İNTİFA HAKKININ VERASET VE İNTİKAL VERGİSİNİN KONUSUNA GİRMEDİĞİ GÖRÜŞÜ VE BU GÖRÜŞ DOĞRULTUSUNDAKİ SON YARGI KARARLARI

01 Temmuz 2018 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

Yazar: Y. Burak ASLANPINAR* 

Yaklaşım / Temmuz 2018 / Sayı: 307

Farklı bir pencereden bakabilmek konusunda yol gösterici ve doğru bildiğini söyleyebilmek konusunda cesaret verici olan Prof. Dr. Şükrü KIZILOT'a saygı ve minnetle... 

 

I- GİRİŞ

Ağırlıklı olarak gayrimenkuller üzerinde kurulan intifa hakkının, başta ölüm olmak üzere çeşitli nedenlerle sona ermesi halinde, başkası üzerinde olan kuru (çıplak) mülkiyet yani intifa hakkıyla yüklü mülkiyet, tam mülkiyete dönüşmektedir.

Vergi idaresi ve doktrin tarafından uzun yıllardır benimsenen görüşe göre; bu dönüşüm sonucunda intifa hakkının kuru mülkiyet sahibine intikal etmesi nedeniyle veraset ve intikal vergisi ödenmesi gerekmektedir.

Buna karşın, söz konusu yerleşmiş görüşün aksine, tarafımızdan, intifa hakkının veraset ve intikal vergisinin konusuna girmediği tezi öne sürülmüş(1) ve nihayetinde tezimiz dayanak edinilerek açılan davalarda bu doğrultuda karar verilmiştir.

Çalışmamızın devamında, öncelikle intifa hakkı sahibinin ölümü halinde kuru mülkiyet ile birleşen intifa hakkının veraset ve intikal vergisinin konusuna girdiği yönündeki idare ve doktrin görüşünden söz edilecektir. Ardından, intifa hakkının veraset ve intikal vergisinin konusuna girmediği yönündeki görüşümüz ve bu doğrultudaki son yargı kararlarına yer verilecektir.

II- İNTİFA HAKKININ VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ’NİN KONUSUNA GİRDİĞİ YÖNÜNDEKİ İDARENİN YERLEŞMİŞ GÖRÜŞÜ

Vergi idaresinin yerleşmiş görüşü, intifa hakkının veraset ve intikal vergisinin konusuna girdiği yönünde olup konuyla ilgili bazı özelgelerin ilgili kısımları şu şekildedir:

“ ..... ve .....'in ölümü üzerine sahip oldukları intifa haklarının ilgili olduğu gayrimenkullerin kuru mülkiyet sahibi olan ..... ve .....'a intikali, ivazsız bir intikal olup bu intikal nedeniyle veraset ve intikal vergisinin aranılması gerekmektedir.”(2)

“... babanızın ölümü üzerine sahibi olduğu intifa hakkının, kuru mülkiyet sahibi olan diğer kardeşlerinizle birlikte tarafınıza intikali,  veraset ve intikal vergisine tâbi olup tarafınızdan veraset ve intikal vergisi aranılması gerekmektedir.”(3)

“... ...'nin .... tarihinde vefatı üzerine gayrimenkullerdeki intifa hakkı ... ...'e intikal ettiğinden, adı geçenin yaşı dikkate alınmak suretiyle ölüm tarihindeki emlak vergisi tarhına esas olan değerleri üzerinden verginin hesaplanması gerekmektedir.”(4)

Dikkat edileceği üzere, vergi idaresinin daha birçok örneği bulunan söz konusu görüşünün asıl dayanağı, intifa hakkının bir kişiden bir başka kişiye intikal ettiği ve bu nedenle veraset ve intikal vergisinin konusuna girdiğidir.

