Davanın Konusuz Kalması Halinde Vekalet Ücreti

05 Kasım 2010 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

14 Ekim 2010 tarihli yazımızda belirttiğimiz üzere, Anayasa’nın 23. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında vergi borcu nedeniyle uygulanan yurt dışı çıkış yasakları kaldırılıyor.

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı bu konuda bir genelge yayımlayarak bundan böyle vergi borcu nedeniyle yurt dışı çıkış yasağı uygulanmayacağını, halihazırda uygulanmakta olan yasakların da kaldırılacağını açıkladı (08.10.2010 tarihli ve 2010/1 seri no’lu Tahsilat İç Genelgesi).

Genelge’de dava konusu edilmiş yani ihtilaflı olan yurt dışı çıkış yasakları hakkında ise şu ifadeler kullanıldı:

“Haklarında 6183 sayılı Kanun’un 36/A maddesi gereğince yurt dışı çıkış tahdidi uygulananlarca söz konusu işlemin iptaline yönelik olarak açılmış olan davalar, yurt dışı çıkış tahditlerinin mevcut hükmün zımnen ilga olması nedeniyle kaldırılması ile birlikte konusuz kalacaktır. Dolayısıyla, konusuz kalan söz konusu iptal davalarının reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesi talebini içeren beyan dilekçelerinin ilgili mahkemelere gönderilmesi gerekmektedir.”

İdarenin hukuka ve Anayasa’ya aykırı düşen işlemlerini kendiliğinden kaldırması yönündeki gösterdiği iradesinin takdiri hak ettiğini söylemiştik.

Ancak burada bir başka haksız uygulamaya gidilmek isteniyor.

Dava konusu edilerek iptal edilmesi talep edilen yurt dışı çıkış yasağı, idare tarafından kaldırıldığında, söz konusu dava “konusuz”kalacak. Bu doğru.

Ama mahkeme, davanın reddine değil karar verilmesine yer olmadığına karar verecek. Yanlış burada.

İki karar şekli birbirinden çok farklı. Davanın reddi demek idare haklı, dava açan haksız demek. Karar verilmesine yer olmadığı ise anlaşılacağı üzere artık dava edilen işlem ortadan kalktığı için davanın kabulü veya reddine karar verilemeyecek durumlarda karşımıza çıkıyor.

Yani mahkeme, davacı veya davalı idare haklı/haksız tartışmasına girmiyor. Ancak davanın açılmasına neden olan durum, yurt dışı çıkış yasağı örneğinde olduğu gibi, davalı idarenin hukuka aykırı işlem yapması. Bu nedenle; davacı davayı avukat aracılığıyla takip ediyorsa, mahkemece takdir edilecek avukatlık ücretinin ve yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesi gerekiyor.

Danıştay’ın benzer bir uyuşmazlıkta vermiş olduğu şu karar da bu durumu açıkça ortaya koyuyor:

“Dava konusu düzenlemenin esas hakkında karar verilmeden önce yürürlükten kaldırıldığı, bu nedenle iptalinde davacıların hukuki yararları kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığı hüküm altına alınmışsa da, bu kararın davacı tarafın davada haksız çıktığı yönünde nitelenebilecek bir karar olmadığı sonucuna varılmaktadır.Bu durumda yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davanın açıldığı tarihteki hukuksal durum göz önüne alınarak davalı idareye yükletilmesi gerekirken, avukatlık ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin gideri yapan taraf üzerinde bırakılması hukuka uygun bulunmamıştır.”[1]

İdare, hem haksız ve hukuka aykırı işlem yaparak dava açılmasına neden olacak hem de davanın açılmasının ardından bu işlemi kaldırdığında yargılama giderleri ve karşı tarafın avukatlık ücreti davacıya kalacak!

İç Genelge’deki açıklama bunu ifade ediyor. Danıştay’ın haklı kararı ise tam aksi yönde.

Yargılama masrafları ve vekalet ücretinin ne tarafa yükletileceğine mahkeme karar vereceğine göre hangi görüşün uygulanacağını söylemeye gerek dahi yok…



[1]Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 08.01.1999 tarihli ve E.1997/436, K.1999/32 sayılı Kararı.