Kredi Kullananı Didikleme Fonu

18 Aralik 2008 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

KKDF… Yani “Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu”. Açılımını söyleyince kulağa pek kutsal(!) geliyor. Aslında “Kredi Kullananı Didikleme Fonu” da denebilirdi. Çünkü sözlükte didiklemek sözcüğünün mecazi anlamı; huzursuzluk vermek, sıkıntıya sokmak. Tam da KKDF’nin, kredi kullananların ruh haline etkisini yansıtıyor.

Dövizle kredi çekenlerin mali kriz baskınıyla uykusuz geçen gecelerine bir de KKDF’in yoğun kafein tesirinin eklenmesi yanında, bu benzetme az bile kalıyor.

Peki, KKDF’yi bu kadar kabus haline getiren nedir?

Döviz cinsinden kredi çektiniz diyelim. Borcunuzu, ödeme zamanları geldiğinde aksatmadan ödüyorsunuz. Buraya kadar bir sorun yok. Ancak kullandığınız döviz cinsinde krediyi aldığınız zamana göre kur farkı meydana geldi. İşte bu kur farkından dolayı, Türk Lirası bazında zaten artan borcunuz üzerinden, bir de %15 oranında KKDF kesiliyor. Her kur artışında bu durum ortaya çıkıyor. Kur farkında eksilme olursa iade ediliyor mu diye soracaksınız. Ne yazık ki hayır.

Olumlu denilebilecek noktalar da var. Bu kesinti tüm kredilerde yapılmıyor. Tüketici kredileri için geçerli. Daha çok sade vatandaşın canı yanıyor diyebiliriz. Ticari krediler ve konut kredileri hariç tutulmuş.[1]

Fakat, ayrıca yapılan bir düzenlemeyle konut kredilerinin bazıları için durum tartışmalı hale gelmiş. Düzenlemeye göre halen sahip olunan konut teminat gösterilerek yani bilinen söylenişiyle mevcut ev ipotek ettirilerek kullanılan konut kredisi; konut edinme, konutların finansal kiralanması ya da bunların yeniden finansmanı amacıyla kullanılmazsa Maliye’ye göre konut kredisi sayılmıyor ve KKDF kesintisi yapılıyor.[2]

Söz konusu sirkülerin konuyu atfettiği, Mortgage(Tutsat) Sistemi’nin ülkemize getirilmesini amaçlayan Kanun’un ilgili maddesine[3] göre:

- Konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kredi kullandırılması,

- Konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması,

- Sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması,

-Hatta yukarıdaki üçü kapsamındaki kredilerin yeniden finansmanı amacıyla kredi kullandırılması da “Konut Finansmanı” kapsamında sayılıyor.

Bu hükümlere rağmen Maliye Bakanlığı, kanunu aşarak konut (finansmanı) kredilerinin bir bölümünü tüketici kredisi gibi görüyor. Oysa dayanılan kanunda, sahip olunan konutları karşılığında tüketicilere kredi kullandırılması konusu, bilinçli olarak konut finansmanı tanımına dahil edilmiş. Madde gerekçesinde de bu tip kredilerin konut kredisi tanımına dahil edilme nedeni açıklanmış.[4]

KKDF’yi kabus haline getiren bir diğer uygulama ise kredi kullanarak yurt dışında yapılan harcama nedeniyle oluşan borcun, zamanında ödenmemesinden kaynaklanıyor. Bu durumda, ödeme yapmakta bir gün dahi gecikilse anaparanın tümü üzerinden %15 KKDF kesiliyor.

 

Kesintisi Kanuna Dayanmayan Fon

KKDF ile ilgili çelişkili ve kanuna dayanmayan başka durumlar da var. Ama asıl sorun KKDF’nin kanuni dayanağının olmaması. 20 yıl kadar önce kurulmuş olan fon, 2001 yılından beri mülga olmuş yani yürürlükten kaldırılmış bir kanuna göre tahsil ediliyor.

Bilindiği gibi, Anayasamıza göre vergi ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulup kaldırılabilir. O halde Anayasa’ya aykırılığı da iddia edilebilecek bu fona yeni bir isim daha verebiliriz: Kesintisi Kanuna Dayanmayan Fon…

 

 

 


[1] Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 12.03.2007 tarihli ve 2007/1 sayılı KKDF Kesintisi Sirküleri.
[2] Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 08.06.2007 tarihli ve 2007/2 sayılı KKDF Kesintisi Sirküleri.
[3] 5582 sayılı Konut Finansmanı Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun m. 12.
[4] 5582 sayılı Kanun’un 12. maddesinin gerekçesinin ilgili bölümü şu şekildedir: “… Üçüncü unsur olan ‘sahip oldukları konutlarınm teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması’ ise halihazırda konut sahibi olan kişilerin, bu konutları teminat göstererek kullandıkları kredileri kapsamaktadır. Yurt dışında ‘home equity loan’ olarak isimlendirilen bu tür kredilerin de tanıma dahil edilmesi, ekonomik değeri yüksek olan gayrimenkullerimize hareket kabiliyeti sağlayarak bu değerleri ekonomimize kazandıracaktır…”