III- İNTİFA HAKKININ VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ’NİN KONUSUNA GİRDİĞİ YÖNÜNDEKİ DOKTRİNDEKİ GÖRÜŞLER

Doktrindeki yerleşmiş görüş de intifa hakkının veraset ve intikal vergisinin konusuna girdiği yönündedir. Şöyle ki:

Gayrimenkullerin kuru mülkiyetini iktisap eden kişi, söz konusu malı malvarlığına dahil etmektedir. Ancak bu durumda, bir başka kişiye intifa hakkı tanınması nedeniyle, kuru mülkiyetine sahip olduğu mal üzerinde herhangi bir tasarruf hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle de kuru mülkiyet sahibinin ekonomik gücünde bir artış meydana gelmemektedir(5).

Kuru mülkiyet, tam mülkiyete dönüşünceye kadar sahibine ekonomik bir yarar sağlamamakla birlikte intifa hakkının herhangi bir nedenle ortadan kalkmasıyla tam mülkiyete dönüşmektedir.

Bu bakımdan, vergi hukuku prensipleri açısından, ödeme gücünde olumlu bir değişiklik meydana getirmeyen kuru mülkiyetin tam mülkiyete dönüşmesi anına kadar vergiden ayrışık tutulması gerekmektedir(6).

Kuru mülkiyetine sahip olunan mal üzerinde başkası lehine intifa hakkı kalmadığı takdirde ise kuru mülkiyet tam mülkiyete dönüşecektir. Böylelikle malın tam mülkiyetine sahip olan malik maldan yararlanmaya başlar(7).

İntifa hakkı sahibinin ölümü nedeniyle gayrimenkul üzerindeki intifa hakkı ortadan kalktığında, kuru mülkiyetle intifa hakkı birleşerek tam mülkiyete dönüşecektir. Bu kapsamda, önceden yalnızca kuru mülkiyet sahibi olan mirasçının gayrimenkulünün kazandığı değer, ivazsız iktisap olarak nitelendirilmelidir(8). Dolayısıyla, ayni intifa hakkının mirasçılara geçmesi ile veraset ve intikal vergisine konu olması mümkündür(9).

Bu çerçevede, doktrindeki ortak görüş; intifa hakkının kuru mülkiyetle birleşmesiyle birlikte veraset ve intikal vergisinin alınması gerektiği doğrultusundadır.

IV- İNTİFA HAKKININ VERASET VE İNTİKAL VERGİSİNİN KONUSUNA GİRMEDİĞİ YÖNÜNDEKİ GÖRÜŞÜMÜZ(10)

A- İNTİFA HAKKININ BİR KİŞİDEN BİR BAŞKA KİŞİYE DEVRİ VEYA MİRAS YOLUYLA İNTİKALİ MÜMKÜN DEĞİLDİR

Vergi hukuku dışındaki hukuk dallarına ait kavram ve deyimler vergiye ilişkin olarak kullanıldığı zaman, bu kavram ve deyimlerin ait oldukları hukuk dallarındaki anlamları dikkate alınmalıdır. Örneğin hibe, sözleşme, intifa hakkı kavramları medeni hukuk ve borçlar hukukunda taşıdıkları anlamlara göre değerlendirilmelidir(11).

Bu bağlamda medeni hukukta taşıdığı anlama göre değerlendirilmesi gereken intifa hakkı; başkasına ait bir eşya, hak veya malvarlığı üzerinde belli bir kişiye tam yararlanma imkânı sağlayan bir irtifak hakkıdır(12).

Bu hakkın kurulması ile malik, eşya veya hakkın öz değerini kendisinde tutmakla birlikte, bunlardan elde edilebilecek yararları belirli bir kişiye tahsis etmektedir(13).

Belirtmek gerekir ki intifa hakkı, kişiye bağlı irtifak haklarındandır. Kişiye bağlı irtifaklar ise bir kişi lehine kurulan ve lehine kuruldukları kişiyle kaim olan yani o kişide kaldığı sürece var olan irtifaklardır.

Öte yandan, kişiye bağlı irtifak hakları, hukuki nitelikleri itibariyle ayni haklardır. Ancak bu hakları diğer ayni haklardan ayıran en önemli özellikleri sağlar arası işlemlerle el değiştirememeleri ve miras yoluyla intikal etmemeleridir(14).

Bu halde, diğer kişiye bağlı irtifak haklarında olduğu gibi, kişiye ayrılmaz şekilde bağlılığın bir sonucu olarak; intifa hakkı, başkasına devredilemez ve mirasçılara geçmez(15).

