Vergi İncelemesi İşyerinde Yapılmadıysa Hapis Cezası Yok

04 Haziran 2010 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Vergi kanunlarında değişiklik yapacak olan Torba Kanun Tasarısı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülüyor. Söz konusu kanun tasarısıyla; başta Anayasa Mahkemesi iptal kararları doğrultusunda olanlar olmak üzere, vergi kanunlarında çok sayıda değişiklik yapılması öngörülüyor.

Bu değişikliklerden biri de vergi incelemesi oranının artırılması.

Bir başka deyişle, her mükellefin birkaç yılda bir incelenmesi hedefleniyor.

Bu sıklıktaki yaygın inceleme için ne kadar çok inceleme elemanı ve altyapı gerektiği sorunu bir tarafa; keşke mevcut %1-2’ler düzeyindeki incelemelerin usulüne ilişkin idareyi zorlayacak tedbirler de alınsaydı. Örneğin, incelemenin yapılacağı yere ilişkin Vergi Usul Kanunu’nun 139. maddesi.

Söz konusu maddenin ilk iki fıkrasına göre;

“Vergi incelemeleri, esas itibariyle incelemeye tabi olanın işyerinde yapılır.

İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir.”

Kanun hükmü gayet açık. Vergi incelemesinin işyerinde değil vergi dairesinde yapılması ancak 2. fıkradaki istisnalarda mümkün.  Aksi halde işyerinde yapılmayan incelemenin usulsüz olması gerekir.

Ama uygulamada tam tersi görülüyor. Bırakın tebligatla istemeyi, vergi dairesinden bir telefon açılıp mükellefin defter ve belgelerini getirmesi, yoksa ceza kesileceği bildiriliyor.

Bu durumda ya da incelemenin istisnalar dışında dairede yapılması neticesinde yapılan tarhiyat ve cezaya karşı dava açıldığında ise maalesef Danıştay pek olumlu bakmıyor.

“İncelemenin işyerinde yapılmamış olmasının tek başına tarhiyatı kusurlandırmayacağı”yönünde kararlar verebiliyor[1].

Ancak madalyonun bir de öbür yüzü var. Bilindiği gibi, Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde yer alan vergi kaçakçılığı suçunu oluşturan bir fiil söz konusuysa 18 aydan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle ceza mahkemesinde de yargılama yapılıyor. Sonuçta büyük ihtimalle uyuşmazlık Yargıtay’a taşınıyor.

Yargıtay’ın vergi incelemesinin yapılacağı yere ilişkin olarak 2 ay önceverdiği karar ise;

“213 sayılı Kanun’un 139/2 maddesinde incelemenin dairede yapılmasına imkan veren istisnalardan birinin varlığı önceden belirlenmeden faaliyetini sürdürdüğü anlaşılan sanığa defter ve belgelerin ibrazı için yapılan tebligatın geçerliliği bulunmadığı ve bu nedenle yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyetine hükmolunması yasaya aykırıdır” şeklinde[2].

Yani istisnalar dışında işyeri yerine vergi dairesinde yapılan incelemeden dolayı hapis cezası ile yargılanan kişi, beraat ediyor.

Yargıtay’ın kararı, kanun hükmünün gereği. Vergi idaresi de kanunu ve inceleme usulünü gerektiği gibi uygularsa belki de gerçekten vergi kaçakçısı olan kişilerin hapis cezasından kurtulması önlenmiş olur.

Mükelleflerin yapması gereken ise yükümlülükleri gibi haklarını da iyi bilip uygulattırmak olmalı. Vergi incelemesi için mükellefin defter ve belgeleri telefonla isteniyorsa tebligat yapılmadan bunun gerçekleştirilemeyeceği belirtilmeli. Mükellefin durumu istisnalardan olmadığı halde yapılan tebligatta da defter ve belgeleri vergi dairesine götürmesi isteniyorsa resmi kayda girecek bir yazı ile incelemenin işyerinde yapılması talep edilmeli.

Böylece hem vergi idaresi hem de mükelleflerin gayretiyle usulüne uygun işlemler yapılır ve haklı ile haksızın ayırt edilmesi daha kolay olur.




[1]DVDDK’nın 25.01.2002 tarih ve E.2001/468, K.2002/45 sayılı Kararı.
[2]Yrg. 11. CD’nin 06.04.2010 tarih ve E.2007/6714, K.2010/4158 sayılı Kararı.