Vergi Kaçakçılığı Suçuna İştirak Halinde Cezayı Hangi Vergi Dairesi Kesmeli?

28 Mayıs 2010 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Vergi kaçakçılığı suçunun oluşmasına neden olan fiiller Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde yer alıyor.

Maddenin anlaşılması pek de kolay değil. Çünkü söz konusu suçlar, cümle içlerinde ve karışık bir biçimde sayılmış.

Durumu biraz daha sadeleştirerek, karşılığında öngörülen hapis cezasına göre vergi kaçakçılığı suçlarını üç grup halinde şu şekilde sıralayabiliriz:

“a” grubu (18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası gerektiren) fiiller;

a1-Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hilesi yapmak,

a2-Gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açmak,

a3-Çift defter kullanarak asıl deftere yazılması gereken işlemleri, vergi kaybı doğuracak şekilde başka deftere, belgeye ya da kayıt ortamına kaydetmek,

a4- Defter, kayıt ve belgeleri tahrif etmek,

a5- Defter, kayıt ve belgeleri gizlemek (ibraz etmemek),

a6-Muhteviyatı (kapsamı) itibariyle yanıltıcı belge düzenlemek,

a7-Muhteviyatı (kapsamı) itibariyle yanıltıcı belge kullanmak,

“b” grubu (3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gerektiren) fiiller;

b1-Defter ve belgeleri yok etmek,

b2-Sahte belge düzenlemek,

b3-Sahte belge kullanmak,

“c” grubu (2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gerektiren) fiiller;

c1-Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgeleri, Bakanlık ile anlaşması olmadığı halde basmak,

c2-Bu belgeleri bilerek kullanmak.

Bu eylemlerde bulunduğu tespit edilenler, yalnızca 18 aydan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle asliye ceza mahkemesinde yargılanmıyor.

Aynı zamanda neden oldukları vergi kaybı (ziyaı) kadar tarhiyat yapılmakla birlikte bu tutarın 3 katı kadar da “vergi ziyaı cezası” kesiliyor (Vergi Usul Kanunu md. 344). Gecikme faizi de cabası…

Yukarıda sayılan fiillere iştirak edenler (katılanlar) hakkında ise 1 kat vergi ziyaı cezası uygulanıyor. Vergi aslı istenmiyor.

Haksız yere vergi ziyaı cezası kesildiği düşünülüyorsa, asıl mükellefin olduğu gibi iştirak etiği iddia edilen kişinin de vergi mahkemesinde dava açarak cezayı iptal ettirme hakkı var.

Ancak işin esasına girmeden, ceza kesmeye yetkili vergi dairesinin hangisi olduğuna dikkat edilmesi gerekiyor.

Örneğin, sahte fatura düzenlediği iddia edilen A, “X” Vergi Dairesi mükellefi. Bu suça iştirak ettiği iddia edilen mükellef B ise “Y” Vergi Dairesi’ne kayıtlı.

A hakkındaki vergi ziyaı cezasının X Vergi Dairesi tarafından kesileceği konusunda şüphe yok. Peki ya sahte fatura düzenleme fiiline iştirak ettiği iddia edilen B hakkındaki vergi ziyaı cezası hangi vergi dairesi tarafından kesilecek?

B’nin başka (Y) vergi dairesinde mükellefiyet kaydı olsa da hakkındaki iştirakten dolayı vergi ziyaı cezası kesme işleminin asıl incelemeyi yapan X Vergi Dairesi tarafından yapılması gerekiyor.

Çünkü Danıştay kararlarında da belirtildiği üzere; iştirak eylemi nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezalarına karşı açılan davaların çözümünde, eylemine iştirak edilen asıl yükümlü ya da yükümlüler adına kesilen cezaların kesinleşip kesinleşmediği önem taşıyor.

Asıl yükümlüler adına kesilen cezalar, henüz kesinleşmemiş olabilir ya da kesinleşme durumu farklı olabilir. Asıl yükümlü ya da yükümlüler ile bunların fiillerine iştirak eden yükümlülerin her birine bağlı oldukları vergi dairelerince ceza uygulanması, aralarında bağlantı bulunan bu cezalara karşı açılan davaların farklı yargı yerlerince sonuçlandırılmasına neden olabilir. Bunun da hüküm aykırılıklarına sebebiyet verebileceği göz önüne alındığında, sözü edilen cezaların, eylemine iştirak edilen yükümlü ya da yükümlülerin bağlı oldukları vergi dairesi müdürlüklerince kesilmesi gerekir.

Bu durumda, örneğimizdeki eyleme iştirak ettiği iddia edilen B’ye, iştirakten dolayı kendi (Y) vergi dairesi tarafında ceza kesilmesi, dava açılırsa, başlı başına cezanın iptal edilmesi nedeni oluyor.