Zira belirli bir süre için kurulmamışsa en geç hak sahibinin ölümü ile intifa hakkı sona erer. Ancak ölüm halinde mirasa (terekeye) dâhil olmaz. Ayrıca bu hakkın devri yönünde anlaşma yapılması da mümkün değildir(16).

Bir başka deyişle intifa hakkı, devir ve intikal kabiliyetinden yoksun olup(17) intikale elverişli değildir. Örneğin hak sahibinin ölümü ile intifa hakkı sona ermekte olup hukuken artık mevcut olmayan bir hakkın intikalinden söz etmek mümkün değildir(18).

Diğer taraftan, intifa hakkının mirasla geçmediği açık olmakla birlikte; VİVK’in 2/c maddesindeki ifadeyle “veraset” tâbirinin,“vasiyet ve miras mukavelesi gibi ölüme bağlı tasarrufları” da kapsaması nedeniyle ölüme bağlı tasarrufla intifa hakkının intikalinin mümkün olup olmadığı irdelenmelidir.

Bu doğrultuda şöyle bir sorunun akla gelmesi mümkündür:

Kişi, intifa hakkının ölüm halinde kuru mülkiyetle birleşeceğini bilmekte ise intifa hakkını kendi üzerinde tutarak kuru mülkiyeti bir başkasına bağışladığında, ölüme bağlı tasarrufta bulunmuş olmakta mıdır?

Konuyla ilgili Yargıtay’ın kararları;

“İntifa hakkının muhafazası koşulu ile yapılan taşınmaz mal bağışı, niteliği ve meydana getirdiği sonuçlar bakımından ölüme bağlı tasarruf olarak nitelendirilemez” şeklindedir(19).

Yargıtay'ın da açıkça ifade ettiği üzere ölüme bağlı tasarruf da sayılamayacak bu durumda intifa hakkının intikalinden söz edilemeyecektir(20).

B- İNTİFA HAKKI VERASET VE İNTİKAL VERGİSİNİN KONUSUNA GİRMEMEKTEDİR

VUK’un “Vergiyi Doğuran Olay”başlıklı 19. maddesine göre; “Vergi alacağı, vergi Kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.”

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun “Verginin Mevzuu” başlıklı 1. maddesine göre ise;

“Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye'de bulunan malların veraset tarikiyle veya her hangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikali Veraset ve İntikal Vergisine tabidir.”

Aynı Kanun’un 2. maddesinde veraset”  tabirinin, miras, vasiyet ve miras mukavelesi (sözleşmesi) gibi ölüme bağlı tasarrufları; “ivazsız intikal” tabirinin ise hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda olan ivazsız iktisapları (karşılıksız edinimleri) kapsadığı belirtilmiştir. Bu halde, veraset ve intikal vergisinin alınabilmesi için; ortada veraset yoluyla veya sağlar arasında ivazsız olarak bir şahıstan diğer şahsa “intikal eden” bir mal bulunması gerekmektedir.

Oysa intifa hakkı, sağlar arası bir şekilde ya da miras ve ölüme bağlı tasarrufla intikal etmez.

Zira devir veya intikalle değil ancak aslen veya tesis yoluyla kazanılabilen intifa hakkının; sona ermesi de, devir veya intikalle değil ölüm, sürenin bitmesi, mahkeme kararı gibi sebeplerle gerçekleşmektedir.

Bu nedenle, intifa hakkı üzerinden veraset ve intikal vergisi alınması, T.C. Anayasası’nın 73. maddesinden kaynaklanan “Kanuni Vergilendirme İlkesi”ne aykırıdır. Bu noktadan hareketle, tapu müdürlükleri ve diğer makamlarca veraset ve intikal vergisi ödenmediği gerekçesiyle intifa hakkının terkini gibi işlemlerin yapılmaması da hukuka uygun değildir.

Öte yandan, gayrimenkul dışındaki mal ve haklar ile ölüm dışındaki sebeplerle intifa hakkının sona ermesi halinde de somut durumun niteliğine bağlı olmak üzere tezimiz ve gerekçesi geçerlidir.

