Konut Kredisinde Hayat Sigortası Zorunlu mu?

19 Kasım 2009 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

“Mortgage geliyor
”, “Kira öder gibi ev sahibi olma fırsatı” diye aylarca haber yapıldı.  Ama kısa sürede anlaşıldı ki kazın ayağı öyle değilmiş! Mortgage (konut kredisi) almak isteyenin de iyi kötü parası olması gerekiyormuş. Ödeme planı 5-10 yıla yayılsa da taksitler, kiraları katlıyormuş.

Yine de faiz oranlarının yüzde 1’in altına indiğini bu dönemde, ev almak isteyenlerin bir numaralı tercihi konut kredisi…

Ancak önemli bir sıkıntı var. Faiz oranlarını araştırıp en uygun krediyi çekmek için bankaya gittiğinizde, sizi kötü bir sürpriz bekliyor.

Diyelim ki 60.000 TL konut kredisi almak istediniz. Güler yüzlü banka görevlisi hesaplamalarını yapıyor. Hatta belki pazarlıkla kredi faiz oranını da birkaç puan indiriyor. Sonra, “Ekspertiz, dosya, işlem vs. masrafı şu kadar” diyor. “Ha bir de size hayat sigortası, konut sigortası ve DASK yapıyoruz”diye de ekliyor (Tabii babanızın hayrına değil, primlerini ödeyeceksiniz).

Bir bakmışsınız daha parayı çekerken 2.000-3.000 TL’si gitmiş[1]. Halbuki, nasıl da ölçüp biçip o rakamı çıkarmıştınız. Sonraki dönemlerde ödemeye devam edeceğiniz sigorta primleri de cabası…


Konut Kredisi Çekerken Hayat Sigortası ve Konut Sigortası Yaptırmak Zorunlu Değil

Konuyla ilgili mevzuatı birlikte inceleyelim.

Her tüketicinin, hakkında (hiç değilse üstünkörü) bilgi sahibi olması gereken Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre; bankanın sözleşmeyi imzalatmadan önce sizi bilgilendirmesi ve bu bilgilendirmeye ilişkin bir form vermesi gerekiyor[2]. Bu formun içeriğini düzenleyen yönetmelikte de aynen;

“Formun ön yüzünde yer alacak şekilde en az on altı punto ve koyu siyah harflerle, hayat sigortası, konut sigortası gibi yapılması isteğe bağlı sigortaların yaptırılmasının zorunlu olmadığına dair ibarenin yazılması gerekmektedir.”[3]

Gayet açık değil mi? Bankanın; bırakın hayat sigortası veya konut sigortası yaptırılmasını şart koşmasını, aksine, bu sigortaların zorunlu olmadığına dair tüketiciyi yazılı ve sözlü olarak bilgilendirmesi gerekiyor.

Kanun’un bir başka maddesi ise; bir hizmetin sunulmasının, başka bir hizmetin alınmasına bağlı tutulamayacağını söylüyor. Ayrıca tüketiciye hizmet sağlanmasından, haklı sebep olmadan kaçınılamayacağı belirtilmiş[4].

Kısacası,“Konut kredisi alırsanız zorunlu olarak sigorta yapıyoruz” veya “Sigorta yaptırmazsanız kredi veremiyoruz” şeklinde bir yaklaşım; tamamen kanuna aykırı!


Ne Yapmalı?

Bu durumda henüz konut kredisi almamış ama almak isteyen tüketicinin yapması gereken, öncelikle bankayı uyarmak. Bankanın diretmesi halinde, kanun ve yönetmelikler, hakkını arayan tüketiciyi koruyor. 

Daha önce konut kredisi çekmiş olup bilgilendirilmeden zorunlu olarak sigorta yaptırılanlar ise miktara göre tüketici mahkemesi veya tüketici hakem heyetine gitmeliler. Bu durumdakiler için sevindirici haber; tüketici hakem heyetleri, tüketici lehine karar vermeye başladı bile.

Son bir not: Yukarıda sözünü ettiğimiz, bilgilendirme formunda yer alması gereken “hayat sigortası, konut sigortası gibi yapılması isteğe bağlı sigortaların yaptırılmasının zorunlu olmadığına dair ibare”nin 16 puntodan küçük harflerle, örneğin 14 punto hatta 15 punto ile yazılmış olması dahi bankanın sorumluluğunu yerine getirmediği anlamına geliyor.



[1]Masraf ve sigorta primleri, bankaya göre farklılık göstermekle birlikte ortalama bir miktar seçilmiştir.
[2] 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 10/B maddesinin ilk iki fıkrası:
“Konut finansmanı kuruluşları tüketicilere sözleşme öncesinde kredi veya finansal kiralama işlemleri ile ilgili genel bilgiler vermek ve tüketiciye teklif ettikleri kredi veya finansal kiralama sözleşmesinin koşullarını içeren Sözleşme Öncesi Bilgi Formu vermek zorundadır. Tüketici teklifi kabul edip etmemekte serbesttir.
Konut finansmanı kuruluşları tarafından verilecek genel bilgilerin kapsamı ve Sözleşme Öncesi Bilgi Formunun standartları ilgili birliklerin görüşü alınmak suretiyle Bakanlık tarafından belirlenir. Sözleşme Öncesi Bilgi Formunun tüketiciye verilmesini takip eden bir iş günü geçmeden imzalanan sözleşme geçersizdir.”
[3]Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan, 31.05.2007 tarihli ve 26538 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Konut Finansmanı Kuruluşlarınca Verilecek Sözleşme Öncesi Bilgi Formu Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik”in 6. maddesinin 2. fıkrası.
[4] 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 5. maddesi.