Mirası Reddetmenin Bir Değil İki Yolu Var -II

17 Mart 2009 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Dünkü yazımızda
mirasın gerçek reddinden söz etmiştik. Birçok şartı vardı. En önemlisi de mirasbırakanın ölüm anından itibaren 3 ay içinde red beyanında bulunması gerekiyordu.

Peki, bu 3 aylık süre içinde miras reddedilmezse ne olacak?

Kural olarak miras, kendiliğinden tüm hak, alacak ve borçları ile mirasçılara geçiyor.

Mirasbırakanın borçları malvarlığından kat kat fazla ise… Bu borçlar olduğu gibi mirasçılarına mı kalacak? İşte bu durumda başvurulabilecek bir yol daha var; “mirasın hükmen reddi”

 

2) Mirasın Hükmen Reddi

Mirasbırakanın ölümü anında ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, yasal karine[1] olarak miras reddedilmiş sayılır (Türk Medeni Kanunu m. 605/2).

Bu durumda mirasın gerçek reddinin aksine illaki bir red beyanında bulunmak gerekmiyor. Miras kendiliğinden reddedilmiş sayılıyor. Hükmen reddin gerçekleşmesi için:

 

A- Mirasbırakanın ölümü tarihindeki borçları, malvarlığından (alacakları ve tüm hakları da dahil olmak üzere) fazla olmalıdır

Yani tereke[2]“borca batık” olmalıdır. Bir başka deyişle, aktif (alacaklar ve tüm ayni haklar da dahil olmak üzere malvarlığı) pasiften ( borçlarından) az olmalıdır.

Borca batıklık, mirasın açıldığı anda mevcut olmalı. O andan öncesi ya da sonrası önemli değil. Örneğin, ölüm anında borca batıklık yok ama bir süre sonra borçların faizi vs. nedeniyle aktif pasiften daha az görünüyor. Bu durumda hükmen red mümkün değil.

Başka bir örneğe göre de ölüm anında aktif pasiften az, yani borca batıklık şartı gerçekleşmiş. Ama alacaklıların alacaklarından feragat etmesi gibi nedenlerle aktif şu anda daha fazla görünüyor. Bu durumda ise hükmen red mümkün.

 

B- Borca batıklığın tespit edilmiş veya en azından açıkça belli olması gerekir

Borca batık olduğunun resmen tespiti, “ödemeden aciz belgesi” ve “iflas kararı” alınmasıyla sağlanabilir.

Açıkça belli olması ise; mirasbırakanın borçlarını karşılayamayacak durumda olduğunun, hiç değilse yakınları tarafından, hukuki ve ekonomik ilişki kurduğu kimseler tarafından biliniyor olmasıdır.

 

C- Mirasın kabul edildiğine dair bir davranışta bulunulmamalıdır

Yargıtay, miras için veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmesi gibi davranışları, mirasa sahip çıkıldığı, mirasın kabul edildiği şeklinde yorumlamış[3]. Bu durumda mirasın reddedilmiş sayılması (hükmen reddi) da mümkün olamıyor.

Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumunca eş ve çocuklara bağlanan aylık terekeye dahil olmadığından, (mirasın reddedilmiş olmasına rağmen dul ve yetim aylığı alınabilmesinde olduğu gibi) mirasın reddine engel olmuyor[4].

 

D- Ayrıca dava açılmasına veya beyanda bulunulmasına gerek yoktur

Mirasın hükmen reddi için ayrıca dava açılmasına veya beyanda bulunulmasına gerek yok. Alacaklıların mirasçılar aleyhine açtıkları alacak davalarında def’i[5] olarak da ileri sürülebilir[6]. Ancak haklı olarak, hukuki güvence (mahkeme kararı ile) içinde olmak istenirse, mirasbırakanın alacaklılarına husumet yöneltilerek “hükmen red davası (borca batık davası)” açılabilir.

 

E- Davanın açılması süre şartına bağlı değildir

Hükmen red davası, mirasbırakanın borcunun miktarına göre asliye ya da sulh hukuk mahkemesinde[7], (mirasın gerçek reddi beyanının aksine süre şartına bağlı olmadan) her zaman açılabilir[8].

Kısacası, “3 ay geçti, mirası reddetmedik, yapacak bir şey kalmadı!.. Bu kadar borcun altından nasıl kalkarız!” diye dövünüp üzülmeyin. Mirası hükmen de reddedebilirsiniz hatta reddetmiş sayılabilirsiniz.

 

YAZININ 1. BÖLÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN

 

 


 

[1]Karine: Aksi ispatlanana kadar kabul edilen durum.
[2]Tereke: Mirasçılara kalan malvarlığı.
[3] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 06.02.1991 tarihli ve E:1991/12153, K:1992/1897 sayılı Kararı.
[4] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 22.11.1983 tarihli ve E:1983/8965, K:1983/8919 sayılı Kararı.
[5]Def’i; davalının (borçlunun) aslında borçlu olduğu bir edimi (borcu) özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına imkan veren bir haktır.
(Mirasın hükmen reddinde, mirasçılar tarafından, ödemeden aciz -borca batık olma- durumunun belli olduğu veya tespit edildiği öne sürülerek mirasbırakanın borçlarından kaçınılmak istenmesi def’idir)
[6] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.4.2008 tarihli ve E:2008/4-332, K:2008/336 sayılı; 14.03.2001 tarihli ve E: 2001/2-220, K: 2001/240 sayılı; 14.03.1984 tarihli ve E: 1982/2-66, K: 1984/239 sayılı kararları.
[7] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 06.06.2005 tarihli ve E: 2005/5873, K: 2005/8660 sayılı;  03.10.2005 tarihli ve E: 2005/13802, K:2005/16047 sayılı kararları (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.12.1942 tarihli ve 24/29 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre).
[8] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 23.05.2005 tarihli ve E:2005/5435, K:2005/8060 sayılı; 12.11.2003 tarihli E:2003/14125, K:2003/15438 sayılı kararları.