KEYfekeder Dolandırılmasak Bari

31 Temmuz 2008 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

KEY (Konut Edindirme Yardımı) ödemeleri nihayet başladı. Resmi Gazete’nin 27.07.2008 tarihli mükerrer sayısında KEY ödemelerinin ilan edilmesiyle birlikte bir çok sıkıntı ve tartışma da ortaya çıktı.

Hak sahipleri, ödeme bilgilerini T.C. kimlik numaralarını girerek www.keyodemeleri.com sitesinden öğreneceklerdi. Ancak 8.5 milyon kişinin bilgilerine ulaşacağı sitenin aynı anda yalnızca 4 bin kişinin kullanımına izin vermesi (sonradan kapasite artırılsa da yeterli olamadı) sebebiyle kendilerine ödenecek miktarı günler geçmesine rağmen hala göremediler. Resmi Gazete’nin internet sayfası ise kelimenin tam anlamıyla çöktü. Bırakın KEY ödemeleri ile ilgili sayıya ulaşılmayı, vatandaşın başlıca okuma hakkına sahip olduğu Resmi Gazete’nin hiçbir sayısına ulaşılamıyor. Sanal ortamda durum böyleyken Resmi Gazete’nin ilgili mükerrer sayısının matbaa yoluyla 80 cilt ve yalnızca 3 nüsha halinde basılmış olması bir başka ilginç nokta. İlanın başka yollarla yapılması gerektiği, bir kanun değişikliğine baktığı defalarca dile getirilmişti. Görünen KEY kılavuz istemedi ve istenmeden beklenen oldu.

Hak sahipleri şimdiden uzun kuyruklar oluşturup Ziraat Bankası önünde beklemeye başladı. Hadi şimdiye kadar bahsettiklerimiz geçicidir, çözülür diyelim. Ya bu kadar sıkıntıdan sonra eline geçen rakamı gören vatandaşın hayal kırıklığı ne olacak?

Bu noktada hemen belirtmekte fayda var; hak ettiğinden daha az ödeme yapılanlar ile hiç ödeme yapılmayanlar itiraz yoluna başvurabilirler. İtirazın, Resmi Gazete’de yayımlanma tarihi olan 27.07.2008’den itibaren 3 ay içinde yapılması gerekmekte. Hak sahibi, itirazı kendi kurumu ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapması gerekiyor. Burada asıl sorun ise KEY ödemeleri ile ilgili 5664 sayılı Kanun’da itiraz için “her zaman düzenlenmesi mümkün olmayan nitelikteki belgelerle kanıtlanması veya bu durumun ilgili kurumların kayıtları ile anlaşılması kaydıyla” şartı getirilerek kabul edilebileceği yönündeki hüküm. Hak sahibinden, devletin bile saklamadığı 20 yıl önceki belgeyi hala saklıyor olmasını beklemek haksızlık olsa gerek. “Veya kurum kayıtları” kısmının işletilmesi içinse “Bilgi Edinme Hakkı” kullanılabilir.

Hepsinin haricinde en büyük sorun ise 8.5 milyon kişinin T.C. kimlik ve sosyal güvenlik numarasının afişe edilmesi (Gerçi 8.5 milyonun hepsinin kimlik numarası açıklanmamış ve açıklanmayanlara yalnızca bu sebepten ötürü ödeme yapılmamış durumda), hem de bunun devlet eliyle yapılması. Bildiğiniz gibi kimlik numarası, teşbihte hata olmaz, kişinin barkodu gibi. Kamuda ve hatta giderek yaygınlaşan biçimde özel sektörde kimlik numarası olmadan işlem yapamaz hale gelmekteyiz. Kaldı ki kimlik numarası, gerçek kişiler için aynı zamanda vergi numarası. Vergi mahremiyeti gün geçtikçe önemsenmemekteyken bu durum da cabası olmuştur.

Sağlıktan eğitime saymakla bitmeyecek, her gün artan biçimde kimlik numarası kullanarak işlem yapma zorunluluğu getiriliyor.  Bankalar da bu alanların başta gelenlerinden. Şimdi milyonlarca kişinin kimlik numarası internette gezinmekte. Teknoloji geliştikçe dolandırıcılığın sokaktan bilgisayar ve telefon başına taşındığı günümüzde, kimlik numarasının ad-soyadla doğru eşlemiş bilgilerine sahip olan kişilerin, birkaç ek bilgiye ulaşması halinde başta bankalar nezdinde neleri yapabileceklerini düşünmek istemiyoruz.

Ayrıca kimlik ve sosyal güvenlik numarası kişisel verilerdir. Lüzum görülmesi halinde mahremiyet ilkelerine uyularak paylaşılması yerinde olandır. Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesine göre kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde verilmesi, yayılması ve ele geçirilmesi suçtur. KEY ödemeleri konusunda hukuka aykırılıktan bahsedilmez denilse de en azından Anayasa ve Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesinde yer bulan “özel hayatın gizliliği ilkesi” zedelenmektedir. Kimlik numarasıyla biraz çaba göstererek en basitinden kütük ve adres bilgilerine ulaşabilecek kötü niyetli insanları hesaba katmak  gerekmektedir.

Kişisel verilerin korunmasıyla alakalı kanun hükmünde olan uluslar arası anlaşmalar imzalamış meclisimizin, uzun süredir komisyonda olan “Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun Tasarısı”nı yasalaştırması beklenirken tam tersine bir uygulamayla karşılaşmak şaşırtıcı olmuştur.

Başlıktaki keyfekeder ifadesinin Türk Dil Kurumu sitesindeki anlamı, “pek üzerinde durulmayan, önem verilmeyen” şeklindedir. Bu komik KEY ödemeleri miktarları için, KEYfekeder dolandırılmasak bari…