V- İNTİFA HAKKININ VERASET VE İNTİKAL VERGİSİNİN KONUSUNA GİRMEDİĞİ YÖNÜNDEKİ SON YARGI KARARLARI

Hakkında veraset ve intikal vergisi tahakkuku yapılan bir mirasçı adına tarafımızdan vekaleten açılan bir davada, İstanbul 9. Vergi Mahkemesi'nin 18.10.2017 tarih ve E:2017/640, K:2017/1584 sayılı Kararı ile davanın kabulüne, dava konusu veraset ve intikal vergisinin iptaline karar verilmiş olup söz konusu kararın gerekçesi(21) şu şekildedir:

“Uyuşmazlık, intifa hakkı sahibi şahsın ölümü halinde, intifa hakkının sona mı erdiği, yoksa kuru mülkiyet sahibine ivazsız bir biçimde intikal mi ettiğine ilişkin bulunmaktadır.

İntifa hakkı, başkasına ait bir eşya veya mal varlığı üzerinde belli bir kişiye tam yararlanma olanağı sağlayan şahsa bağlı bir sınırlı ayni hak olup iktisadi bir niteliğe sahip bulunmaktadır. Bu nedenle intifa hakkı tesis edildiğinde mülkiyet hakkı sahibinin söz konusu eşya veya mal varlığından tam yararlanma olanağı ortadan kalkmakla birlikte malikin birtakım hak ve yükümlülükleri bulunmaktadır. Aynı şekilde intifa hakkının sona ermesi halinde ise mülkiyet hakkı sahibinin söz konusu eşya veya mal varlığından tam yararlanma olanağı doğmaktadır. Şahsa bağlı sınırlı bir ayni hak olan intifa hakkı gerçek kişi olan hak sahibinin ömrü boyunca devam eder ve ölüm halinde de son bulur.

Bu itibarla, intifa hakkı sahibinin ölümü, intifa hakkını sona erdiren bir neden olmakla birlikte ölüm halinde intifa hakkı miras yoluyla varislere intikal etmeyeceği gibi kuru mülkiyet sahibine ivazsız olarak devredildiğinden de bahsedilemeyecek olup davacının taşınmazları üzerinde intifa hakkı sahibi olan davacının annesi ... ... ...'in ölümü halinde, intifa hakkı kendiliğinden sona ereceği, tüm hak ve yükümlülükleriyle birlikte hukuk âleminden silineceği ve taşınmazların kuru mülkiyeti tam mülkiyete dönüşeceğinden ölüm nedeniyle intifa hakkının ivazsız olarak devredildiğinden bahisle ihtirazı kayıtla verilen beyan üzerine tahakkuk ettirilen veraset ve intikal vergisinde açık hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne, dava konusu tahakkuk ettirilen veraset ve intikal vergisinin iptaline, ... 18.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Söz konusu karara karşı davalı idare tarafından istinaf talebinde bulunulmuş ise de İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesi'nin oybirliğiyle aldığı 10.04.2018 tarih ve E. 2018/378, K. 2018/1825 sayılı Kararı ile;

“İstinaf başvurusuna konu İstanbul 9. Vergi Mahkemesi'nin 18.10.2017 gün ve E:2017/640, K:2017/1584 sayılı kararında Kanun'un 45/4. maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden aynı Kanun’un 45/3. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun REDDİNE” karar verilmiştir(22).

VI- SONUÇ

Malik dışındaki bir kişi lehine tesis edilmiş intifa hakkının, başta ölüm olmak üzere çeşitli nedenlerle sona ermesi halinde, kuru (çıplak) mülkiyet yani intifa hakkıyla yüklü mülkiyet, tam mülkiyete dönüşmektedir.

Vergi idaresi ve doktrin tarafından uzun yıllardır benimsenen görüş; bu dönüşüm sonucunda intifa hakkının kuru mülkiyet sahibine intikal ettiği kabulüyle, veraset ve intikal vergisi ödenmesi gerektiği yönündedir.

