Kaytan Bıyıklı Bavullar -I

30 Ekim 2008 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

YAZININ 2. BÖLÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN

Kamuoyuna, “Yurt Dışından Bavullarla Para Gelecek” gibi başlıklarla duyurulan Varlık Barışı Projesi kapsamındaki kanun tasarısı nihayet şekillendi.

Söz konusu “Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısı”, aslen yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ve taşınmazların milli ekonomiye kazandırılması amacıyla hazırlanmışsa da iki konu daha yavrulamış. Bunlardan birincisinde, yurt dışından geleceklere göre daha zayıf güvencelerle de olsa, Türkiye’deki kayıtdışı para, döviz, altın gibi varlıkların kayıt altına alınması amaçlanıyor. İkincisinde ise şirketlerin bazı yurt dışı kazançlarına gelir ve kurumlar vergisi istisnası getiriliyor.

  

Yurt Dışındaki Varlıklar İçin Getirilen Avantajlar

Tasarıya göre 1 Ekim 2008 tarihi itibariyle sahip olunan yurt dışındaki varlıkların, 28 Şubat 2008 tarihine kadar (kanunun kasım ayında yayımlanacağı varsayılırsa) banka veya aracı kuruma bildirilmesi ya da vergi dairelerine beyanı halinde:

1) Getirilen varlıklardan yalnızca yüzde 2 oranında vergi alınacak.

Bu oranın vergi adaletine uygun düştüğü söylenemez. En az yüzde 30-35 oranlarında vergi ödeyen, irili ufaklı krizlerde ayakta durmak için çırpınan, parasını Türkiye’de tutmuş, kaçırmamış mükelleflere bakıp koyun elinizi vicdanınıza. Adil mi?

Diğer açıdan baktığımızda, eğer krizin atlatılmasında gerçekten payı olacağı düşünülüyorsa, yüzde 2 gibi düşük bir oran yerine tümüyle alınmasa daha iyi olmaz mıydı? Ben olsam ne yapardım, getirir miydim, diyorum. Paramı, vergi cenneti ülkelerde hiçbir sorunla karşılaşmadan değerlendirebiliyorken ne diye riske gireyim, değil mi?

2) Beyan edilen varlıklar nedeniyle 1 Ocak 2008’den önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacak.

Zaten vergi incelemesi yapılabilecek, ceza kesilebilecek olsaydı kanun baştan uygulanamaz olacaktı. Yine de vergi adaleti konusunda söylenenlerin, faizi ve kat kat cezasıyla birlikte burada da geçerli olduğunu belirtelim.

3) Bu varlıklar nedeniyle olmasa bile 1 Ocak 2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu; gelir, kurumlar ve katma değer vergisi bakımından kanun yürürlüğe girdikten sonra matrah farkı tespit edilirse, bu matrah farkından kanun kapsamında beyan edilen tutarlar mahsup edilecek.

Kanun kapsamında getirilen varlıklara sorgulama, tarhiyat yapılmamasına bir diyeceğimiz olamaz belki. Fakat, çok önceki dönemlere ilişkin ve başka nedenlerle yapılan vergi incelemelerini kanun kapsamına almak, Şükrü KIZILOT’un dikkat çektiği üzere, benzeri görülmemiş bir örtülü af adetâ.

 4) Yurt dışından getirilen varlıklarla bu kanundan faydalananlar hakkında; Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun, Sermaye Piyasası Kanunu (47/A maddesindeki özellikle spekülasyon yapanlara yönelik cezai sorumluluk hükümleri hariç), Gümrük Kanunu, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve Vergi Usul Kanunu’nda yer alan suçlar ile Türk Ceza Kanunu’nun 282. maddesindeki suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu yönünden, soruşturma veya kovuşturma yapılmayacak ve idari para cezası uygulanmayacak.

Yani istisnalar yalnızca bunlarla sınırlı olduğundan terör, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi suçlardan takibat yapılabilecek. Ancak özellikle malvarlığı değerlerini aklama suçunun istisnalar içinde kabul edilmesi son derece düşündürücü.

5) Beyan edilen varlıkların 1 ay içinde Türkiye’ye getirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde üstteki 2,3 ve 4. maddede söz edilenlerden faydalanılamayacak.

 

“Bıyıklı yabancı” deyimini bilirsiniz, açıklamaya gerek yok.

 Yazımızın başlığı ise “Kaytan Bıyıklı Bavullar”, devamı yarın…