsüzlük gibi sebeplerle bakım ve yardıma muhtaç olanların bu ihtiyaçlarını giderme amacına yönelik bir sözleşmedir.

Bakım alacaklısı olarak nitelenen bu kişiler, bakım borçlusuna yani kendilerine ölünceye kadar bakacak olan kişilere malvarlıklarını devrederler.

Çalışmamızda, farklı özellikleri bulunan bu sözleşme genel olarak incelenmiş, ardından veraset ve intikal vergisi bakımından değerlendirilmesi yapılmıştır.

II-GENEL OLARAK ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ

A-TANIMI VE KONUSU

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 611. maddesinde şu şekilde tanımlanmıştır:

“Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir.”

Kanun metninden de anlaşıldığı üzere, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, iki taraflı borç doğuran bir sözleşmedir.

Bu sözleşme ile bakım borçlusu, bakım alacaklısına hayatı boyunca bakmayı, gerekli özeni göstermeyi ve yapılan sözleşme çerçevesinde ihtiyaçlarını gidermeyi borçlanmış olmalıdır. Bakım borçlusu bunu yaparken sözleşmenin karşı tarafını oluşturan bakım alacaklısından “bir değer elde etme”düşüncesiyle hareket etmiş olmalıdır.

Bakım alacaklısı ise, bakım borçlusunun kendisine hayatı boyunca bakmayı üstlenmesi halinde ona karşı edim olarak malvarlığının tamamını veya bir kısmını devretmeyi borçlanmalı ya da bu malvarlığı değerlerini devretmiş olmalıdır.

Bakım alacaklısının bakım borçlusuna ifa edeceği edim, bir malvarlığının tamamı olabileceği gibi onun bir parçası veya belirli bir bölümü ya da malvarlığına giren bir hak da olabilir. Bakım alacaklısı, bakım borçlusu lehine bir intifa hakkı tesis edebileceği gibi onun lehine rehin de kurabilir.

Sözleşme süresince sürekli edimleri ifa eden bakım borçlusu olduğu için; bakım alacaklısı, ona insani bir ilişkinin gerektirdiği şekilde davranmakla yükümlüdür[1].

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi iki tarafa borç yükleyen ivazlı bir hukuki işlem olduğundan temlikin bağış biçiminde yapılması mümkün değildir[2].

B-ŞEKLİ

Borçlar Kanunu’nda tarafların sözleşme düzenlemesinde asıl olan ilke “Sözleşme Serbestisi”dir. Ancak bazı sözleşmelerin geçerliliği için kanunda farklı şartlar öngörülmüş olabilir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi de bu sözleşme tiplerinden biridir. 6098 sayılı TBK’nın 612. maddesi bu durumu hükme bağlamıştır. Buna göre;

“Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirasçı atanmasını içermese bile, miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli olmaz.

Sözleşme, Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yetkili makamların belirlediği koşullara uyularak yapılmışsa, geçerliliği için yazılı şekil yeterlidir.”

Kanun maddesinde de açıkça belirtilmiş olduğu gibi sözleşme, Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümlerine göre ya miras sözleşmesi için aranan şekil şartları dikkate alınarak[3] ya da devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yetkili makamların belirlediği koşullara uyularak yapılmalıdır. 

Sözleşmenin geçerli olabilmesi ve istenen sonucu doğurabilmesi için kanunda belirtilen şekil şartlarına uyulması gerekmektedir.  Aksi halde 6098 sayılı TBK’nın 12. maddesindeki genel kurala göre, şekle uyulmaksızın kurulan sözleşme hüküm doğurmaz.

Sözleşme, esas olarak tapu sicil müdürlüğünde yapılmaktadır. Bunun dışında, uygulamada sıkça rastlanmamakla birlikte noterde ve sulh hakimi huzurunda da yapılabilir.

Noter veya sulh hakimi huzurunda yapılmış ise tapu sicil müdürlüğünde tekrar resmi senet düzenlemeye gerek yoktur.

C-GÜVENCESİ

6098 sayılı TBK, gayrimenkulün temlikinin güvencesi olarak gayrimenkulünü temlik eden alacaklıya, temlik ettiği gayrimenkul üzerinde kanuni ipotek hakkı tanımıştır.

Kanun’un 613. maddesinde bu durum şu şekilde ifade edilmiştir:

“Bakım borçlusuna bir taşınmazını devretmiş olan bakım alacaklısı, haklarını güvence altına almak üzere, bu taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahiptir.”

Bu düzenleme ile bakım alacaklısı, bakım alacağına ilişkin kişisel talep hakkını, devrettiği gayrimenkul üzerinde ipotek kurmak suretiyle güvence altına almış olmaktadır.

Geçerli olarak kurulan bir ölünceye kadar bakma sözleşmesinde, bakım alacaklısı, edimini bir gayrimenkul olarak ifa edecekse kanundaki şartların gerçekleşmesi ile birlikte, tapu kütüğünde bakım borçlusuna devrettiği gayrimenkul üzerinde kendi adına ipotek tesis edebilecektir.

Bakım alacaklısı, tapu kütüğüne, Tapu Sicili Tüzüğü’nün (TST) 11. maddesi gereğince yazılı şekilde başvurmak zorundadır. Ayrıca bakım alacaklısı, TST’nin 12. maddesine göre de kanuni ipoteğin tescili için gereken belgeleri tapu memuruna vermelidir.

D-İPTALİ VE TENKİSİ

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptal ve tenkisi TBK’nın 615. maddesinde şu şekilde hükme bağlanmıştır:

“Bakım alacaklısı, ölünceye kadar bakma sözleşmesi yüzünden kanuna göre nafaka yükümlüsü olduğu kişilere karşı yükümlülüğünü yerine getirme imkanını kaybediyorsa, bundan yoksun kalanlar sözleşmenin iptalini isteyebilirler.

Hakim, sözleşmenin iptali yerine, bakım borçlusunun ifa edeceği edimlerden mahsup edilmek üzere, bakım alacaklısının nafaka yükümlüsü olduğu kişilere nafaka ödemesine karar verebilir.

Mirasçıların tenkis ve alacaklıların iptal davası açma hakları saklıdır.”

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde; tarafların karşılıklı edimlerinin değerleri arasında bakım alacaklısı durumunda bulunan mirasbırakan aleyhine açık bir fark mevcut olması ihtimaline karşılık, saklı paylı mirasçıların tenkis talebi bu madde ile korunmuştur.

Bu şekilde açık bir fark bulunuyorsa yani bakım alacaklısının devrettiği malvarlığının değeri, elde edeceği bakım ve gözetim edimlerinin değerini açık ve önemli miktarda aşıyorsa, aradaki farkın TMK md. 565/3 çerçevesinde tenkis edilmesi gerekmektedir[4].

Ancak mirasbırakanın gerçek arzusu kendisine ölünceye kadar bakılması değil de malvarlığını sözleşme yaptığı kişilere bağışlamak ve mirasçılardan mal kaçırmak ise görünüşteki ölünceye kadar bakma sözleşmesi tarafların gerçek iradelerine uygun olmadığından muvazaa sebebiyle geçersiz olacaktır.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi arkasında gizlenen bağışlama sözleşmesi ise tapulu gayrimenkuller bakımından şekil koşullarını taşımadığı için geçersiz sayılacaktır[5].

Yargıtay'a göre; "mirasbırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için; sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir."[6]

E-SONA ERMESİ VE DEVREDİLEMEZLİĞİ

TBK’nın ölünceye kadar bakma sözleşmesine ilişkin yapmış olduğu tanımdan hareketle, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bakım alacaklısının hayatı boyunca devam edeceğini söylemek mümkündür.

Kanun koyucu bu sözleşmenin zamanını kendi tespit etmiş ve bu hususta sözleşmenin taraflarına serbesti tanımamıştır. Bu nedenle, Kanun'un ölünceye kadar bakma sözleşmesi için aradığı bu temel unsura uyulmaksızın herhangi bir süre sınırlamak kaydıyla yapılan sözleşmeler, ölünceye kadar bakma sözleşmesi niteliğini haiz olamayacaklardır.

Ayrıca bakım borçlusunun, bakım alacaklısının hayatı süresince bütün kişisel ihtiyaçlarını karşılaması ve onun hayatını devam ettirebilmesi için gerekli olan tüm unsurları da borçlanmış olması gerekmektedir[7].

Ölünceye kadar bakma sözleşmesine özgü sona erme nedenlerinden birincisi, yukarıda bahsedilmiş olduğu üzere bakım alacaklısının ölümüdür.

Bu sözleşme; bakım borçlusunun, bakım alacaklısına hayatı boyunca bakıp gözetmesini gerektirmekte olup bakım alacaklısının hayatı süresince devam edecek, bakım alacaklısının ölmesi ile birlikte kendiliğinden sona erecektir[8].

Sözleşme kural olarak ivazlı bir sözleşme olmakla birlikte, bazı durumlarda bağışlama sözleşmesi ile karma bir şekilde de yapılabilir. Nitekim bu husus, TBK’nın 616. maddesinin 1. fıkrasında ifade edilmiştir.

Bu şekilde yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmelerine karma sözleşmelere ilişkin hükümler uygulanacaktır. Ancak böyle bir karma sözleşmenin varlığından bahsedebilmemiz için, ilgili tarafın bağışlama niyetiyle hareket etmiş olması gerekmektedir[9].

Kanun koyucu edimler arasında önemli derecede oransızlık bulunması halinde zarar gören tarafa ihbar (önel) vererek sözleşmeyi fesih hakkı tanımıştır.

Bakım alacaklısının ölünceye kadar bakma sözleşmesinden doğan hakları, onun kişisel durumu ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak tespit edildiğinden, bakım alacaklısının sözleşmeden doğan bakım alacağını başkasına devretmesi ve bu doğrultuda anlaşma yapması mümkün değildir (TBK md. 619). 

 

(Devamı Gelecek Sayımızda)


YAZININ DEVAMI İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ

 


*           Avukat


[1] Alpaslan AKARTEPE, Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2005, s. 88.
[2] Galip ESMER, Mevzuatımızda Gayrimenkul Hükümleri ve Tapu Sicili, Tapu Kadastro Vakfı Yayınları, Ankara, 1998, s. 353.
[3] Şükrü KIZILOT-Ekrem SARISU-Sezgin ÖZCAN-Zuhal KIZILOT, Gayrimenkul Rehberi, 10. Baskı, Yaklaşım Yayınları, Ankara, 2013, s. 133.
[4] AKARTEPE, a.g.e., s.155-156.
[5] Cem BAYGIN, “Tenkis Davalarında Miras Bırakanın Tasarruf Nisabının Hesaplanması”, Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt XII, Sayı:3-4, 2008, s. 170-171.
[6] Yrg. 1. HD’nin 19.02.2004 tarih ve E.2004/631, K.2004/1325 sayılı; 14.03.2001 tarih ve E.2001/2272, K.2001/2771 sayılı Kararları (Kazancı İçtihat Bilgi Bankası).
[7] AKARTEPE, a.g.e., s. 27.
[8] Hüseyin HATEMİ-Rona SEROZAN-Abdülkadir ARPACI, Borçlar Hukuku Özel Bölüm, Filiz Kitabevi, İstanbul, 1992, s. 555.
[9] Cevdet YAVUZ, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Beta Yayıncılık, İstanbul, 2007, s.898.