Ev Sahibinin Kiracıyı Tahliye Etme Nedeni “Almanya’dan Oğlum Gelecek” ile Sınırlı Değil - I

04 Haziran 2009 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

YAZININ 2. BÖLÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN

“Almanya’dan oğlum gelecek, evi boşaltın”… Eski filmlerden aşina olduğumuz bir repliktir. Aslında, biraz da ev sahibi(kiralayan)-kiracı ilişkisine muzipçe yaklaşan senaryo yazarlarının klişeleştirdiği bir cümledir.

Peki, ileri sürülen bu neden, kiracıyı tahliye etmek için yeterli mi? Ya da yeterli olması için hangi şartların oluşması gerekiyor?

Ev sahiplerinin kiracıyı tahliye etmek için başka geçerli bir nedeni olamaz mı?

Tabii ki tahliye nedenleri, dillere pelesenk olan bu replikle sınırlı değildir. Ama kiracının evden çıkarılması (tahliyesi) da hiç kolay değildir. Tahliye etmek için bazı şartların var olması gereklidir.

“Kiralayan”ın yani halk arasında bilindiği adıyla ev sahibinin kiracıyı gayrimenkulden çıkarabilmesi için açacağı “Tahliye Davası” için Kanun’da[1] sayılan nedenler şu şekildedir:

 

a) Kiracının Verdiği Yazılı Tahliye Taahhütnamesi Nedeniyle

 

Kiracı, yazılı bir taahhütname imzalayarak kiraladığı gayrimenkulü boşaltacağını bildirmesine rağmen kiralanan (gayrimenkul) tahliye edilmiyorsa, kiralayan tarafından tahliye davası açılabilir.

Taahhütnamenin, kiracının serbest iradesiyle ve kira sözleşmesinin yapıldığı tarihten sonra -yani kiracı “kiralanan”da (evde) otururken-, yazılı olarak düzenlenmiş olması şarttır[2]. Aksi takdirde, örneğin kira sözleşmesiyle aynı tarihte düzenlenmiş taahhüt nedeniyle açılan tahliye davası kabul edilmeyecektir.

 

b) Kiralayanın, Eşinin veya Çocuklarının Konut İhtiyacı Nedeniyle

 

İşte, “Almanya’dan oğlum gelecek” repliği Kanun maddesinin bu bendine dayanmaktadır.

Ancak bu sözü söylemek yeterli değildir. Kiralayanın kendisinin, eşinin veya çocuklarının oturmak için konuta ihtiyacı olduğu iddiasıyla açılacak tahliye davalarında, tahliyeye karar verilebilmesi için; ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun ispat edilmesi gerekir. Devamlılık arz etmeyen geçici ihtiyaçlar tahliye nedeni olamayacağı gibi henüz gerçekleşmemiş ihtiyaçlar da tahliye nedeni sayılamaz[3].

Örneğin kiralayanın oğlunun evleneceği ve bu nedenle söz konusu konuta ihtiyacının olduğu iddiası, gerçek ve samimi olmalıdır. Kiracıyı tahliye etmek isteyen kişinin oğlu henüz nişanlı dahi değilse ve evlilik yönünde hazırlıklar yapmıyorsa konut ihtiyacı sebebinin gerçekleştiğinden söz edilemez[4]. Çünkü burada ihtiyacın nedeni evlilik hazırlığı olarak gösterilmiştir.

 

Bir başka uyuşmazlıkta ise kendisinin konut ihtiyacı için dava açan kiralayanın davası, reşit olan (18 yaşını doldurmuş) bir kişinin ailesiyle yaşamak zorunluluğunun olmadığı gerekçesiyle kabul edilmiştir[5].

Diğer taraftan, davanın açıldığı anda bulunması şart olan gerçek, samimi ve zorunlu ihtiyacın, yargılama sırasında devam etmesi gerektiğini de belirtmekte fayda vardır.

 

c)Kiralayanın, Eşinin veya Çocuklarının İşyeri İhtiyacı Nedeniyle

 

Konut ihtiyacında olduğu gibi işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye davasında da ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun ispat edilmesi gerekir. Bununla birlikte, tahliye edilmek istenen yerin (kiralananın), yapılacak işe ve ihtiyaç konusuna uygun olması da zorunludur[6].

Ayrıca gerçek kişilerin maliki olduğu kiralanan taşınmaz hakkında şirket ihtiyacı için açılan tahliye davası reddedilmektedir[7].

 

ç) Tadilat Nedeniyle

 

Tadilat nedenine dayalı davalarda tahliyeye karar verilmesi için; yapılacak tadilatın esaslı ve imar amaçlı olması, tadilat esnasında kiralananda oturmanın mümkün olmaması ve tadilat projesinin imarca onaylanmış bulunması gerekir[8].

 

Devamı yarınki yazımızda…

 


 


 

[1] 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun’un 7. maddesi.
[2] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 11.03.2008 tarihli ve E:2008/11, K:2008/2784 sayılı; 27.03.2007 tarihli ve E:2007/2461, K:2007/3391 sayılı Kararları.
[3] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 01.03.2007 tarihli ve E:2007/80, K:2007/2077 sayılı Kararı.
[4] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 26.12.2005 tarihli ve E:2005/11224, K:2005/12202 sayılı Kararı.
[5] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 22.03.2007 tarihli ve E:2007/1360, K:2007/3234 sayılı Kararı.
[6] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 24.01.2008 tarihli ve E:2007/14005, K:2008/459 sayılı Kararı.
[7] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 08.05.2006 tarihli ve E:2006/2944, K:2006/5020 sayılı Kararı.
[8] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 21.01.2008 tarihli ve E:2007/10608, K:2008/321 sayılı Kararı.