Sosyal İade

23 Ekim 2008 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Yepyeni bir sosyal güvenlik sistemimiz var artık. Bu sisteme geçişte nice sancılar çekildi, tartışmalar yaşandı. Her şeye rağmen yavaş yavaş hayata geçiyor. Tabii bazı şeyler kanunların yürürlüğe girdiği anda hemen vücut bulamıyor. Halen, herhangi bir işlemden önce Sosyal Güvenlik Kurumu çalışanları da dahil olmak üzere “SSK mı, Emekli Sandığı mı yoksa Bağ-Kur mu?” soruları yönetiliyor.

Yeni sistemde sigortalının birçok hakkı elinden alındı. Yürürlük maddelerinin ara dönemlerinde daha fazla hak kaybına uğramak istemeyen, sayıları milyonlarla ifade edilen vatandaş ilk defa sigortalı oldu. İyi yanından bakarsak kayıt dışı istihdamın bir kısmı da kayıt altına alınmış oldu. Bundan sonra sigortalı olacakları ise zor günlerin beklediği açık.

Uygulamada iyi yönde gelişmeler yok mu? Var elbette. Mesela istediğiniz hastaneye gidebileceksiniz deniliyor. Ya da gittiğiniz her yere sağlık karnesi taşımak zorunda değilsiniz artık. Hastanede TC kimlik numaranızı söylemeniz yeterli. Ama bunun için de prim yatan SGK merkezine belgelerinizle gidip görevlinin bir tuşa basmasını sağlamak için saatlerce sıra beklemek zorundasınız. Neyse çekilir bir defalık, sağlık karnesi zulmünden kurtulalım da.

Sosyal güvenlik reformunun etkileri, yankıları yaz yaz bitmez. En iyisi bu yazıyı güncel olan bir duruma ayırmak. İşverenleri ilgilendiren prim borçlarının ödenmesiyle bir duruma…

 

Sosyal Güvenlik Prim Borçlarının KDV İade Alacağından Mahsubu

5510 sayılı Kanun; vergi mükellefi de olan işverenin, ödemesi gereken sosyal güvenlik prim borçlarını KDV iade alacağından mahsup edebilmesi imkanını tanıyor. Aslında önceki kanunda ve kanuna göre hazırlanan tebliğde de bu imkan yer almıştı. Ancak değişikliklerin sindirilmesi, uygulamaların yerleşmesi sürecinde bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor.

5510 sayılı Kanun’un ilgili maddesine dayanarak çıkarılan ve dünkü Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğe göre sigorta prim borçları, katma değer vergisi iade alacağından mahsup edilmek suretiyle de ödenebilecek. Katma Değer Vergisi iade hakkı sahibi işveren(mükellef); kendisinin, mal veya hizmet satın aldığı ya da iştirak veya ortaklık ilişkisi içinde bulunduğu işverenlerin sigorta prim borçları için de mahsup talep edebilecek. Bu haktan ayırım yapılmaksızın tüm işverenler yararlanabilecek.

Bildiğiniz gibi özel sektörde bir ayın prim borcu sonraki ayın sonuna dek ödenebiliyor. Mesela Ekim ayı prim borcunun Kasım ayının son gününe kadar ödenmesi gerekiyor. Aksi halde gecikme cezası ve zammıyla karşılaşılıyor. KDV iade alacağının mahsup yoluyla ödenmesinde ise bu süre 15 gün uzuyor. Yani en geç Kasım ayının son günü ödenmesi gereken örneğimizdeki prim borcu, 15 Aralık 2008 mesai bitimine kadar vergi dairesince KDV iade alacağından mahsubu yoluyla ödenmesi halinde gecikme cezası ve zammı uygulanmıyor. Son günlerin resmi tatile rastlaması durumunda süre, tatilden sonraki ilk iş günü mesai bitimine kadar uzuyor. Mahsup edilen miktarın prim borcunun tamamına karşılamaması halinde ise kalan miktar için 15 günlük ilave süre dikkate alınmadan gecikme cezası ve zammı alınıyor.

Buraya kadar olan kısım için “Eski kanuna göre de uygulanmıyor muydu zaten, değişen ne ki?” diye soracaksınız. Bir soru da benden; “Ya mahsup talebini siz zamanında iletseniz bile vergi dairesince SGK’ya zamanında ödeme yapılmazsa ne olacak?” Eski kanunla birlikte geçici çözümler getiren geçici maddeler ve tebliğler de kalktığına göre yeni durumda cezayı işveren yani mükellef çekecek gibi…