APARTMANLARDA KOMŞULARI RAHATSIZ EDİCİ DAVRANIŞLAR VE YAPTIRIMLARI-I

01 Mart 2010 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

 
YAZININ 2. BÖLÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN



Yazar:
Y. Burak ASLANPINAR
*

Yaklaşım / Mart 2010 / Sayı: 207 /s. 289-291

 

I- GİRİŞ

Nüfus artışı ve hızlı kentleşme, çok katlı binalara yani apartmanlara yerleşme oranını arttırmıştır. Çok sayıda bağımsız bölümü olan bu yapılar, komşuluk ilişkilerini zayıflatmaktadır. Özellikle büyük şehirlerdeki iş ve trafik stresinin ardından; ev ve çevresi, sosyalleşmekten öte, iyi bir dinlenme yeri olarak görülmektedir.

Bu nedenle de sadece birkaç duvar ile birbirinden ayrılan konutlarda, huzurlu yaşam, bu konutlarda yaşayan insanların birbirlerine olan davranışları ile yakından ilgilidir.

Apartmanlarda kat maliklerinin birbirlerini ve çevreyi rahatsız eden davranışlarda bulunması halinde, uygulanacak özel bir mevzuat bulunmamaktadır.

Ancak konuya ilişkin hükümler; başta Kat Mülkiyeti Kanunu, Türk Medeni Kanunu, Borçlar Kanunu ve Kabahatler Kanunu olmak üzere dağınık bir biçimde çeşitli kanunlarda yer almaktadır.

Makalemizde; apartmanlarda, kat maliklerinin komşuları rahatsız eden, çevreye huzursuzluk veren davranışları ve bu davranışlara karşı uygulanacak yaptırımlar, ilgili kanun hükümleriyle birlikte incelenecektir.


II- KAT MÜLKİYETİ KANUNU’NDAKİ HÜKÜMLER

Kat Mülkiyeti Kanunu’nda (KMK) komşuluk ilişkisini düzenleyen çok sayıda hüküm bulunmaktadır. Nitekim KMK’nın 18. maddesine göre;

“Kat malikleri, gerek bağımsız bölümlerini, gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kaidelerine uymak, özellikle birbirini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planı hükümlerine uymakla, karşılıklı olarak yükümlüdürler.

Bu kanunda kat maliklerinin borçlarına dair olan hükümler, bağımsız bölümlerdeki kiracılara ve oturma (Sükna,) hakkı sahiplerine veya bu bölümlerden herhangi bir suretle devamlı olarak faydalananlara da uygulanır; bu borçları yerine getirmeyenler kat malikleriyle birlikte, müteselsil olarak sorumlu olur.”

 Maddede ifade edilen yükümlülükler genel hatlarıyla belirlenmiştir. Bu yükümlülüklere uymayanlara apartman yönetimi tarafından ihtarda bulunulması, ihtara rağmen davranışın devam etmesi halinde ise dava yoluna gidilmesi gerekmektedir.

Açılan dava sürecinde, hakim, ilgilileri dinledikten sonra;

-Kat Mülkiyeti Kanunu’na ve yönetim planına,

-Bunlarda bir hüküm yoksa genel hükümlere ve hakkaniyet kurallarına göre kararını verir (KMK md. 33/2).

Söz konusu mahkeme kararının uygulanmaması halinde ise aynı mahkeme tarafından idari para cezası uygulanır (KMK md. 33/3).

Diğer taraftan, mahkeme kararına rağmen yükümlülüklerini yerine getirmeyen kat maliklerinin bağımsız bölümünün mülkiyetinin diğer kat maliklerine devri de istenebilir.

Önemli olan bir diğer konu da dava sonucunda bağımsız bölümün tahliyesi kararının verilememesidir. Çünkü tahliye kararı, ancak KMK’nın 24. maddesindeki yasak işlerin olması halinde verilebilir. Ancak yukarıda açıklandığı üzere, KMK’nın 25. maddesindeki şartlar dahilinde bağımsız bölümün mülkiyetinin diğer kat maliklerine devri istenebilir(1).

Açılan davada, rahatsızlık verici davranışın önlenmesi ya da sonlandırılması gibi bir talep de söz konusu olabilir.

Burada mahkeme, somut duruma göre değerlendirme yapacak ve gerekirse bilirkişi incelemesine başvurarak kararını verecektir.

