YTL Olacak E (Eski) TL

11 Eylül 2008 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Türk Lirası önce önüne gelen tek bir harf ile yenilendi (!), çok kısa bir zaman sonra ise gelen tek bir harfin gitmesiyle eskiyecek mi?

YTL’nin “Y”sine veda ediyoruz 1 Ocak 2009’da. Oysa “yeni”sine, yeni yeni alışmaya başlamıştık.

“Yeni” ibaresinin kalkmasıyla YTL “eski” olacak. Halkın dilindeki ifadesiyle “eski” TL ise en yeni TL olacak. Sanki bilgisayar yazılımı sürümleri gibi geliyor kulağa. Güncellenmiş son sürümde nostaljiye dönüyoruz; yalnızca “TL”.

Ya da popüler terimlerden “3G (3. Nesil Kablosuz Teknoloji)” aklına geliyor insanın. TL, YTL ve son olarak 2. TL dönemi. Yani 3G para birimimiz olacak 2009’dan itibaren.

Amacımız dile dolamak değil milli paramızı, servetimizi. Adı üstünde ve tam anlamıyla “milli servet”. Ama insan üzülüyor, hem de çok üzülüyor.

Kavramlarda takılmayı bırakıp YTL’nin serüvenine dönelim. Yeni ibaresi 1 Ocak 2005’ ten itibaren vatandaşın kafasını karıştırır bir hal almıştı. Çok geçmeden bu durum benimsendi. Benimsendi çünkü dünyanın en büyük kupürlü banknotunun ülkemizde kullanılıyor olması paramızla birlikte ülkemizin itibarını da olumsuz yönde etkilemekteydi.

 

Gerekçedeki Amaçlara Ulaşıldı mı?

Ayrıca eski bol sıfırlı paramız, hayatın her alanında sorunları da beraberinde getirmekteydi. 01 Ocak 2005 tarihinden itibaren varlık kazanan yeni uygulamada paramızdan 6 sıfır atılması hem psikolojik hem de teknik ihtiyacımıza bir cevaptı. 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun’un Genel Gerekçesinde de bu durum, “Ulusal ekonomimizde 1980-2002 döneminde yaşanan enflasyonist süreç dolaşımdaki banknot tutarına da yansımış, 31/12/1980 tarihinde 278,6 milyar Türk Lirası olan tedavüldeki banknot tutarı (emisyon hacmi) 31/12/2002 tarihinde 7 katrilyon 635 trilyon 621,9 milyar Türk Lirasına (27.407 katına) ulaşmıştır. Bu gelişmenin bir sonucu olarak 1927 yılından 1980 yılına kadar dolaşımdaki banknot ihtiyacı 50 Kuruş ile 1.000 Türk Lirası arasında değişik değerlerdeki banknotlarla karşılanabilirken, 1981 yılından günümüze kadar geçen zaman içinde artan dolaşım ihtiyacını karşılayabilmek için üst değerde yeni banknotlar dolaşıma çıkarılmış ve en küçük değerlerdeki banknotlar da tedavülden çekilerek dolaşımdaki banknot kompozisyonu 2002 yılı sonunda 250.000, 500.000, 1.000.000, 5.000.000, 10.000.000 ve 20.000.000 Türk Liralık banknotlardan oluşmuştur. Paramızın taşıdığı kupür değeri bakımından, bugün dünyada rastlanmayan büyüklüklere ulaşması sonucunda, ifade ve yazılmasında çeşitli zorluklarla karşılaşılmaktadır. Bu nedenle, paramızdan altı sıfır atılarak bir milyon Türk Lirası eşittir bir Yeni Türk Lirası (1.000.000 TL = 1 YTL) değişim oranında yeni bir para birimine geçilmesi ve ulusal ekonominin kapsamına giren parasal değer ve kayıtlarda genel bir sadeleştirilme yapılması uygulama açısından pratik bir çözüm olarak görülmektedir” şeklinde ifade edilerek paramızın 6 sıfırlı haliyle var olan manzara ve sıfırların atılmasının gerekliliği anlatılırken ekonomik durum da ortaya konmuş oluyordu.

Paradan sıfır atılmasıyla, sıfırların getirdiği ifade ve yazımdaki zorlukların azaltıldığı ve alışma süreci tamamlandıkça daha da azalacağı kesin.

Peki ya gerekçede bahsedilen enflasyonist süreç!.. İşte o, paradan sıfır atmayla sonlanmıyor ne yazık ki. Az veya çok sıfırlı, vatandaşın alım gücü her geçen gün düşüyor. Çok daha ciddi, detaylı ve bağımsız ekonomik planlara ihtiyaç olduğu açık.

Kaldı ki bu gidişle sıfırlar, kabusa dönüşerek birer ikişer geri dönecek gibi görünüyor, Freddy edasıyla.