Torba Kanun’daki Kısmen-Tamamen Komedisi

19 Mart 2011 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

6111 sayılı Torba Kanun[1] ile vatandaşın devlete olan neredeyse tüm borçlarına ödeme kolaylığı getirildi. Dava aşamasındaki (ihtilaflı) vergi ve vergi cezaları da ödeme kolaylığı getirilen borçlardan.

İhtilaflı vergi borçları hakkındaki düzenlemenin nasıl olacağını, kanun henüz tasarı halindeyken, 12 Aralık 2010 tarihinde bu köşede yayımlanan Dava Aşamasındaki Vergilere Bir Garip Yapılandırma - I  başlıklı yazımızda açıklamıştık. Tasarının kanunlaşması sonrasında, uygulamaya yönelik bu açıklamalarımız ve 13 Aralık 2010 tarihinde yayımlanan   Dava Aşamasındaki Vergilere Bir Garip Yapılandırma - II” başlıklı yazımızda belirttiğimiz gariplikler geçerliliğini korudu.

Kanunun uygulanması sırasında ise bu garipliklere her geçen gün bir yenisi ekleniyor. İşte bir örnek…

 

Davanın Kısmen Kazanılması, Tamamen Kazanılmasından Daha Avantajlı

“A Şirketi”hakkında yapılan inceleme sonrasında 100.000 TL kurumlar geçici vergisi tarhiyatı yapılmış ve bu tarhiyatın 1 katı yani 100.000 TL kadar da vergi ziyaı cezasıkesilmiş. Şirket vergi mahkemesinde açtığı davayı tamamen kazanıyor. Yani mahkeme hem vergiyi hem de cezayı tamamıyla iptal ediyor (Torba Kanun’dan yararlanılmaz ve dava bu şekilde sonuçlanırsa; A Şirketi hiçbir ödeme yapmayacak). İdare kararı temyiz etmiş ama Danıştay henüz karar vermemiş.

Bu durumda A Şirketi, vergi aslının % 20’sini yani 20.000 TL[2] + TEFE/ÜFE oranlarına göre hesaplanacak miktarı ödeyerek 6111 sayılı Torba Kanun’dan yararlanabiliyor. Bu şekilde, dava miktarına göre çok düşük bir ödemeyle, henüz sonuçlanmamış davayı kaybetme ihtimalinde ortaya çıkacak yüksek borcun riskinden kurtulmuş oluyor.

“B Şirketi”hakkında yapılan inceleme sonrasında da 100.000 TL kurumlar geçici vergisi tarhiyatı yapılmış ve 100.000 TL kadar da vergi ziyaı cezası kesilmiş. Bu şirket de dava açıyor ama davayı kısmen kazanabiliyor. Vergi mahkemesi geçici verginin aslına ilişkin tarhiyatı iptal ediyor ama vergi ziyaı cezasını iptal etmiyor[3]. Bir başka deyişle dava vergi aslı bakımından kısmen kabul ediliyor, ceza bakımından ise kısmen reddediliyor(Torba Kanun’dan yararlanılmaz ve dava bu şekilde sonuçlanırsa; B Şirketi, 100.000 TL vergi ziyaı cezasını gecikme faizi ve gecikme zammıyla birlikte ödemek zorunda kalacak). Hem şirket hem de idare kararı temyiz etmiş ama Danıştay henüz karar vermemiş.

B Şirketi için durumu daha sıkıntılı olduğu çok açık. Sizce, Torba Kanun’a göre ne kadar ödemek zorunda olursa adaletli olur?A Şirketi’nden daha fazla, en azından aynı miktarda ödeme yapmalı, değil mi?

Peki, ne kadar ödeyecek? Hiç!

Çünkü ilgili hüküm özetle şöyle diyor[4]:

“Son kararın kısmen kabul, kısmen red olması halinde; Torba Kanun’dan yararlanmak isteyen mükellef,yalnızca aleyhine olan kısımdaki yani dava konusunun kısmen reddedilen bölümündeki (Kanun’daki ifadesiyle tadilen tasdik edilen[5]) vergi aslını ödeyecek. Bu ödemenin yapılması şartıyla geriye kalan vergi ve ceza silinecek”

B Şirketi örneğinde ise dava konusu işlemin vergi aslına ilişkin kısmı iptal edilmiş, geriye yalnızca ceza kalmış. Dolayısıyla B Şirketinin ödeyeceği bir vergi yok. İşin ilginç olan bir diğer tarafı da Kanun’da “ödenmesi şartıyla” ifadesi var. Ama ortada B Şirketi’nin ödeyebileceği bir miktar yok. Ne garip değil mi?



[1]25.02.2011 tarihli ve 1. mükerrer 27857 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
[2]Bu tutar vergi aslının faiz işlemeden önceki hali olup TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak güncellenecektir. Ödemenin peşin yapılması halinde, TEFE/ÜFE oranlarına göre yeniden hesaplanan tutar aynen; 6 ilâ 18 taksit seçeneğinin tercih edilmesi halinde ise 1,05 ilâ 1,15 arasında taksit sayısına göre değişen katsayılarla çarpılmak suretiyle ödenecektir.
[3]Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesine göre mahsup dönemi geçen geçici vergi aslı terkin edilmesi gerekirken, idarenin bunu yapmaması neticesinde açılan davalarda sıkça rastlanılan bir durumdur.
[4]6111 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi.
[5]Kanun’da “kısmen kabul, kısmen red” yerine “tadilen tasdik” ifadesi kullanılmıştır. Yine Kanun’da, mahkeme kararından söz edilirken, “tasdik” veya “terkin” ifadelerine de yer verilmiştir.Yargı mercii olan vergi mahkemesi veya Danıştay’ın idarenin herhangi bir işlemini tasdik veya tadilen tasdik etmesi söz konusu olmadığı gibi vergiyi/cezayı terkin etmesi de söz konusu değildir.
Mahkeme ancak davanın kabulüne/kısmen kabulüne karar vererek idari işlemi iptal/kısmen iptal edebilir ya da davayı tamamen reddedebilir.