Bir Tüketici Masalı: Her Yöne Sınırsız Özgürlük

08 Ekim 2009 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Bir tüketici masalıdır bu. Tüketici Özgür KONUŞKAN’ın masalı.

Zamanın birinde, milenyumu biraz geçmiş iken; Akdeniz’e nazır ülkelerin birinde Özgür KONUŞKAN isimli bir tüketici yaşarmış. Sık sık yenilediği telefonunu elinden düşürmez, konuştukça konuşur, ödediği yüzlerce TL’lik faturalarla cep telefonu operatörlerinin her daim gözde müşterisi olurmuş. Operatörler Özgür’ü çok sevse de o, yüklü faturalardan pek muzdaripmiş. Ama ne yapsa, ne etse faturaların kabarmasına engel olamazmış.

Yine bir gün, kara kara faturalara bir çözüm bulmasını gerektiğini düşünürken, televizyondaki reklam Özgür için umut ışığı olmuş, gözleri parlamış. Reklamı seslendiren, tok sesiyle, “55 TL’ye her yöne sınırsız konuşma” diye bağırıyormuş. Fondaki “konuş doya doya” sözlü melodi ise adeta kahramanımızın kafasında çınlıyormuş. Bu, Konuşkan Özgür için bulunmaz fırsatmış. Hem de kampanyayı duyuran, kendi kullandığı hattının operatörüymüş. Soluğu abone merkezinde almış. İçeri girer girmez ilk iki sürprizle karşılaşmış. Reklamdaki 55 TL, meğerse vergisiz fiyatmış. “Doya doya konuşabilmek” için ayda 67 TL ödemesi gerekiyormuş. İkinci sürpriz ise; yeni hat aldığında ya da başka operatördeki numarasını taşıdığında hiçbir ücret ödemeyecekken; o operatörün senelerdir kullandığı, şişkin faturalarını ödediği numarasını bu tarifeye geçirince ikinci bir 67 TL ödemesi gerektiği olmuş. “Bu nasıl vefa!” diye geçirmiş içinden. “Neyse” demiş sonra, “Bir kereliğine verilir. Sınırsız konuşup ayda sadece 67 TL ödemek var işin ucunda, fatura ne kadar oldu derdi de yok, oh be!”.

Ama sürprizlerin ardı arkası kesilmiyormuş. İmzalaması için bir taahhütname tutuşturulmuş eline. “Sınırsız her yöne bireysel özgürlük”, ayda 10.000 dakika ile “sınırlı” imiş. Bu süreyi geçtiğinde konuşmaları ayrıca ücretlendirilecekmiş. Hemen kaba bir hesap yapmış Özgür KONUŞKAN. Ayda 10.000 dakika, günde 5 buçuk saate yakın konuşma yapıyormuş. “Hiç uyumasam bu kadar konuşamam. Oldu ki konuştum, fazlasını da öderim. Eskisinden fazla ödemem ya.”

Tarifenin kısa süreli olmadığı, uzun bir müddet devam edeceği yönünde de güvence almış abone merkezinden. Dahasını düşünmeye gerek yokmuş. Basmış imzayı.

İlk ay, tarifeye geçiş ücretiyle birlikte iki katı fatura ödemiş Özgür. “Olsun” demiş, “Sonrası rahat, kafam rahat, fatura ne kadar gelecek diye tasalanmak yok”.

Bir başka sürpriz de on binlerce insanın bu tarife için diğer operatörlerden numara taşıması sebebiyle şebekenin kilitlenmesi, bir süre telefonla konuşamamak olmuş. Tepesi iyiden iyiye atan Özgür, zor bela ulaştığı müşteri hizmetlerinin telkini ve sorunun çözülmesiyle, ilerideki rahat günlerin hatırına bu sürprizi de sindirmiş.

Meğerse en büyük sürpriz henüz üçüncü, bilemediniz dördüncü faturayı ödemeden gelmiş. Tam, işler artık rayına oturdu derken operatörden gelen bir mesajla irkilmiş. Mesajda Özgür’ün, “tarife kullanımının makul seviyenin üstünde olduğu, aynı kullanımın devam etmesi halinde operatörce ek bedel talep etme ve hattın kapatılması dahil hakların saklı tutulduğu” yazılıymış. Hemen müşteri hizmetlerini arayan kahramanımızı “kullanımınız makul seviyenin altında ise bu uyarıyı dikkate almayın” şeklinde bir bant kaydı karşılamış. Zaten telefonun süre sayacından ortalama konuşmasını hesaplayan Özgür,  10.000 dakikayı aşmadığını hatta yarısı kadar bile konuşmadığını biliyormuş. Yine de bu kaydı duyunca içine su serpilmiş.

Fakat bu uyarı mesajının üzerinden iki hafta geçmeden operatörden bir başka mesaj gelmiş. “Sözleşmedeki kullanım koşulları gereğince tarifeniz Her Yöne 1000 Tarifesi olarak değiştirilmiştir. Tarifemizi tüm vergiler dahil ayda 59 TL’ye kullanabilirsiniz”. Yine hata yapıyorlar diye düşünerek saatlerce telefon başında bekleyen Özgür, onlarca aramanın sonunda karşısında bir insan sesi bulabilmiş. Tüketiciye (müşteriye) sormadan, sözleşmenin taraflarınca teati edilmeden yapılan bu baskın tarife değişikliğinin nedeni “makul kullanımın aşılması” imiş. Yoruma açık “makul kullanım”ın ne olduğu hakkında ise “makul” bir açıklama yapılmıyormuş.

“Makul kullanım da nedir? Keyfi olarak mı tespit edilir? 10.000 dakikayı geçmeden de istediği gibi beni tarifeden çıkaracaklarsa neden sözleşme, taahhütname imzaladık? Bu işin hakkı, hukuku yok mudur?” gibi birçok soru geçmiş Özgür’ün kafasından. Araştırmış. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre fazladan yaptığı bütün ödemeleri Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurarak alabiliyormuş. Kendisi gibi haksızlığa uğrayan tüketiciler, açtıkları davaları kazanıyormuş[1].

Hatta reklamdaki aldatıcı ifadeler olan vergisiz fiyat (67 TL yerine 55 TL) ve “sınırsız” denilmesine rağmen gerçekte 10.000 dakika ile sınırlı bir tarifenin söz konusu olmasından dolayı Reklam Kurulu, operatöre 134.400 TL ceza vermiş[2].

Neyse ki bu ülkede Reklam Kurulu varmış, Tüketici Hakem Heyeti varmış, Tüketici Mahkemesi varmış. Hak, hukuk, yasa varmış.

Bir varmış, bir yokmuş. Ama burada varmış.




[1] Yenişehir Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti’nin 10.09.2009 tarihli Kararı ile; reklamdaki “sınırsız” ifadesine güvenen ve taahhütname imzalatılmayan tüketiciye 66,65 TL’yi aşan kısım olan 1.679,00 TL iade edilmiştir.

[2] Reklam Kurulu’nun 14.07.2009 tarihli ve 2009/377 sayılı Kararı.