DANIŞTAY KARARINA GÖRE 5736 SAYILI UZLAŞMA KANUNU GENEL TEBLİĞİ’NDE GERİYE DÖNÜK UZLAŞILMALI

01 Nisan 2009 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

Yazar: Y. Burak ASLANPINAR*

E- Yaklaşım / Nisan 2009 / Sayı: 196 / s. 544-549

 

I- GİRİŞ

Bilindiği üzere, “5736 sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanun”[1] ile henüz kesinleşmemiş veya ihtilaflı olan tarhiyatlar için 18 aylık eşit taksitlerle uzlaşma imkanı getirilmişti.

Uzlaşmaya; vergi, resim, harçlar, fon payı ve bunlara bağlı vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarından, vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay nezdinde dava açma, ilgisine göre itiraz ve temyiz süreleri geçmemiş veya ihtilaflı olup kanun yolu tüketilmemiş bulunan amme alacakları için gidilebilmekteydi.

Bu doğrultuda, Maliye Bakanlığı tarafından, söz konusu 5736 sayılı Kanun’un uygulanması sırasında yaşanabilecek tereddütleri gidermek amacıyla, açıklayıcı nitelikte olması gereken tebliğler çıkarılmıştır.

Bu tebliğlerden ilki, 1 Sıra No.lu 5736 Sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanun Genel Tebliği’dir[2]. Tebliğ, Kanun’un tereddüt yaratan bölümlerine açıklık getirerek adil bir biçimde uygulanmasını sağlama amacına yönelik olmaktan ziyade, bazı açılardan daha çok tereddüde sebep olmuştur.

Nihayetinde; Tebliğle (yasal çerçeve içerisinde kalmak şartıyla ilgili olduğu Kanun sınırlarında açıklayıcı olmaktan ibaret olması gerekirken) Kanun’a aykırı hükümler getirildiğini ve bu nedenle Kanun’un kendilerine tanıdığı hakların zedelendiğini düşünen vergi mükellefleri tarafından yargı yoluna başvurulmuştur.

İdari yargıda haklarını arayanlar arasında, yalnızca idari işlemin (uzlaşma talebinin reddinin) iptali talebiyle dava açanlar olduğu gibi, bu taleple birlikte Tebliğ’in ilgili maddelerinin iptali talebiyle de dava yoluna başvuranlar olmuştur.

Söz konusu ihtilaflardan birinde, davacı mükellefin uzlaşma talebinin reddinin iptaliyle birlikte 1 Sıra No.lu 5736 sayılı Kanun Genel Tebliği’nin “I- KAPSAM” başlıklı bölümünün “A. Vergi veya Cezanın Türü İtibarıyla” başlıklı kısmının dördüncü paragrafını oluşturan;

“213 sayılı Kanun’un 344. ve geçici 27. maddeleri uyarınca üç kat kesilen vergi ziyaı cezasının yargı kararı ile bir kat olarak değiştirilmek suretiyle onanmış olması halinde de bu tarhiyata konu vergi ve cezalar ile bunlara bağlı usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları 5736 sayılı Kanun kapsamına girmeyecektir” hükmünün de iptali istenmiştir.

Danıştay 4. Dairesi, ilk derece mahkemesi olarak yetkili olduğu davada, iptali istenen Tebliğ hükmünün yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir.

Yazımızın devamında iptali istenen Tebliğ hükmü, Danıştay’ın verdiği yürütmenin durdurulması kararı ve bu kararın doğuracağı sonuçlar yer alacaktır.

 

II- İPTALİ VE YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASI TALEP EDİLEN TEBLİĞ HÜKMÜ VE DAYANDIĞI KANUN MADDESİ

5736 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 1. fıkrası[3] ile hangi tarhiyatların uzlaşma kapsamına alınacağı belirtilmiş, 2. fıkrasında ise üç kat vergi ziyaı cezalı tarhiyatların uzlaşma kapsamına alınmadığı şu şekilde ifade edilmiştir:

“213 sayılı Kanun’un 344. ve geçici 27. maddeleri uyarınca vergi ziyaı cezası üç kat (iştirak halinde bir kat) olarak uygulanan tarhiyata ilişkin vergi ve cezalar ile bunlara bağlı usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları ve il özel idareleri ile belediyelere ait vergi, resim ve harçlar hakkında bu madde hükmü uygulanmaz.”

1 Sıra No.lu 5736 sayılı Kanun Genel Tebliği’nin iptali istenen ilgili hükmünde ise;

“…üç kat kesilen vergi ziyaı cezasının yargı kararı ile bir kat olarak değiştirilmek suretiyle onanmış olması halinde de bu tarhiyata konu vergi ve cezalar ile bunlara bağlı usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları 5736 sayılı Kanun kapsamına girmeyecektir” şeklinde bir açıklama yapılmıştır.

Oysa üç kat kesilen vergi ziyaı cezasının yargı kararıyla bir kat olarak değiştirilmek suretiyle onanması, bir kat vergi ziyaı cezasından fazla kesilen cezanın iptali anlamına gelir. İdari yargıda verilen iptal kararları ise “makable şamil”dir yani geriye yürür[4]. Daha açık bir anlatımla, iptal kararı neticesinde, iptal edilen idari işlemin yapıldığı tarihe kadar geriye dönülür ve sanki o idari işlem hiç yapılmamış kabul edilir.

Tebliğ hükmü açısından bakıldığında; üç kat kesilen vergi ziyaı cezasının yargı organlarınca bir kat vergi ziyaı cezası olarak değiştirilerek onanması halinde -idare de yargı kararını uygulamak zorunda olduğundan- sanki vergi ziyaı cezalı tarhiyat ilk yapıldığında bir kat cezalı olarak yapılmış gibi sonuç doğurur ve bir kat vergi ziyaı cezalı tarhiyat tesis edilmiş olur.

 

III- DANIŞTAY 4. DAİRESİ’NİN YÜRÜTMENİN DURDURULMASINA İLİŞKİN KARARI

1 Sıra No.lu 5736 Sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanun Genel Tebliği’nin “I- KAPSAM” başlıklı bölümünün “A. Vergi veya Cezanın Türü İtibarıyla” başlıklı kısmının dördüncü paragrafının iptali talebiyle açılan ve E:2008/2836 dosya numarasıyla görülen davada Danıştay 4. Dairesi’nin 23.10.2008 tarihli yürütmenin durdurulması kararının gerekçesi şu şekildedir:

“… bu Kanun kapsamına girmekle birlikte 3 kat vergi ziyaı cezası kesilen tarhiyatlara karşı açılan davalarda, işlemin hukuka aykırılığı tespit edilip 1 kat yerine 3 kat vergi ziyaı cezası verilmesine ilişkin işlemin iptal edilmesi halinde, işlemin tesis edildiği tarihten itibaren hukuka aykırı sonuçları ortadan kalkacağından ve 1 kat vergi ziyaı cezasının da bu Kanun kapsamından yararlanması amaçlandığından, gerçekte hiç tesis edilmemesi gereken bir işlem nedeniyle anılan Kanun’dan yararlanılmasının engellenmesi hukuk devleti ilkesine de ters düşecektir.

Bu itibarla, dava konusu Tebliğ hükmü ile Tebliğ’in düzenleniş amacına aykırı olarak, üst hukuk kurallarında öngörülen çerçeve ve yetkiyi aşar nitelikte düzenleme getirildiği, bu haliyle de hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.”

Görüldüğü üzere Danıştay 4. Dairesi, iptal kararı verilerek üç kat vergi ziyaı cezasının yargı kararı ile bir kat vergi ziyaı şeklinde değiştirilmesi sonucunda sanki ilk baştan bir kat vergi ziyaı cezalı tarhiyat olarak düzenlenmiş gibi sonuç doğuracağını belirtmiştir.

Bu duruma aykırı bir düzenlemenin ise “Hukuk Devleti İlkesi”ne ters düşeceği doğrultusunda karar vermiştir.

 

IV- YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARININ DOĞURACAĞI SONUÇLAR

A- TEBLİĞ HÜKMÜNÜN AÇIKÇA HUKUKA AYKIRI OLDUĞU TESPİT EDİLMİŞTİR

Danıştay veya idari mahkemeler tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilmesi, “idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması” ve “idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması” şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda mümkün olmaktadır (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu md. 27/2).

Dava konusu Tebliğ hükmünün açıkça hukuka aykırı olduğu da Danıştay 4. Dairesi tarafından tespit edilmiş olup yürütmenin durdurulması kararının gerekçesinde bu tespit açıkça belirtilmiştir.

Bu bakımdan, öncelikle, iptal kararı verilmesi ihtimalinin davanın reddedilmesi ihtimaline nazaran daha yakın olduğu sonucuna varılabilir[5].

 

B- MALİYE BAKANLIĞI YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI DOĞRULTUSUNDA İŞLEM YAPMALIDIR

Öğretide genel kabul gören görüşe[6] ve Danıştay içtihatlarına[7] göre yürütmenin durdurulması kararı da iptal kararları gibi geriye yürür ve yürütmenin durdurulmasına karar verilen idari işlem hiç yapılmamış kabul edilerek işlemden önceki durum geri gelir.

Bu doğrultuda açıkça hukuka aykırılığı tespit edilen idari işlemin yürütülmesi askıya alındığı gibi idarenin, Anayasamızın 138/4 maddesi[8] ve İYUK’un 28/1 maddesi[9] gereğince gecikmeksizin (30 gün içinde) hukuka aykırılığı gidermek, yürütmenin durdurulması kararının gerekçesini ve durdurulan işlemin niteliğini dikkate alarak duruma göre yeni bir idari işlem tesis etmek zorundadır.

