Mücadele-i Rüşvet - I

19 Eylül 2008 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

YAZININ 2. BÖLÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN

Maliye Bakanlığı geçen hafta bir rehber yayınladı. Adı “Vergi İnceleme Elemanının Rüşvetle Mücadele Rehberi”. Maliye’nin kendi oluşturduğu bir rehber değil ne yazık ki. OECD tarafından yayınlanmış aynı adlı rehberin Türkçe’ye çevirisi.  Bize ve kanunlarımıza uyarlanmış olduğu söyleniyor.

Rehberde rüşvet, “kamu görevlisinin performansını etkilemek için, görev gereği yapmaması gereken uygunsuz bir şeyi yapması veya yapması gereken bir şeyi yapmaması için gönüllü olarak kendisine değerli bir şeyin verilmesi” şeklinde tanımlanmış. Biraz taraflı bir tanım olmuş, rüşvet veren baz alınmış. Sanki yalnızca kamu görevlisine rüşveti veren suç işliyormuşçasına.

Oysa Türk Ceza Kanunu’ndaki rüşvet tanımı, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlaması” biçimindedir. Rüşveti alanın bilfiil çalışan bir kamu görevlisi olması şarttır[1]. Rüşvet çok failli bir suçtur; rüşveti veren ve alan. Ama rüşveti alan kişi, yalnızca bir kamu görevlisi olabilir.

Rüşveti veren kişinin kamu görevliliği gibi özel bir niteliği olması şartı yoktur. Ancak aynen kamu görevlisi gibi ve aynı nispette cezalandırılır.

Ayrıca üstteki tanımın dışında kalan hallerde rüşvet suçu oluşmaz. Rüşvet suçunun kapsamı, toplumdaki yanlış kullanımdan ötürü bilindiğinden çok daha geniş sanılmaktadır. Örneğin, zaten görevi olan bir işi yapmak için kamu görevlisinin vatandaştan talebiyle vücut bulan irtikap suçudur. Veya rüşvet diye adlandırılmasına rağmen görevi kötüye kullanma ya da dolandırıcılık suçu oluşmuş olabilir.

Rüşvet için, rüşveti alacak olan kamu görevlisiyle verecek olan kişinin eşit şartlardaymış gibi adeta özel sektör gibi anlaşmaya vararak bu suçu işlemeleri gerekir.

Maliye’nin yayınladığı rehberde Türk Ceza Kanunu’ndaki hükümden bahsedilse de asıl tanım ilk şekilde verilmiştir. Bir çeviri olduğu söylense bile uyarlanmalıdır.

Rehberde vergi inceleme elemanlarına “Bakın, rüşvet vermeye kalkarlar. Dikkatli olun!” öğüdü veriliyor. Oysa ki Türk Ceza Kanunu’nda rüşvet suçunun tanımı bakımından kamu görevlisinin baz alındığı hesaba katılarak “Aman işinizi doğru dürüst yapın. Rüşvet vermeye kalkmalarına siz mahal vermeyin. Aksi halde cezalar çok ağır” uyarısı daha yerinde olabilirdi. Çünkü görevi nedeniyle anlaşarak yarar sağlamayacak bir kamu görevlisine asla zorla bir şey verilemez, verilse de yukarıda izah edildiği gibi o artık rüşvet suçu olmaz.

Adı üstünde aslında, rüşveti alan ve hatta verenle mücadele değil sanki amaç; “rüşvet”le mücadele.

Hayali enflasyon, trafik canavarları yaratarak insan faktöründen ayrı tutup onlarla boğuştuğumuz gibi. 

 

YAZININ 2. BÖLÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN



[1] Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler, kooperatifler ya da halka açık anonim şirketlerle hukuki ilişki tesisinde veya tesis edilmiş hukuki ilişkinin devamı sürecinde, bu tüzel kişiler adına hareket eden kişiler de rüşvet suçu bakımından kamu görevlisi sayılırlar.