Maliye e-pusu Kuracak - I

20 Kasım 2008 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

YAZININ 2. BÖLÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN

Maliye, tahsil edemediği vergi borçları için mükelleflerin bankalardaki paralarına elektronik ortamda pusu kuracak.

E-haciz adı verilen program bankaların sistemi içinde kurulacak. Pusuda bekleyip borçlunun banka hesabına gelen parayı anında yakalayacak.

Geçen yıl da yaklaşık 130 bin mükellef üzerinde elektronik haciz (e-haciz) denenmiş ancak uygulamada birçok yanlışlık yapılmış ve sorunlarla karşılaşılmıştı.

- Örneğin tüm bankalara gönderilen haciz bildirisiyle aynı anda birden çok bankadaki hesaba bloke konmuştu. Böylece vergi borçlusunun, borcundan kat kat fazla parası haczedilmişti. Bu durum kanunda yer alan “borçlunun alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının haczolunacağı”  hükmüyle çelişmekteydi.

- Vergi idaresi ile bankalar arasında tebliğ sorunu yaşanmış ve usulsüz tebligattan dolayı mükelleflere yargı yolu görünmüştü.

- Bir diğer yanlışlık da bankalarca borçlunun hesabına ileriye dönük bloke konmasıydı. Oysa vergi idaresinin bankaya gönderdiği her haciz bildirisi o gün için geçerli. O gün hesapta para yok, hemen ertesi gün para geliyor. Bu halde kanuna ve tebliğe göre tekrar haciz bildirisi gönderilmesi gerekiyor. Banka, önceki bildiriye dayanarak bloke koyamıyor.

- Daha da önemli olan ve yargıya taşınması halinde mükellefin çoğunlukla haklı görüldüğü bir başka sorun var:

Kanuna göre “vergi borçlusunun üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine haciz uygulanabilmesi için borçlu mükellefin üçüncü şahıs nezdinde alacağının bulunduğunu bildirmiş olması veya idarece borçluların üçüncü şahıstan alacağının tespit edilmesi” gerekmekte. Banka, kanuna göre üçüncü şahıs. Tespiti yapacak olan da banka değil vergi idaresi. Bu durumda ancak bankadaki paranın idarece tespit edilmesinden sonra haciz bildirisi gönderilip bloke konabilir. İdarenin bu tespiti yaparken bankanın yardımını da alarak kullanabileceği bir çok yöntem var. Yani kanuna göre haciz bildirisi ihtimale değil tespite dayalı olmalı.

E-haciz uygulamasına benzer durumlarda Danıştay’ın verdiği kararlardan iki örnek verecek olursak;

“Olayda davacı banka şubesine gönderilen haciz bildirisiyle, nezdinde menkul kıymeti, herhangi bir hakkı veya alacağı bulunup bulunmadığı belirsiz binlerce mükellefin hesap durumları araştırılarak borçlarına yetecek kadar hak ve alacağına haciz konulmasının istenmesinde, yukarıda belirtilen kanun hükümlerine uygunluk bulunmadığından aksi görüşle verilen mahkeme kararının bozulması gerekmiştir”[1]

“Dava konusu yapılan genel tebliğde ise, tespit edilme şartı aranmaksızın hak ve alacağın var olup olmadığı dahi bilinmeden haciz uygulaması yapılabileceği belirtilmektedir. Nitekim dosya içerisinde yer alan haciz bildirilerinin incelenmesinden de, haciz bildirilerinin hiç bir alacak ve hak araştırması yapılmadan ve borç miktarı da gözetilmeksizin tüm alacak ve haklara uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Kanunun emredici hükmüyle belirlenen şartlar göz ardı edilerek idareye Kanun hükmünü aşan nitelikte yetki tanıyan dava konusu genel tebliğ ile yapılan düzenlemede ve bu Tebliğe dayanılarak davacı kuruma tebliğ edilen haciz bildirilerinde isabet görülmemiştir”[2]

 

YAZININ 2. BÖLÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN


[1] D. 3. Dairesi’nin 24.02.2004 tarihli ve E:2003/1382, K:2004/425 sayılı Kararı.
[2] D. 4. Dairesi’nin 18.11.1998 tarihli ve E:1997/5834, K:1998/4320 sayılı Tebliğin ilgili bölümünü iptal eden Kararı.