Bilerek Sahte Fatura Kullanma(ma) - II

11 Eylül 2009 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Dünkü yazımızda, vergi idaresinin “sahte fatura düzenleyen şirketten fatura alan her şirket sahte fatura kullanmıştır”yaklaşımından ve bu yaklaşımın doğurduğu olumsuz sonuçlardan söz etmiştik.

Bir şirketin düzenlediği faturalardan bazılarının sahte olduğunun tespit edilmesi, o şirketin düzenlediği faturaların hepsinin sahte olduğu anlamına gelmez.

Bir faturanın sahte olduğunun tespiti ancak kanunda yapılan sahte fatura tanımına girdiğinin somut delillerle ispat edilmesi ile mümkündür.

Sahte belgenin tanımı ise Vergi Usul Kanunu’nun 359/b maddesinde şu şekilde yapılmıştır:

“Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir.”

O halde, bir faturanın sahte olduğunun ispatı için o faturanın gerçek bir mal veya hizmet alımından kaynaklanmadığı somut delillerle ortaya konulmalıdır. Bu ispatı yapacak olan vergi idaresidir.

Ancak dün de üzerinde durduğumuz gibi; vergi incelemesi yapanlar bu zahmete girmiyorlar. Hatta gerçek mal veya hizmet alımını kabul etmekle birlikte sahte fatura kullanıldığı yönünde rapor düzenliyorlar.

Dolayısıyla mükellef de haklılığını yargı önünde aramak zorunda kalıyor. Gerçek bir mal veya hizmet alışverişi olduğu mahkeme önünde kanıtlanırsa, daha doğrusu öncelikle ispat yükü üzerine düşen vergi idaresi faturanın gerçek bir alışverişe dayanmadığını ispatlayamazsa ceza ve tarhiyat iptal ediliyor.

Sahte Faturayı “Bilerek” Kullanma Suçu

Faturanın, gerçek bir işlem veya duruma yani gerçek bir alışverişe dayanıp dayanmadığı noktasında; vergi hukukunun, Danıştay içtihatlarına yerleşmiş birçok ispat vasıtası var.

Birbiriyle iç içe olmakla birlikte duruma bir de ceza hukuku açısından bakalım…

Sahte fatura düzenlemek ve kullanmak gibi vergi kaçakçılığı suçlarının yer aldığı VUK’un 359. maddesi ceza hükmü içeren bir maddedir.

Bu bakımdan Türk Ceza Kanunu’nun 5. maddesindeki “Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı” hükmü, VUK’un 359. maddesi yani vergi kaçakçılığı suçları için de geçerlidir.

Söz konusu genel hükümlerden TCK’nın 21. maddesi ise;

“Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir” şeklindedir.

Bu durumda vergi kaçakçılığı suçları da ancak “kasıt”la işlenebilir.

Dolayısıyla bu suçlardan sahte faturanın kullanılmasında da kastın varlığı suçun oluşması bakımından ön koşuldur.

Bir başka ifadeyle; kasıtla yani bilerek ve istenerek sahte fatura kullanılması, hem ceza yargılamasında hapis cezasına hükmedilebilmesi hem de idari para cezasının yasal olabilmesi açısından şarttır.

Kısacası, sahte (naylon) fatura kullanma suçundan dolayı ceza kesilebilmesi için sahte olduğu iddia edilen faturanın “bilerek”yani kasıtla kullanıldığını vergi idaresince ispat edilmesi gerekir.