Buna karşın, ilk defa 2011 tarihinde yüksek lisans tezimizde tarafımızdan iddia edildiği üzere, kişiye bağlı irtifak haklarından olan intifa hakkı, başkasına devredilmeyeceği veya miras ve ölüme bağlı tasarrufla mirasçılara intikal edemeyeceği için veraset ve intikal vergisinin konusuna girmemektedir.

Bu iddia öne sürülerek tarafımızdan açılan davalarda (hem ihtirazı kayıtla verilen beyanname sonrasında hem de düzeltme ve şikâyet yolu tüketilmek suretiyle geriye dönük olarak verginin iadesi talebiyle), bu doğrultuda ve tezimizdeki iddialar gerekçe yapılarak davaların kabulüne ve işlemlerin iptaline ilişkin kararlar verilmiştir.

Söz konusu memnuniyet verici gelişmenin idarenin görüşlerine de yansıması ve böylece intifa hakkı üzerinden veraset ve intikal vergisi alınmaması hukuka uygun olacaktır.


*           Avukat, Arabulucu


(1)        Y. Burak ASLANPINAR, Gayrimenkullerin İvazsız İntikallerinin Vergilendirilmesinin Analizi, Gazi Ünv. SBE Maliye ABD Yüksek Lisans Tezi (Tez Danışmanı: Prof. Dr. Şükrü KIZILOT), Ankara, 2011; Y. Burak ASLANPINAR, “Gayrimenkullerde İntifa Hakkı ve Kuru (Çıplak) Mülkiyetin Veraset ve İntikal Vergisi Bakımından Vergilendirilmesi”, Prof. Dr. Şükrü KIZILOT'a Armağan, (Editör: Prof. Dr. Nevzat SAYGILIOĞLU), Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Yayını, Cem Web Ofset, Ankara, 2014, s. 574-616.

(2)         MB GİB’in 15.07.2002 tarih ve B.07.0.GEL.0.60/6000-2222/31305 sayılı Özelgesi (http://www.gib.gov.tr/index.php?id=1079&uid=6QYJ3HV9M2KJ2T4V&type=ozelge)

(3)         MB GİB’in 19.06.2003 tarih ve B.07.0.GEL.0.60/6000-2283/26296 sayılı Özelgesi, (http://www.gib.gov.tr/index.php?id=1079&uid=L0qpo2oYN2B8Ai2j&type=ozelge).

(4)         MB GİB’in 12.08.2016 tarih ve 439234039-160.01.01[182]-E.85874 sayılı Yazısı (Kişisel Arşiv).

(5)         M. Nadir ARICA, 7338 Sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Yorumu ve Açıklamaları ve Beyanname Düzenleme Kılavuzu, Kazancı Matbaacılık, Ankara, 1981, s. 71.

(6)         Yaşar Turgut MUMCU, Servet ve Servet Transferi Üzerinden Alınan Vergiler, Ayyıldız Matbaası, Ankara, 1976, s. 148; Muammer ÖZZEYBEK, Veraset ve İntikal Vergisi Uygulama Yorum ve Açıklamaları, Eko Matbaası, İstanbul, 1976, s. 90.

(7)         Doğan ŞENYÜZ-Adnan GERÇEK- Mehmet YÜCE, En Son Değişikliklere Göre Türk Vergi Sistemi, Yaklaşım Yayıncılık, Ankara, 2008, s. 674.

(8)         Mualla ÖNCEL- Ahmet KUMRULU- Nami ÇAĞAN, Vergi Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara, 2009, s. 378.

(9)         Mehmet MAÇ- Tarık JAMALİ, Veraset Hibe ve Ölüm, Denet Yayıncılık, İstanbul, 1999, s. 288 (Eserde intifa hakkı, ayni ve şahsi olmak üzere iki biçimde ele alınmaktadır. Eserin 289. sayfasında şahsi intifa hakkının devir ve miras yoluyla intikal etmeyeceği kabul edilmekle birlikte; 743 sayılı -önceki- Medeni Kanun’un 730. maddesi nezdinde şahsa bağlı olmayan, ayni nitelikteki intifa haklarının devir ve temlikinin, mirasçılara geçmesinin mümkün olduğunu ifade edilmektedir.

