Kredi Kartı Affının Faturası Avukatlara Çıktı

10 Temmuz 2009 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılmasını, taksitlendirilmesini öngören 5915 sayılı Kanun, kredi kartı borcu olanlar için büyük fırsat. Borçlular, hakkında icra takibine geçilmiş olan kredi kartı borçlarını 36 aya kadar taksitlendirebiliyor. Üstelik çok düşük faiz ödeyerek… Borcun icra takibi sonuçlandırılarak tahsil edilmesi halinde ödeyecekleri takip ve dava masraflarının bir kısmından da kurtuluyorlar. Ayrıca, icra takibi sonuçlandığında avukatın hak edeceği kanuni vekalet ücretinin, Kanun kapsamında ödeme planı yapılması halinde, yalnızca yüzde 25’ini ödeyecekler.

Kanun’un alacaklı banka veya varlık yönetim şirketlerinin de çok zararlı olduğu söylenemez (her ne kadar tahsili gecikmiş borçları bankalardan satın alan varlık yönetim şirketleri zarar edeceklerini söyleseler de). Alacaklarının ödenmesi bir rutine bağlanmış olacak. İcra ve haciz yollarının çetrefilli yollarından etkilenmeden toplu olarak (yüz binlerce kişinin başvurduğu düşünülürse) tahsil edilecek para, uzun vadede, daha kazançlı bile olabilir. Ayrıca bu Kanun dolayısıyla borçluların borcu ödeme gayreti de artacak.

 

Peki Ya Avukatlar?

 Bir tarafta borçlanıp bu borcunu öde(ye)meyen kredi kartı hamili, diğer tarafta ise alacaklı banka veya varlık yönetim şirketi var. İki taraf da yerinde dururken, alacağı tahsil edebilmek için tozlu ve zorlu icra dairelerinde koşturan, dosyalar arasında kaybolanlar ise avukatlar.

Borçlu olan avukat değil. Borçlu Kanunla azalan borcunu daha uygun şartlarda, üstelik taksitle ödeyecek.

Alacaklı olan da avukat değil. Banka veya varlık yönetim şirketleri, şikayetçi olsalar da alacaklarını tahsil edip somut olarak kasalarında görecekler.

O halde, Yasama, neden Kanun’u yaparken avukatın emeğinin karşılığı olan kanuni nispi vekalet ücretinin yüzde 75’ine borçlu adına el koyuyor?

 

Avukatlar İcra İşlerinde Nasıl Ücret Hak Ederler?

 

Avukatlar, sözleşme ile müvekkilinden aldığı ücretin haricinde; borcu tahsil etmeleri, davayı kazanmaları halinde, yasal avukatlık (vekalet) ücretini almaya hak kazanırlar[1].

Kazanan tarafın avukatının hak ettiği bu ücret, dava konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen hukuki yardımlar için nispi (yüzde üzerinden) olarak takdir edilir.

Örneğin 4.000 TL’lik bir alacak için takip yapıldığında avukatın alacağı yüzde 12 oranındaki nispi kanuni vekalet ücreti 480 TL’dir[2].

Bu, avukatın müvekkili ile yaptığı sözleşme haricinde kanunen hak ettiği bir ücrettir[3]. Uygulamada, icra takibi yapan avukatların, asıl olarak kanuni vekalet ücreti sayesinde para kazanabildiği, ayakta durabildiği biliniyor. Yani avukatlar, müvekkille yaptığı sözleşme sonucunda alacağı ücrete değil icra takibi sonucunda alacağı kanuni vekalet ücretine güveniyorlar. Özellikle bankaların icra takibi işlerini üstlenen avukatlar, işi, çoğunlukla bu nedenle kabul ediyorlar.

 

Anayasa’ya Aykırılık ve Maktu Ücret Sorunu

 

Kanun ile bankaların (veya varlık yönetim şirketlerinin) faiz alacaklarının bir kısmından vazgeçmesi isteniyor. Takip, dava masraf ve harçlarında bir indirime gidilmiyor. Yani devlet alacağından vazgeçmiyor. Borcun tarafı olmayan avukatların emeğinin karşılığının ise yüzde 75’ine el konuluyor. Bu durumun Anayasa’nın 2, 5, 10 ve 55. maddelerinde belirtilen ilkelere (sosyal hukuk devleti, kanun önünde eşitlik, ücrette adalet sağlanması vs.) aykırı olduğunu söylemek mümkün.

Düzenlemenin getirebileceği bir başka sorunsa nispi olarak takdir edilen kanuni vekalet ücretinin (alacağın yüzde 12’sinin) belli bir tutarın altına inememesi. 2009 yılı için bu tutar 160 TL olarak belirlenmiştir. Yani 1.000 TL’lik bir alacağın yüzde 12’si 120 TL olmasına rağmen, alt sınır olan 160 TL kanuni vekalet ücreti takdir edilir.

Yukarıdaki örneğe göre, 4.000 TL’lik alacağın 5915 sayılı Kanun çerçevesinde yapılandırıldığını düşünürsek 480 TL olan kanuni vekalet ücretinin yüzde 25’i de 120 TL oluyor. Normalde, bu tutar da alt sınır olan 160 TL’ye çekilmesi gerekiyor. Peki “borçlu burada yüzde 25 yazıyor, ben 120 TL’den fazlasını ödemem” derse ne olacak? Kanunla emeğinin karşılığı haksız yere kesilen avukatın hakkının yenmesi katmerlenecek mi? Kanun yapılırken acaba bunlar hesaba katıldı mı?

Anayasamıza göre devlet, ayırım yapmadan her vatandaşını korur ve kollar. Bir tarafı pışpışlarken diğer tarafın hakkını yemek adalet ve eşitliğe sığmaz.


 


 

[1] Avukatlık Kanunu md. 164/5.
[2] 19.12.2008 tarihli ve 27085 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olan 2009 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde, yargı yerleri ile icra ve iflas dairelerinde konusu 20.000 TL’ye kadar olan hukuki yardımlar için ödenecek asgari ücret %12 oranında nispi olarak belirlenmiştir.
[3] Anayasa Mahkemesi’nin 03.03.2004 tarihli ve E:2004/8, K:2004/28 sayılı Kararı’nda, “Vekalet ücreti, savunma hakkının en önemli parçası olan hukuki danışmanlık görevinin, konunun uzmanı hukukçular tarafından yapılmasının doğal bir sonucudur. Avukatların mesleklerini serbestçe ve herhangi bir kaygı olmadan yapabilmeleri için yaptıkları hizmetin karşılığı olan makul bir ücret almaları gerekir. Avukatla yapılacak sözleşmede ücret kararlaştırılırken, dava sonunda karşı tarafa yüklenecek avukatlık ücretinin gözetilmesi engellenmediğinden, itiraz konusu kuralla hak arama özgürlüğünün kullanılmasının zorlaştırıldığından ya da itiraz konusu kuralın adalet anlayışına aykırı olduğundan söz edilemez” denilerek bu durumun Anayasa’ya aykırılık teşkil etmediği belirtilmiştir.