Mirasın Hükmen Reddi

07 Nisan 2016 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

Mirasın Hükmen (Hükmi) Reddi

Kural olarak miras, tüm hak, alacak ve borçları ile kendiliğinden mirasçılara geçiyor. Ancak ölüm anından itibaren 3 ay içinde red beyanında bulunulması durumunda “mirasın -gerçek- reddi” mümkün.

Peki ya bu 3 aylık süre geçtiyse ve mirasbırakanın borçları malvarlığından kat kat fazla ise… Bu borçlar olduğu gibi mirasçılarına mı kalacak? İşte bu durumda başvurulabilecek bir yol daha var: “mirasın hükmen (hükmi) reddi”

 

Mirasın Hükmen Reddinin Şartları

Buna göre; mirasbırakanın ölümü anında “ödemeden aczi açıkça belli” veya resmen tespit edilmiş ise, yasal karine[1]olarak miras reddedilmiş sayılıyor (Türk Medeni Kanunu m. 605/2).

Bu durumda mirasın gerçek reddinin aksine illaki bir red beyanında bulunmak gerekmiyor. Miras, “kendiliğinden reddedilmiş” sayılıyor.

Hükmen reddin gerçekleşmesi için:

 

A- Mirasbırakanın ölümü tarihindeki borçları, malvarlığından (alacakları ve tüm hakları da dahil olmak üzere) fazla olmalıdır

Yani tereke (mirasçılara kalan malvarlığı) “borca batık” olmalı. Bir başka deyişle, aktif (alacaklar ve tüm ayni haklar da dahil olmak üzere malvarlığı) pasiften (borçlarından) az olmalı.

Ayrıca borca batıklık, mirasın açıldığı anda mevcut olmalı. O andan öncesi ya da sonrası önemli değil. Örneğin, ölüm anında borca batıklık yok ama bir süre sonra borçların faizi vs. nedeniyle aktif pasiften daha az görünüyor. Bu durumda hükmen red mümkün değil.

Başka bir örneğe göre de ölüm anında aktif pasiften az, yani borca batıklık şartı gerçekleşmiş. Ama alacaklıların alacaklarından feragat etmesi gibi nedenlerle aktif şu anda daha fazla görünüyor. Bu durumda ise hükmen red mümkün.

 

B- Borca batıklığın tespit edilmiş veya en azından açıkça belli olması gerekir

Borca batık olduğunun resmen tespiti, “ödemeden aciz belgesi” ve “iflas kararı” alınmasıyla sağlanabilir.

Açıkça belli olması ise; mirasbırakanın borçlarını karşılayamayacak durumda olduğunun, hiç değilse yakınları tarafından, hukuki ve ekonomik ilişki kurduğu kimseler tarafından biliniyor olmasıdır.

 

C- Mirasın kabul edildiğine dair bir davranışta bulunulmamalıdır

Yargıtay; miras için veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmesi[2], mirasbırakanın Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan prim borçlarının mirasçıları tarafından ödenmesi[3]gibi davranışları, mirasa sahip çıkıldığı ve mirasın kabul edildiği şeklinde yorumluyor. Bu durumda mirasın reddedilmiş sayılması (hükmen reddi) da mümkün olamıyor.

Ancak Sosyal Güvenlik Kurumunca eş ve çocuklara bağlanan aylık terekeye dahil olmadığından (mirasın reddedilmiş olmasına rağmen dul ve yetim aylığı alınabilmesinde olduğu gibi)mirasın reddine engel olmuyor.

 

D- Ayrıca dava açılmasına veya beyanda bulunulmasına gerek yoktur

Mirasın hükmen reddi için ayrıca dava açılmasına veya beyanda bulunulmasına gerek yok. Alacaklıların mirasçılar aleyhine açtıkları alacak davalarında def’i[4]olarak da ileri sürülebilir[5]. Ancak haklı olarak, hukuki güvence içinde olmak istenirse, mirasbırakanın alacaklılarına husumet yöneltilerek “mirasın hükmen reddi davası” ya da bir başka adıyla “borca batık tereke davası” açılarak mahkeme kararı alınabilir.

 

E- Davanın açılması süre şartına bağlı değildir

Hükmen red davası, bu konuda ayrıca bir düzenleme bulunmadığı için genel görevli (6100 sayılı HMK md. 2)asliye hukuk mahkemesinde[6]süre şartına bağlı olmadan (mirasın gerçek reddindeki 3 aylık beyan süresinin aksine), her zaman açılabilir[7].

Kısacası, “3 ay geçti, mirası reddetmedik, yapacak bir şey kalmadı!.. Bu kadar borcun altından nasıl kalkarız!” diye dövünüp üzülmeyin. Yıllar geçmiş olsa bile mirası hükmen de reddedebilirsiniz...



[1] Karine: Aksi ispatlanana kadar kabul edilen durum.
[2] Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2015 tarihli ve E:2015/2481, K:2015/8762 sayılı Kararı.
[3] Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 22.10.2015 tarihli ve E:2015/12078, K:2015/9380 sayılı Kararı.
[4] Def’i; davalının (borçlunun) aslında borçlu olduğu bir edimi (borcu) özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına imkan veren bir haktır.
[5] Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 21.10.2015 tarihli ve E:2015/2569, K:2015/9362 sayılı Kararı.
[6] Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 10.11.2015 tarihli ve E:2015/2927, K:2015/10160 sayılı Kararı.
[7] Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 10.11.2015 tarihli ve E:2015/2685, K:2015/9922 sayılı Kararı.