İlmühaber Hisse Senedi Yerine Geçer mi?

13 Eylül 2009 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Doğan Yayın Holding’e tebliğ edilen tarihte eşi görülmemiş vergi tarhiyat ve cezaları…

Vergi uzmanları, tarhiyat ve cezanın haksız olduğunda hemfikirler.

Olayın teknik boyutunu uzun uzun anlatmayacağız. Özellikle Prof. Dr. Şükrü KIZILOT, 10.09.2009 ve 11.09.2009 tarihli köşe yazılarında, yazarlıktan ziyade hocalık şapkasını takarak herkesin anlayacağı bir biçimde açıklamış.

Özetle tartışma, daha doğrusu haksızlık, vergi incelemesi yapanların ilmühaberin hisse senedi yerine geçtiğinin kabul etmemesi noktasında kilitleniyor.

İlmühaberin hisse senedi yerine geçtiği kabul edilmezse Doğan Yayın Holding ve onun gibi binlerce şirketin işlemleri, KDV Kanunu’nun 17/4-g maddesindeki istisnanın dışında kalıyor. Bu durumda da geçmişe dönük cezalı vergi tarhiyatı yapılması gerekiyor.

Ancak Türk Ticaret Kanunu’nun 411. maddesi, 232 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde de açıkça belirtildiği üzere;

“İlmühaber hisse senedi yerine geçer”

Yargı da aynı şekilde görüş belirtmiş.

 

Danıştay ve Yargıtay “İlmühaber Hisse Senedi Yerine Geçer” Diyor

Yüksek mahkemelerin konuyla ilgili kararlarının ilgili bölümlerini kısa kısa belirtelim.

“…kanun hükümlerinden açıkça anlaşılacağı üzere, ilmühaberler, gerek nama gerekse hamiline yazılı hisse senedi yerine kaim olmak üzere çıkarılmış olsunlar, hisse senetleri gibi birer kıymetli evraktırlar. Anonim şirketler açısından esas olan hisselerdir. Hisselerin senede bağlanmaları şart olmadığı gibi haklar, borçlar ve yükümlülükler açısından da bir değişiklik yaratmazlar. Hisse senetleri ve bunların yerini tutmak üzere çıkarılan ilmühaberler, hisseleri belgeleyen ve bunların devrini kolaylaştıran birer belgedir. Nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan ilmühaberler ciro edilmek ve karşı tarafa teslim edilmekle devir işlemi tamamlanmakta, pay defterine kaydedilme dışında, devrin sözleşmeye bağlanması ve benzeri gibi başkaca herhangi bir işleme gerek bulunmamaktadır.”[1]

 “TTK’nın 411. maddesi uyarınca; anonim ortaklık, nama ve hamile yazılı pay senetleri yerine ilmühaber düzenleyebilir.”[2]

“İlmühaberler, hisse senedi yerine geçmek üzere anonim şirketlere ihraç edildiğinden, bunların taşınır malların haczi hakkındaki hükümlere göre haczedilmesi gerekir.”[3]

“… hisse senedi yerine geçmek üzere çıkarılan ilmuhaberin İİK’nın 88. maddesinde öngörülen şekilde haczi mümkün olduğundan…”[4]

“…henüz hisse senedi çıkarılmamış ise de, ilmuhaber çıkarılmış olup bu da pay senedinin yerini tutar.”[5]

Yine Yargıtay HGK’nın bir başka kararında da defalarca “hisse senedi (veya ilmühaber)” denilerek uyuşmazlık açısından, nitelik bakımından fark olmadığı vurgulanmış[6].

 

Vergi İdaresi de Aynı Görüşte

Maliye Bakanlığı’nın konuya ilişkin verilmiş olan bir özelgesinde (mukteza) de;

İlmühaberler anonim şirketler tarafından hisse senetlerinin yerini tutmak amacıyla çıkartılan menkul kıymetlerdir. Sahiplerine; genel kurul toplantılarına katılmak, oy kullanmak, kâr payı almak gibi pay sahipliği haklarını kazandıran ilmühaberler, ilgili anonim şirketçe hisse senetleri düzenlenip ortaklara teslim edildiği anda geçerliliğini kaybetmektedir” ifadeleriyle yargı kararlarıyla aynı doğrultuda görüş bildirilmiş[7].

İlmühaber hisse senedi yerine geçiyorsa KDV Kanunu’ndaki istisnadan da yararlanması gerekiyor.

Vergi idaresinin bu hususta da şu andaki uygulanmak istenenin tersine görüşü var:

.... A.Ş.’nin .... A.Ş. ortaklık payının (Hisse Senedi İlmühaberi) satışı katma değer vergisine tabi olmayacaktır.”[8]

Fazla yoruma gerek yok.

Anayasamıza göre Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir.

Yine Anayasamıza göre idarenin kanunlara uygun olmayan eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Bu eylem ve işlemler sonucu ortaya çıkan zararları da yine idare karşılayacaktır.




[1] Danıştay 7. Dairesi’nin 14.12.1999 tarihli ve E:1999/70, K:1999/4120 sayılı Kararı.
[2] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 22.04.1999 tarihli ve E:1999/646, K:1999/3116 sayılı Kararı.
[3] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 11.05.2007 tarihli ve E:2007/6914, K:2007/9714 sayılı Kararı. Aynı dairenin 25.02.2000 tarihli ve E:2000/1141, K:2000/3125 sayılı Kararı da aynı yöndedir.
[4] Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 20.05.1999 tarihli ve E:1999/3100, K:1999/3479 sayılı Kararı.
[5] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.11.1978 tarihli ve E:1977/11-422, K:1978/978 sayılı Kararı.
[6] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.07.2007 tarihli ve E:2007/13-332, K:2007/446 sayılı Kararı.
[7] Maliye Bakanlığı’nın 23.11.1999 tarihli ve B.07.0.GEL.0.43./4305-155 sayılı Özelgesi.
[8] Maliye Bakanlığı İstanbul Defterdarlığı Katma Değer Vergisi Gelir Müdürlüğü’nün 07.11.2001 tarihli ve KDV.MUK.B.07.4.DEF.0.34.18.17.5361 sayılı Özelgesi.