Dava Aşamasındaki Vergilere Bir Garip Yapılandırma - II

14 Aralik 2010 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Dava aşamasındaki yani ihtilaflı vergiler de vergi affı ya da borç yapılandırması olarak adlandırılan kanun tasarısının kapsamına alındı. Tasarıda bu borçlara ilişkin nasıl bir yapılandırmanın öngörüldüğü, dünkü yazımızın konusuydu.

Bugün ise tasarıda dikkate alınmadığından adaletsiz uygulamalara neden olabilecek durumlardan söz edeceğiz.

 

Vergi Mahkemesi: 80 - Danıştay: 50

Hayır, hakimlerimizin oynadığı bir basketbol maçının sonucu değil başlıktaki. Ama kazananı var: Vergi Mahkemesi… Daha doğrusu vergi mahkemesi tarafından lehine karar verilmiş mükellef. Sayılar ise vergi borcundan kanun kapsamında indirilecek yüzdeyi ifade ediyor.

Tasarıda, en son verilen karara göre değerlendirme yapılacağı; bu kapsamda da vergi mahkemesi kararı lehine olan mükellefin, vergi borcunun % 80’inin indirileceği belirtiliyor. Ancak vergi mahkemesi kararı aleyhine olup da temyiz sonucunda Danıştay’ın lehine “bozma kararı” verdiği mükellefin, vergi borcunun yalnızca % 50’si indiriliyor.

Danıştay ile vergi mahkemesinden hangisinin üst (yüksek) mahkeme, hangisinin ilk derece mahkemesi olduğu biraz karışmış sanki…

Komisyonlarda bu durum fark edilmezse, vergi mahkemesi kararı aleyhine olan mükelleflere TBMM’de bir son saniye üçlüğü gerekiyor.

 

Danıştay Bozarsa % 50, Vergi Mahkemesi Uyarsa % 80

Yukarıdaki durumu biraz ileri götürelim. Vergi mahkemesi mükellef aleyhine karar verdi. Danıştay ise bu kararı mükellef lehine bozarak tekrar vergi mahkemesine gönderdi, diyelim. Vergi mahkemesi, uyuşmazlıkların en azından onda dokuzunda olduğu gibi, bozmaya uyarak ilk kararının tam tersi yönde yani mükellef lehine karar verirse ne olacak?

Bozma olması durumunda uygulanacak hükme göre % 50 mi ödenecek yoksa son olarak vergi mahkemesinin karar verdiğinden hareketle % 20 mi ödenecek?

Hükümde, son karar esas alınacak, ifadesi bulunduğuna göre % 80 indirim yapılmalı. Peki kanun bu şekilde yayımlanırsa, o tarihte ihtilafı hakkında Danıştay’ın bozma kararı verdiği ancak henüz vergi mahkemesince bozmaya uyma kararı verilmemiş mükellefin suçu, günahı ne?

 

Kararın Düzeltilmesi Temyizle Aynı mı?

Kararın düzeltilmesi aşamasındaki ihtilaflar da tasarı kapsamında. Üstelik temyiz safhasında olan davalarla aynı şekilde yapılandırma yapılacağı öngörülüyor. Oysa Danıştay’ın temyiz mercii olarak davaya bakan dairesinin, “kendi kararını” tekrar gözden geçirmesi olarak tanımlanabilecek karar düzeltmede, farklı bir karara hükmedilmesi ihtimali çok çok düşük.

Danıştay’ın henüz temyizen incelediği bir davada, vergi mahkemesi kararını bozması; kendi kararını düzeltmesine göre çok daha yüksek bir ihtimal. Bu iki durum farklı değerlendirilebilirdi.

 

Yürütmenin Durdurulması ve Daha Önce Ödeme Yapılması

Vergi mahkemesinde dava açmakla vergi ve buna bağlı cezalara ilişkin tahsil işlemleri duruyor. Bir başka deyişle, dava vergi mahkemesinde devam ediyorsa vergi idaresi alacağı isteyemiyor (İYUK md. 27/3). Ancak vergi mahkemesi mükellef aleyhine davanın reddine karar verirse ikinci ihbarname düzenlenerek vergi alacağı istenebiliyor. Bu kez, temyize gidilirken yürütmenin durdurulması talebinde bulunulabiliyor. Temyiz mercii olan Danıştay yürütmenin durdurulmasına karar vermediyse mükellef vergi borcunu ödemek zorunda kalıyor.

Kanun tasarısı, tamamen mükellefin henüz ödemediği vergi borcunu ele alıyor. Ya mükellef bu borcu haciz tehdidiyle vb. bir şekilde ödediyse… O zaman ne olacak? İade istenebilecek mi, mahsup yapılabilecek mi?

Vergi borcu ihtilaflı mı? İhtilaflı. Devam eden dava, kanunun aradığı diğer şartlarla örtüşüyor mu? Evet.

Peki, şu veya bu şekilde vergi borcunu ödemeyenlere gün doğarken, bir şekilde borcunu ödemiş mükellefler niye cezalandırılıyor? Yoksa hep mi böyle oluyor?

Yukarıdakiler, tasarıyı şöyle bir gözden geçirdiğimizde aklımıza gelenler. Başka bir çok gariplik var. Vergi mahkemesinin kısmen kabul, kısmen red kararı ile Danıştay’ın kısmen onama, kısmen bozma kararında uygulanacaklar açık değil. Yürütmenin durdurulmasından ise hiç söz edilmemiş…

Tasarı bu şekilde yasalaşırsa kim bilir daha ne sıkıntılar ortaya çıkar?