Maliye, Zamanaşımı Konusunda Kanunu ve Kendini Aşıyor

02 Ekim 2010 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Vergi alacağı, verginin doğduğu yılı takip eden yılın başından başlamak üzere 5 yıl içinde tarh edilmezse zamanaşımına uğruyor. Tarhiyat yapılmış olsa bile ilgili vergi/ceza ihbarnamesi mükellefe aynı süre içinde tebliğ edilmemişse yine zamanaşımı söz konusu oluyor (Vergi Usul Kanunu md. 114/1). Vergi cezaları için de aynı durum geçerli (VUK md. 374).

Örneğin 2004 yılına ilişkin bir vergi (ve/veya vergi ziyaı cezası) 31.12.2009 tarihine kadar tarh edilmemişse ya da ilgili ihbarname tebliğ edilmemişse zamanaşımına uğrayan vergi alacağı artık istenemiyor.

Kural bu olmakla birlikte bir de istisna vardı. Vergi dairesi matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurursa zamanaşımı duruyor[1]; duran süre, takdir komisyonu kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam ediyordu (VUK md. 114/2’nin önceki hali). Zamanaşımının ne kadar süreyle duracağına ilişkin bir belirliliğin ve öngörülebilirliğin olmaması, bu durumun idare tarafından keyfi hareket edilmesine neden olmasından dolayı; Anayasa Mahkemesi tarafından söz konusu 2. fıkra iptal edildi[2].

 

Zamanaşımının Durmasına İlişkin Yeni Hüküm

Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesi de dikkate alınarak zamanaşımının durması ile ilgili olarak 6009 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile yeni bir düzenleme yapıldı. Bu düzenleme yapılırken VUK’un zamanaşımının 5 yıl olduğuna ilişkin 114. maddesinin 1. fıkrasına dokunulmadı. Ancak 2. fıkradaki yeni hüküm şu şekli aldı:

“Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hal ve takdirde bir yıldan fazla olamaz.”

Buna göre, yine takdir komisyonuna başvuru zamanaşımını durduracak. Ancak takdir komisyonu kararı vergi dairesine tevdi edilmemiş olsa dahi başvurudan itibaren 1 yıl geçmekle birlikte zamanaşımı süresi kendiliğinden işlemeye devam edecek (Konuyla ilgili olarak 14 Ocak 2010 tarihli Hürses’te yayımlanan yazımızda yeni hüküm önerisi getirmiş ve durma süresinin çok uzun tutulması halinde yeni bir Anayasa’ya aykırılığın oluşabileceğinden söz etmiştik).

Yine 6009 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle VUK’a eklenen geçici 28. madde ise;

“01.01.2005 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilmiş olup, komisyonca takdir edilen matrah üzerinden 31.12.2012 tarihine kadar tarh ve tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. Bu hüküm, 374. maddede yer alan ceza kesmede zamanaşımı açısından da uygulanır” ifadesini içeriyor.

Madde, 2004 yılı ve öncesine ilişkin vergi ve cezalarda, VUK’un iptal edilen 114/2 maddesinin uygulanması konusunda, idarenin keyfi davranmasını önlemek amacını taşıyor. Bir başka deyişle kanun koyucunun iradesi; 2010 yılından önce zamanaşımına uğraması gereken vergi ve cezaların, iptal edilen hükmün (önceki VUK md. 114/2) idare tarafından keyfi bir biçimde kullanılması yoluyla, zamanaşımına uğratılmamasının önüne geçilmesi yönündedir. Kısacası geçici 28. madde, mükellefi korumak amacıyla VUK’a eklenmiş bir hükümdür (Böyle bir hükme gerek olup olmadığı, zamanaşımının en fazla 1 yıl durabileceği hükmü ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesi karşısında maddenin uygulanabilirliği bambaşka bir tartışma konusudur).

 

Tebliğ Taslağındaki Kanunu Aşan Hatalı İfade

Mükellefi koruma amaçlı söz konusu geçici 28. maddenin nasıl uygulanacağına ilişkin 1 Ekim 2010 tarihli (dünkü) Resmi Gazete’de yayımlanan 400 Sıra No’lu VUK Genel Tebliği’nde verilen hatalı örnek ise şu şekildedir;

“Örnek 4: 2004 takvim yılı gelir vergisi matrahının takdir edilmesi için 31.08.2009 tarihinde takdir komisyonuna başvurulmuş olup Komisyon kararı 31.08.2011 tarihinde vergi dairesine tevdi edilmiştir.

Buna göre, söz konusu döneme ilişkin takdir edilen matraha istinaden verginin tarh edilmesi ve düzenlenen ihbarnamenin 31.12.2012 tarihinden evvel mükellefe tebliğ edilmesi hâlinde anılan döneme ait vergi zamanaşımına uğramamış olacaktır.”

Zamanaşımının ne kadar duracağının belirli ve öngörülebilir olmasına yönelik, durma hükümlerinin idare tarafından keyfi uygulanmasını engellemek amacıyla ve Anayasa Mahkemesi kararına göre yapılan düzenlemeden böyle bir sonuca ulaşılması çok büyük bir hatadır. Örnekteki tarihleri, Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilen önceki hükme göre değerlendirdiğimizde dahi zamanaşımı, 31.12.2011 tarihinde dolarken; mükellefi koruyan kanun hükmünün hatalı(!) yorumuyla, kanunu aşarak, mükellef aleyhine kısıtlayıcı bir örnek verilmesi, hukuka ve yasaya aykırı bir idari düzenlemedir.

Tebliğ’deki bu örneğin yer aldığı“1.2.  1/1/2005 Tarihinden Önceki Dönemlere İlişkin Olarak Yapılan Takdire Sevk İşlemleri” başlığı altındaki açıklamalar da aynı şekilde kanunu ve Maliye Bakanlığı’nın yetkisini aşıyor.

Anayasa’ya ve kanuna aykırı bu durum bir an önce düzeltilmelidir. Aksi halde bu açıklamalara göre yapılan işlemler, hatta Tebliğ’deki açıklamalar da yargı tarafından iptal edilecektir.



[1]Zamanaşımının durması, söz konusu sürenin işlememesi anlamına gelmekte olup zamanaşımının kesilmesinden farklıdır. Zamanaşımının durmasında, durma sebebine kadar geçen süre, bu sebebin ortadan kalkmasıyla birlikte kaldığı yerden işlemeye devam eder. Zamanaşımının kesilmesinde ise süre sıfırlanır ve kesilmeyi gerektiren sebebin ortadan kalkmasından itibaren baştan başlar.
[2]08.01.2010 tarihli ve 27456 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 15.10.2009 tarihli ve E.2006/124, K.2009/146 sayılı Kararı.