Yeni Çek Kanunu’na Göre Son Yargıtay Kararları-II

19 Şubat 2010 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Yeni Çek Kanunu’nun getirdiği en önemli yenilik, önceki kanundan (3167 sayılı Kanun) farklı olarak karşılıksız çek suçu için hapis cezasının verilemeyecek olması. Hatta karşılıksız çıkan vadeli (ileri tarihli) çeklerde, artık, adli para cezası dahi verilemiyor.

Bu durumda Yeni Çek Kanunu’ndaki hükümlerin, önceki kanuna göre şüpheli veya sanığın daha lehine olduğu açık.

Biz de 25 Aralık 2009 tarihli yazımızda bu konuya değinmiş ve vadeli çekin karşılıksız çıkması halinde (üzerinde yazılı olan tarihten önce ibraz edildiğinde) hapis cezası uygulamasının, önceki kanunda olmasına rağmen Yeni Çek Kanunu’nda olmaması özelinde şu soruyu sormuştuk:

“Yeni Çek Kanunu’nun 5. maddesi, Türk Ceza Kanunu’nun 2, 5 ve 7. maddeleri gözetilerek “lehe kanun” sayılacak, artık böyle bir karşılıksız çek suçu olmadığı için bu kişiler hapis cezasından kurtulabilecek mi?”

Bu ve buna benzeri sorulara cevap Yargıtay’dan geldi.

 

Yargıtay: Yeni Çek Kanunu Lehe Olduğundan Sanığın Serbest Bırakılmasına Karar Verildi

Yargıtay kararlarına geçmeden, yukarıda sözünü ettiğimiz Türk Ceza Kanunu maddelerinin ilgili bölümlerini, üzerindeki tarihten önce bankaya ibraz edilen ve karşılıksız çıkan çekler için değerlendirmek yerinde olacak.

- TCK’nın 2. maddesine göre; “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.”

Vadeli çekin süresinden önce ibrazında Yeni Çek Kanunu’na göre suç oluşmuyor.

- TCK’nın 7. maddesine göre; “İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanunî neticeleri kendiliğinden kalkar.

Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.”

3167 sayılı Kanun’a göre, çekin üzerindeki tarihten önce bankaya ibraz edilmesi halinde, karşılığının bulunmaması, suç sayılıp (karşılıksız çek) hapis cezası ile sonuçlanabiliyordu. Ancak 5941 sayılı Yeni Çek Kanunu’nda bu durum, karşılıksız çek keşide etmek suçu sayılmıyor. Hapis cezası bir yana, adli para cezası bile yok. Bu durumda, sonradan yürürlüğe giren Yeni (5941 sayılı) Çek Kanunu’nda böyle bir suç öngörülmediği ve sonraki bu kanun “lehe kanun” olduğu için ceza uygulanmaması, uygulanıyorsa da söz konusu cezanın infazının durdurulması gerekiyor.

- TCK’nın 5. maddesine göre ise yukarıdaki 2 ve 7. madde gibi TCK’nın genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.

Yani TCK’nın 2 ve 7. maddeleri Çek Kanunu’ndaki suçlar ve cezalar hakkında uygulanacaktır.

Yargıtay’ın bu yöndeki yakın tarihli kararında da[1];

“-20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu ile 3167 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde[2]ve ayrıca 5941 sayılı Kanun’da, 3167 sayılı Kanun’un aksine, 5271 sayılı CMK’nın 195. maddesinde yazılı açıklamanın yer aldığı davetiyenin tebliğ edilerek sanığın yokluğunda hüküm kurulmasının öngörülmemiş olması nedeniyle sanığın sorgusunun yapılmasından sonra bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması,

-Kabule göre; adli para cezasının, 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı Karar’ın 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, İNFAZIN DURDURULMASINA sanığın başka bir suçtan HÜKÜMLÜ YA DA TUTUKLU DEĞİL İSE SERBEST BIRAKILMASI için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılmasına” hükmedilmiş[3].

Diğer taraftan, Yeni Çek Kanunu’nun çeşitli maddelerinin Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği iddiasıyla Anamuhalefet Partisi ve İzmir 26. Asliye Ceza Mahkemesi[4], Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Yargıtay’ın bu önemli kararlarına yenilerinin ekleneceği kesin. Bakalım diğer yüksek mahkememizin (Anayasa Mahkemesi) kararları nasıl olacak…




[1]Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 28.12.2009 tarihli ve E:2009/15031, K:2009/19857 sayılı Kararı.
[2]Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 25.01.2010 tarihli ve E:2008/2928, K:2010/999 sayılı Kararı da kararın buraya kadarki bölümü ile aynıdır.
[3]Kararın, sanığın yokluğunda hüküm verilmesi ve adli para cezasının TL olarak belirlenmesindeki zorunluluk ile ilgili bölümlerinin ayrıca incelenmesi gerektiğinden burada değinilmemiştir.
[4] 5941 sayılı Çek Kanunu’nun taahhüt verilmesi ile ilgili geçici 2/1-b maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla yapılan başvuru, Anayasa Mahkemesi’nde, E:2010/3 dosya numarası ile görülmektedir.