             Çalışmamızın devamında, açıklanacağı üzere intifa hakkı, ancak şahsa bağlı kurulabilen bir hak olduğundan bu görüşe katılmıyoruz.)

(10)       Bu başlık altında özetine yer verilen görüşler ilk defa şu eserlerde öne sürülmüştür: Y. Burak ASLANPINAR, Gayrimenkullerin İvazsız İntikallerinin Vergilendirilmesinin Analizi, Gazi Ünv. SBE Maliye ABD Yüksek Lisans Tezi (Tez Danışmanı: Prof. Dr. Şükrü KIZILOT), Ankara, 2011; Y. Burak ASLANPINAR, "Gayrimenkullerde İntifa Hakkı ve Kuru (Çıplak) Mülkiyetin Veraset ve İntikal Vergisi Bakımından Vergilendirilmesi", Prof. Dr. Şükrü KIZILOT'a Armağan, (Editör: Prof. Dr. Nevzat SAYGILIOĞLU), Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Yayını, Cem Web Ofset, Ankara, Ocak 2014, s. 574-616..

(11)       Nevzat SAYGILIOĞLU, Vergi Hukukunda Yorum, Maliye ve Gümrük Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Yayını, Yayın No: 1987/288, Ankara, 1987, s. 80.

(12)       Yrg. 3. HD’nin 23.01.1997 tarih ve E.1996/11746, K.1997/492 sayılı Kararı (Kazancı İçtihat Bilgi Bankası).

(13)       Şükrü KIZILOT-Ekrem SARISU-Sezgin ÖZCAN-Zuhal KIZILOT, Gayrimenkul Rehberi, 6. Baskı, Yaklaşım Yayınları, Ankara, 2010, s. 55.

(14)       Mehmet AYAN, Eşya Hukuku III Sınırlı Ayni Haklar, Mimoza Yayınları, 2000 Konya, s.43-44.

(15)       M. Kemal OĞUZMAN-Özer SELİÇİ, Eşya Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul, 2002, s. 606-607.

(16)       AYAN, age, s. 44.

(17)       Burak ÖZEN, Türk Medeni Hukukunda Eşya Üzerinde İntifa Hakkı, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2008, s. 293-295.

             İntifa hakkının en belirgin özelliklerinden olan bu durum, gerek Türk Hukuk Doktrininde ve gerekse de yabancı kaynaklarda, hakkın tanımı ve unsurlarında öncelikle belirtilen bir husustur (İntifa hakkının tanımı ve unsurları için bkz. ÖZEN, age, s. 19 vd.).

(18)       Ali Naim İNAN- Şeref ERTAŞ- Hakan ALBAŞ, İnan Türk Medeni Hukuku: Miras Hukuku, 7. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2008, s. 56.

(19)       Yrg. 2. HD’nin 15.04.2009 tarih ve E.2009/969, K.2009/7221 sayılı Kararı (Kazancı İçtihat Bilgi Bankası).

(20)       TMK’nın 517/2. maddesinde düzenlenmiş olan vasiyetname ile belirli bir kişiye intifa hakkı tanınması ise (Ayrıntılı bilgi için bkz. ÖZEN, age, s. 123-124), terekeye dahil olan mallarailişkindir. Miras bırakanın şahsına bağlı olarak sahip olduğu intifa hakkı ölümle sona ereceğinden vasiyete konu edilemez (İNAN-ERTAŞ-ALBAŞ, age, s. 232).

(21)       İşbu dava ihtirazı kayıtla verilen beyanname sonrasında açılmıştır. Bununla birlikte düzeltme ve şikâyet yolları tüketilmek suretiyle (geriye dönük olarak) tarafımızdan vekâleten açılan bir başka açılan davada da İstanbul 9. Vergi Mahkemesi'nin 23.03.2018 tarih ve E.2017/2209, K.2018/1435 sayılı Kararı ile aynı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

(22)       İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesi'nin 10.04.2018 tarih ve E.2018/378, K.2018/1825 sayılı söz konusu Kararının özeti, “Yaklaşım Dergisi”nin elinizdeki sayısının “Yargı Kararları” bölümünde yer almaktadır.