Söz konusu Tebliğ hükmünün yürütmesinin durdurulmasının, hukuka aykırılığı ve oluşan zararı kendiliğinden engellemediği düşünüldüğünde, idarenin yapması gereken yeni bir tebliğ çıkararak hukuka aykırılığı gidermektir.

Aksi takdirde idarenin sorumluluğu ve idare aleyhine tazminat davası açılması söz konusu olur.

 

V- SONUÇ

Maliye Bakanlığı, Danıştay 4. Dairesi’nin 23.10.2008 tarihli ve E:2008/2836 sayılı yürütmenin durdurulması kararı doğrultusunda yeni bir tebliğ çıkararak yürütmesi durdurulan Tebliğ hükmünden dolayı uzlaşma yoluna başvuramayan mükelleflere uzlaşma yolunu tekrar açması gerekmektedir.

Uzlaşma, sadece daha önce başvurmuş olup başvurusu reddedilen mükellefler için değil, 5736 sayılı Kanun’da belirtilen diğer şartları taşımakla birlikte, hakkında üç kat vergi ziyaı cezalı tarhiyat yapılıp tarhiyatın yargı kararı ile bir kat olarak değiştirilmek suretiyle onanmış olmasından dolayı 5736 sayılı Kanun’dan faydalanamayan tüm mükellefler için getirilmelidir

 


(*) Avukat

[1] 27.02.2008 tarihli ve 26800 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
[2] 04.03.2008 tarihli ve 26806 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
[3]Madde-1: (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere (beyana dayanan vergilerde bu tarihten önce verilmesi gereken beyannamelere) ilişkin olup bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla; 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ikmalen, re'sen ve idarece tarh edilen vergi, resim, harçlar, fon payı ve bunlara bağlı vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarından, vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay nezdinde dava açma, ilgisine göre itiraz ve temyiz süreleri geçmemiş veya ihtilaflı olup kanun yolu tüketilmemiş bulunanlar için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ayın sonuna kadar aynı Kanunun uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre uzlaşma talep edilmesi ve uzlaşma sonucu tahakkuk eden vergi, resim, harçlar, fon payları ile bunlara bağlı vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının ve bu madde kapsamında yapılan uzlaşma tarihine kadar hesaplanacak gecikme faizlerinin, ilk taksidi uzlaşma tutanağının düzenlendiği ayı takip eden aydan başlamak ve 18 ayda 18 eşit taksitte, taksit tutarları ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden itibaren her ay ve kesri için ayrı ayrı binde iki oranında hesaplanacak faiziyle birlikte tamamen ödenmek şartıyla uzlaşmaya konu tutardan kalan alacakların tahsilinden vazgeçilir.
[4] Şeref GÖZÜBÜYÜK-Turgut TAN, İdare Hukuku, C:2 İdari Yargılama Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara, 1999, s. 556
[5] Y. Burak ASLANPINAR, Uzlaşma Geri Geliyor, Hürses, 26.02.2009
[6] Şükrü KIZILOT-Zuhal KIZILOT, Vergi İhtilafları ve Çözüm Yolları, Yaklaşım Yayınları, Ankara, 2008, s. 668; Şeref GÖZÜBÜYÜK-Turgut TAN, İdare Hukuku, C:2 İdari Yargılama Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara, 1999, s. 977 vd.; Şeref GÖZÜBÜYÜK, Yönetsel Yargı, Turhan Kitabevi, Ankara, 2003, s. 460; Ramazan ÇAĞLAYAN, İdari Yargı Kararlarının Sonuçları ve Uygulanması, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2001, s. 205; Celal KARAVELİOĞLU, İdari Yargılama Usulü Kanunu, s. 720; İbrahim TOPUZ-Kadir ÖZKAYA, İdari Yargılama Usulü Kanunu, Mahalli İdareler Derneği Yayını, Ankara, 2002, s. 603; Metin KIRATLI, Yürütmenin Durdurulması, Siyasal Bilgiler Dergisi, C:21, Sayı: 4, s. 193;
[7] Dn. İBGK’nın 09.07.1966 tarih ve 1965/21, 1966/7 sayılı Kararı; Dn. DDK’nın 04.02.1966 tarih ve E. 1966/473 sayılı Kararı; Dn. 5. D.’nin 24.05.1999 tarih ve E. 1998/4622, K. 1999/1685 sayılı Kararı; Dn. 1. D.’nin 21.06.1983 tarih ve E. 1983/116, K. 1983/144 sayılı Kararı.
[8]Madde 138/4 Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.
[9]Madde 28/1 Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında, bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir.