“Karşılıksız Çek”e Af Çıktı (mı?)

10 Nisan 2009 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Karşılıksız çek sayısı her geçen gün-ay-yıl katlanarak artıyor. Bu sayı, 2008 yılında rekor bir şekilde 1,5 milyonun üzerine çıktı.

Doğal olarak, karşılıksız çıkan çeklerle ilgili icra takipleri ve ceza yargılamalarında da patlama yaşanıyor.

Bu duruma çözüm getirilmesini hedefleyen, karşılıksız çek keşide etmek suçuna hapis cezasını kaldıracak ve birçok başka değişiklik getirecek “Çek Kanunu Tasarısı” ise 11 Mart 2009’da Adalet Bakanlığı’ndan Başbakanlık’a sevk edildi. Sonrasında TBMM’de komisyonlardan geçecek ve oylanacak. Yeni kanun çıkana kadar mevcut hükümlerle yargılamalara devam ediliyor.

İşte bu ortamda, Prof. Dr. Adem SÖZÜER tarafından başka bir iddia ortaya atıldı:

Şu anda yürürlükte olan, karşılıksız çek ve cezasına ilişkin 3167 sayılı Kanun’un[1] 16. maddesi uygulanamaz. Dolayısıyla karşılıksız çek suçundan ötürü ceza verilemez.

İddianın nedeni; söz konusu 16. maddenin Yani Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleriyle (1-75. maddeleri arası) uyumsuz olması. Çünkü 01.01.2009 tarihinden itibaren diğer kanunlarda (16. maddesinde karşılıksız çek suçunu içeren 3167 sayılı Kanun’da olduğu gibi) yer alan ve TCK’nın genel hükümlerine uygun olmayan düzenlemeler uygulanamıyor.

Bu iddiayı ciddi bulan mahkemeler, karşılıksız çek suçu oluşsa bile cezasına ilişkin uygulanacak hüküm olmadığından infazın durdurulmasına karar veriyor. Yani ceza vermiyor. Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Şişli 3. ve 11. Asliye Ceza Mahkemesi bunlardan bazıları. Tavas Asliye Ceza Mahkemesi gibi diğer birçok mahkeme de tam tersi yönde, ceza verilmesine karar veriyor.

“Yani bulunduğumuz yere göre adalet değişiyor mu?” diye soracaksınız. Mahkemelerin bağımsızlığı, birbirinden de bağımsız olmaları anlamına geliyor ama yorum yine de sizin…

Yargıtay’ın bir an önce içtihat oluşturması en doğrusu.

 

Ceza Verilmemesine Neden Olabilen Uyumsuzluk Nerede?

İşin teknik kısmına fazlaca girmeden, 3167 sayılı Kanun’un 16. maddesinin TCK’nın genel hükümleri ve yeni ceza sistemimizle uyumsuzluğunun iddia edilebileceğini fark ettiğimiz konulara kısaca değinelim.

1- 3167 sayılı Kanun’da para cezası, çekin bedeli üzerinden ve 80 milyar lirayı (eski parayla) geçmeyecek şekilde düzenlenmiş. Oysa yeni ceza sistemimize göre adli para cezası, gün hesabı üzerinden yapılmalı.

2-  3167 sayılı Kanun’da karşılıksız çekte, objektif (kusursuz) sorumlulukta da ceza söz konusu olabiliyor. Halbuki yeni ceza sistemimizde objektif sorumluluk yer almıyor.

3- 3167 sayılı Kanun’a göre karşılıksız çıkan ilk çek için para cezası, sonrakilerde yani suç oluşturan fiilin tekrarı (tekerrür) halinde hapis cezası var. Oysaki yeni ceza sistemimizde tekerrür yalnızca infaz rejiminde ağırlaştırılmasına neden oluyor. Cezanın ağırlaştırılmasına değil, hele de para cezasının hapis cezasına çevrilmesine hiç değil.

 

Yargıtay; “Çek Şirketin Adına ise Ceza Yok”

Sayılanlardan ilk üçüne ilişkin Yargıtay’ın henüz net bir tavrı yoksa da 4. maddede belirteceğimiz tüzel kişilere ceza verilemeyeceği konusunda Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin çok yeni tarihli bir kararı var.

4- 3167 sayılı Kanun’un 16/2 maddesinde, karşılıksız çek suçunun tüzel kişi yani şirket yararına işlenmesi durumunda tüzel kişiye para cezası verileceği hükmü var. Ancak yeni ceza sistemimize göre tüzel kişilere ceza verilemez, yalnızca güvenlik tedbiri uygulanabilir.

Yargıtay’ın yeni tarihli kararıyla ortaya çıkan görüşü de bu yönde (Yargıtay. 10. Ceza Dairesi’nin 23.02.2009 tarihli ve E:2007/11212, K:2009/2458)

Bu sorunların tamamına çözüm üretebilecek nitelikte hazırlanmasını umduğumuz Yeni Çek Kanunu’nun bir an önce yürürlüğe girmesini ve karşılıksız çek veren veya alan bütün mağdurların yüzünün gülmesini diliyoruz.

 

[1]Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun.