Yatırım İndirimi ve 16-17 Kasım

13 Kasım 2009 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Önümüzdeki Pazartesi ve Salı yani 16-17 Kasım 2009 günleri, geçici verginin beyan ve ödeme tarihleri…

Bu tarihler, halen yatırım indirimi hakkını tüketmemiş olup da geçici vergi beyanında bulunacaklar için büyük önem taşıyor. Niçin mi?

Öncelikle yatırım indirimiyle ilgili durumu bir kez daha hatırlayalım:

Yatırım indirimi istisnası uygulaması, 5479 sayılı Kanunla 01.01.2006 tarihinden itibaren kaldırılmıştı. Ancak, Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 69. madde ile 2006, 2007 ve 2008 yıllarıyla sınırlı olmak üzere, yatırım indirimi hakkı olanların bu hakkı kullanmaları öngörülmüştü. Kazanılmış hak niteliğinde olan bu indirimin, tüketilememiş olsa da, 3 yıl ile sınırlı tutulması konusu; Anayasa Mahkemesi’ne taşınmış ve nihayetinde Anayasa Mahkemesi’nin 15 Ekim 2009 tarihli toplantısında Kanun’daki “sadece 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait”ibaresinin iptaline karar verilmişti[1].

Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de yayımlanmakla yürürlük kazanıyor. Söz konusu iptal kararı ise henüz Resmi Gazete’de yayımlanmadı. Anayasa Mahkemesi’nin bazı kararlarının aylar hatta yıllar sonra yayımlandığı hesaba katılırsa, kararı 16 Kasım’a kadar Resmi Gazete’de görebilmek zor gibi... Bu noktada en doğrusu; vergi idaresinin, “yatırım indirimi hakkı olanların, bu haklarını 3. geçici vergilendirme döneminde kullanabilmeleri” yönünde açıklama yapmasıydı. Ancak, şurada birkaç gün kalmasına rağmen açıklama gelmemesi, vergi idaresinin suskun kalacağını gösteriyor.

 

Yatırım İndirimi Hakkı Olanlar Ne Yapmalı?

Ortada Anayasa Mahkemesi tarafından verilmiş bir iptal kararı var. Ama yayımlanmadı. Bu durumda, yatırım indirimi hakkı olanlar ne yapmalı?

2009 yılının 1. ve 2. geçici vergilendirme dönemlerinde “ihtirazi kayıtla” beyanda bulunup dava açanlar olmuştu. O davalar sürerken Anayasa Mahkemesi’nden iptal kararı geldi.

Davayı bakan mahkemelerin bu kararı dikkate almadan karar vermeleri mümkün değil. Çünkü Anayasa Mahkemesi kararları “yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar” (Anayasa md. 153/6).

Bu yönde çok sayıda Danıştay kararı da var:

“Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiği bilinmesine rağmen, görülmekte olan davaların, Anayasa’ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin, ‘Anayasa’nın Üstünlüğü Prensibi’ne ve ‘Hukuk Devleti İlkesi’ne aykırı düşeceğini kabul etmek gerekir.”[2] 

“Geriye yürümezlik kuralı, Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiği bilinen yasa hükümlerinin, bu hükümlere dayanılarak tesis edilmiş olan idari işlemlerin iptali istemiyle açılan ve halen görülmekte olan davalarda da uygulanacağı anlamını taşımamaktadır. Aksine bir yorum, ‘Hukuk Devleti’ ve ‘Anayasa’nın Üstünlüğü’ ilkeleriyle bağdaştırılamaz.”[3] 

Bu yılın 1. ve 2. geçici vergilendirme dönemlerinde ihtirazi kayıtla beyanname verip dava açanların, yatırım indirimi istisnasını kullanamamalarından dolayı indiremedikleri miktarları mahkemeler aracılığıyla geri almaları çok yüksek bir ihtimal.

 

16 Kasım'da İhtirazi Kayıtla Beyan En Doğrusu

1. ve 2. geçici vergiyi ne şekilde beyan ederlerse etsinler (ihtirazi kayıt koyarak ya da koymadan), yatırım indirimi hakları tükenmeyenler için en doğru yöntem; “ihtirazi kayıtla” ama yatırım indirimi istisnasını dahil etmeden beyanname vermeleri. Çünkü dava açmak istemeleri halinde, kural olarak kendi beyanına karşı açmak mümkün olmadığından, ihtirazi kayıt konup konmadığı araştırılacaktır.

İhtirazi kayıt iradesi; beyannameye işlenebileceği gibi, beyanname süresi içinde olmak kaydıyla beyanname ile birlikte veya daha sonra ayrıca verilecek bir dilekçe ile de belirtilebilir[4].

Tahakkuk fişi düzenlendikten sonra 30 gün içinde dava açmak gerekiyor. Anayasa Mahkemesi iptal kararı karşısında, açılan davanın mükellef lehine sonuçlanacağını, yatırım indiriminin kullanılamamasından dolayı fazladan ödenen verginin geri alınacağını tahmin etmek güç değil. Bir diğer ihtimalin de yatırım indirimi istisnasını kullanarak beyanname vermek olduğu söylenebilir. Bu durumda da vergi idaresinin yapacağı muhtemel cezalı tarhiyata karşı dava açılacaktır. Anayasa Mahkemesi kararı ve yukarıda özetine yer verilen Danıştay kararları ışığında bu idari işlemi iptal ettirmek de mümkün görünüyor. Ancak sözünü ettiğimiz ihtirazi kayıtla beyanda bulunup daha sonra yatırım indiriminden kaynaklanan miktarın iadesini talep etmek daha emin bir yöntem olacaktır.

 


[1] Anayasa Mahkemesi’nin 15.10.2009 tarihli toplantısında, yatırım indirimi istisnasını kaldıran 5479 sayılı Kanun’un yürürlüğe ilişkin 15. maddesinin 2. bendinde yer alan “2” ibaresi de (Yatırım indirimi istisnasını düzenleyen Gelir Vergisi Kanunu’nun 19. maddesinin 01.01.2006 tarihinden itibaren kaldırılmasını öngörmekteydi) iptal edilerek; yatırım indirimi istisnasının, 5479 sayılı Kanun’un yayımlandığı tarih olan 30.03.2006 tarihinden geriye yürür bir biçimde kaldırılması Anayasa’ya aykırı bulunmuştur.
[2] Danıştay İDDK’nın 26.06.2008 tarihli ve E.2007/2326, K.2008/1714 sayılı; Danıştay 7. D.’nin 13.12.1999 tarihli ve E.1999/1192, 1999/4113 sayılı Kararları.
[3] Danıştay 2. D.’nin 12.01.2005 tarihli ve E.2004/3749, K.2005/87 sayılı; Danıştay 5. D.’nin 17.09.2003 tarihli ve E.1999/3664, K.2003/3509 sayılı Kararları.
[4]Danıştay 4. D.’nin 26.01.2005 tarihli ve E:2004/2230, K:2005/105 sayılı; Danıştay 3. D.’nin 26.10.1993 tarihli ve E:1992/2143, K:1993/2931 sayılı Kararları.