Bayram Tatili 9 Gün Değil - I

25 Eylül 2008 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

YAZININ 2. BÖLÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN

İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere büyük şehirlerdeki insanların, zamanla başı daha çok derttedir. Hep yetiştirilmesi gereken işler vardır. Yetiştirilmesi gereken işlere asla yetmeyen ve yetmeyecek mefhumun adı ise zamandır.

En kıymetli şeydir zaman: iyi değerlendirildiğinde ulaşılmaz denen kapılara anahtar olabilir, değerlendirilmediğinde ise intikamını acı biçimde alır.

Zamanın tümü kadar başı ve sonu belli olan bölümlerini yani “süre”leri iyi değerlendirmek gerekir. Hatta bazen daha önemlidir yıllardan, kısacık süreler. Çünkü ne yaparsanız yapın geri döndürülemeyecek kayıplara uğrayabilirsiniz.

İşte bu sürelerden belki de en önemlisi hukuki sürelerdir. Kaçırmanız halinde hukuken bazı hak kayıplarına yol açabilirler. Hem de bir ömür uğraşsanız geri gelmemecesine.

Misal dava açma süresini geçirirseniz, ne kadar haklı olursanız olun geri dönüşü yoktur artık.

Pimi çekilmiş bomba gibidir, hukukçu için süre… Ne zaman, nerede patlayacağı belli olmaz.

  

Bayram Tatilinin Önü - Sonu İdari İzin

Önemini arz ettik meselenin. Gelelim çetrefilli haline.

Biliyorsunuz Ramazan Bayramı hafta ortasına denk geldi bu sene. Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek açıklama yaptı, bayram tatili 9 güne uzadı diye. Ya da öyle demek istemedi belki. Kendisi hukukçudur zira, biliyordur mutlaka. Kamuoyu öyle anlamak istemiş, haberciler öyle yansıtmış olabilir.

Her neyse, bayram tatili 9 gün olamaz. En azından bu şekilde yani Bakanlar Kurulu Kararı ile olamaz. Anayasa’da açıkça yazdığı üzere bayram tatili ve şartları ancak kanunla düzenlenebilir (T.C. Anayasası m. 50/4). Bu konuya ilişkin kanunda ise Ramazan Bayramı’nın arefe günü saat 13.00’ten itibaren 3,5 gün olduğu yazmaktadır (Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun m. 2).

Bu durumda 29 Eylül Pazartesi yarım gün ve 3 Ekim Cuma ise tam gün, Bakanlar Kurulu Kararı ile (yazı hazırlandığında henüz Resmi Gazete’de yayımlanmamıştır) idari izin tahsisi söz konusudur. Yoksa bu hal, bayram tatilinin uzadığı ve resmi tatilin 9 gün olduğu anlamına gelmez.

Aslında uygulamada, devlet dairelerinde görev yapacak birkaç kişi dışında tatille idari izin arasında bir fark yoktur. Yine iş stresi olmadan el öpmeye veya deniz kenarına gidilebilecektir insanlar tercihe göre.

Ancak hukuki açıdan durum çok farklıdır. Hafta tatili, bayram tatili, adli tatilde uzayan hukuki süreler idari izinde uzamamaktadır. Konuyu yalnızca kanunun lafzına göre değerlendiren Danıştay 3, 7 ve 9. Daire’nin görüşü bu yöndedir.

Danıştay 4. ve 11. Daire’nin kararlarında ise hukukun genel ilkelerinden de faydalanmak suretiyle aksi doğrultuda görüş bildirilmiştir.

Yarınki yazımızda, değişik tarihlere göre örnekler vererek görüşleri ortaya koyacak, duruma açıklık getirmeye çalışacağız.