Rahatsız edici davranışlardan gürültüye (apartmanda bulunan işyerindeki makinelerin devamlı olarak çıkardığı ses) ilişkin olarak verilen bir Yargıtay kararına göre; “diğer kat maliklerini rahatsız ettiği iddia edilen gürültünün, hoşgörü ve tahammül sınırları içerisinde kalıp kalmadığının tespiti bilimsel cihazlar yardımıyla bilirkişi tarafından yapılmış olmalıdır”(2).

Gürültü ve apartmanda hayvan beslenmesi, en çok yargı önüne taşınan rahatsız edici davranış biçimleridir.

Apartmanda hayvan beslenmesi kural olarak kanunlara aykırı değildir. Ancak, beslenen hayvanın köpek olduğunu varsayarsak, köpeğin; komşuları ısırması, bahçe ve asansör gibi ortak yerlere pislemesi, tahammül sınırlarını aşacak biçimde havlaması, komşuları (özellikle çocukları) korkutacak şekilde devamlı olarak kovalaması rahatsız edici davranışlar olarak görülerek, mahkeme tarafından, köpeğin uzaklaştırılmasına karar verilebilmektedir(3).

Rahatsız etmeme şartı, yönetim planında ayrı bir hüküm olmaması halinde aranmaktadır. Apartmanın yönetim planında hayvan beslenemeyeceği konusunda doğrudan bir kısıtlama getirilmişse (genellikle yönetim planının 27. maddesi ile), bütün kat malikleri söz konusu yasağa uymak zorundadır(4). Bu yöndeki bir taleple her kat malikinin dava açma hakkı vardır(5) (6).


III- TÜRK MEDENİ KANUNU’NDAKİ HÜKÜMLER

 Türk Medeni Kanunu’nun “Komşu Hakkı” üst başlıklı taşınmazın “Kullanım Biçimi”ne ilişkin 737. maddesinde de işbu konuya ilişkin bir hüküm yer almaktadır.

Söz konusu hükme göre;

“Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.

Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır.

Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.”

 Bu maddenin amacı, taşkınlık yapılarak komşuların hakkının zedelenmesinin engellenmesidir.

Komşuluk hukukunda taşkınlık; “komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ile ailesi ve taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemler olarak” tanımlanabilir(7).

Yargıtay’a göre; bu eylemlerin saptanmasında taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin, özellikle de mahalli örf ve adetin önemi vardır. Bu tür uyuşmazlıklarda hakim; gerek zararın varlığını belirlerken, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar ve zarar dengelerini değerlendirip onları karşılıklı olarak korumak durumundadır(8). Taşkın kullanım sayılan fiilin hukuka aykırı olması, bu fiil ile bir zarar meydana getirilmesi ve zararla taşkın kullanım arasında illiyet bağı bulunması hallerinde; o taşınmaz malın komşuluk hukuku ilkelerine aykırı kullanılması söz konusudur(9).

Kısacası, bu maddeye dayanılarak açılan davalar daha çok “haksız elatmanın önlenmesi (müdahalenin men’i)” ve “oluşan zararın giderilmesine (tazmin edilmesine)” yöneliktir.


YAZININ 2. BÖLÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN


*          Avukat

(1)         Yrg. 18. HD.’nin, 25.09.2003 tarih ve E.2003/6121, K.2003/6852 sayılı Kararı.
(2)         Yrg. HGK’nın, 22.04.1992 tarih ve E. 1992/5-202, K. 1992/259 sayılı Kararı.
(3)       Yrg. 18. HD.’nin, 07.07.2008 tarih ve E. 2008/4963, K. 2008/8075 sayılı; 13.04.1995 tarih ve E. 1995/3870, K. 1995/4585 sayılı; 12.09.1995 tarih ve E. 1995/8815, K. 1995/8554 sayılı; 15.02.1993 tarih ve E. 1992/13261, K. 1993/1653 sayılı Kararları.
(4)         Yrg. HGK’nın, 19.02.1982 tarih ve E. 1981/5-780, K. 1982/131 sayılı Kararı.
(5)         Yrg. 18. HD.’nin, 17.03.2003 tarih ve E. 2003/1531, K. 2003/1910 sayılı Kararı.
(6)         Y. Burak ASLANPINAR, Apartmanda Köpek Beslenir mi?”Hürses, 04.02.2010.
(7)         Yrg. 14. HD.’nin, 31.03.2008 tarih ve E. 2008/3150, K. 2008/4333 sayılı Kararı.
(8)         Yrg. 14. HD.’nin, 18.02.2008 tarih ve E. 2007/16334, K. 2008/1760 sayılı Kararı.
(9)         Yrg. 14. HD.’nin, 28.03.2008 tarih ve E. 2008/2781, K. 2008/4226 sayılı Kararı.