Ba - Bs Formlarını Vermeyenlere Kesilen Özel Usulsüzlük Cezasında Son Durum

04 Mart 2010 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Muhasebeci ve mali müşavirler Ba-Bs Formlarının ne anlama geldiğini çok iyi bilirler.  Mükelleflerin çoğunluğu da bu konuda az çok bilgi sahibidir. Bilmeyenler ise “Bs ve Bs de ne? Maliye’nin yeni bir tür kod uygulaması mı yoksa?” diyebilir. En iyisi kısaca açıklayalım.

Form Ba; bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin, belirli bir sınırı (Ocak 2010’dan itibaren KDV hariç 5.000 TL’yi) aşan mal ve hizmet alımlarını beyan ettiği "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu”nu,

Form Bs; bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin, belirli bir sınırı (Ocak 2010’dan itibaren KDV hariç 5.000 TL’yi) aşan mal ve hizmet satışlarını beyan ettiği "Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu”nu ifade ediyor.

Beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler (veya bu mükelleflerin muhasebecileri/mali müşavirleri), bu formları da süresi içinde elektronik ortamdan göndermeleri gerekiyor[1].

Ya göndermezlerse veya eksik ya da yanlış gönderirlerse ne oluyor?

Hiç verilmeyen, süresinde verilmeyen, elektronik ortam yerine kağıt üzerinde verilen,  eksik veya yanıltıcı bir biçimde verilen her form için özel usulsüzlük cezasıkesiliyor. Ba ve Bs formlarının her ikisinde de bu yükümlülüğe uyulmadıysa o dönem için ikisi tek bir form olarak kabul edilip tek ceza kesiliyor.

Buraya kadar her şey gayet açık. Ancak mükellefle vergi idaresini karşı karşıya getiren olayın bir başka ayrıntısı daha var.

 

Mükellefe Tebligat Yapılmadan Ceza Kesiliyor

Elektronik ortamda beyanname verilmesinin zorunlu hale getirilmesinden sonra birçok sorun ortaya çıktı. Bunlardan biri de yukarıda sözünü ettiğimiz yükümlülüğün yerine getirilmemesinden dolayı özel usulsüzlük cezası kesilmesi. Sıkıntı, ceza kesilmeden önce mükellefe yazılı bildirim yapılmamasından kaynaklanıyor.

Oysa Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesine göre;

“Bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanun’un ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi şarttır.

Yani mükellefe vergiye ilişkin bilgi vermemesinden dolayı ceza kesilebilmesi için ilk önce yazılı bir bildirim yaparak süre verilmesi şart.

Mükellefler, yazılı bildirim yapılmadan kesilen özel usulsüzlük cezaları hakkında dava açıyor ve kazanıyordu[2]. Mahkemeler; “önceden tebliğ şartı yerine getirilmeden” ceza kesilebileceğine ilişkin kanunda bir düzenleme olmamasına rağmen idarenin düzenleyici işlemiyle böyle bir düzenlemenin yapılamayacağı gerekçesiyle kesilen özel usulsüzlük cezalarını iptal ediyordu.

“-di’li geçmiş zaman kullanıyoruz. Çünkü kanuni düzenleme yapılması gerektiği düşüncesiyle, VUK’un mükerrer 355. maddesinin yukarıda yer alan fıkrasına, “Ancak, bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde, ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartı aranmaz” cümlesi eklendi[3]. Amaç, elektronik ortamda beyanname vermeyenlere kesilen özel usulsüzlük cezasının mahkemeler tarafından iptal edilmesinin önüne geçebilmekti.

Ancak İstanbul 2. Vergi Mahkemesi, yapılan kanuni düzenlemenin de Anayasa’ya uygun olmadığı görüşüyle konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı[4].

Danıştay 9. Dairesi ise elektronik ortamda Ba, Bs formu vermemekten dolayı kesilen özel usulsüzlük cezasının iptalinin talep edildiği davada, konu hakkında Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuş nedeniyle, mükellefin talebi üzerine yürütmenin durdurulmasına karar verdi[5].

Evet, durum biraz karışık. Ama özetle şunu söyleyebiliriz; Ba, Bs formlarını süresinde vermemekten dolayı haklarında özel usulsüzlük cezası kesilen mükelleflerin dava açmasında fayda var. Davanın mükellef lehine sonuçlanması ve cezanın iptal edilmesi ihtimali yüksek.




[1]Konuya ilişkin ayrıntılı bilgi, 04.02.2010 tarihli ve 27483 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 396 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde yer almaktadır.
[2] Ankara 3. Vergi Mahkemesi’nin 22.01.2008 tarihli ve E:2007/868, K:2008/ 109 sayılı Kararı ile bu kararı onayan Ankara Bölge İdare Mahkemesi Mahkemesi’nin 29.05.2008 tarihli ve E:2008/2889, K:2008/3560 sayılı Kararı.
[3] Söz konusu ek cümle, 03.07.2009 tarihli ve 27277 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5904 sayılı Kanun’un 22. maddesi ile getirilmiştir.
[4]Anayasa Mahkemesi’nde E:2009/21 numarası ile görülen davada, 07.05.2009 tarihli toplantı ile konunun VUK’un mükerrer 355. maddesi yönünden değil mükerrer 257. maddesi yönünden incelenmesi gerektiğine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, halen esastan bir karar vermemiştir. 
[5]Danıştay 9. Dairesi’nin 21.10.2009 sayılı ve E:2009/6812 sayılı Yürütmenin Durdurulması Kararı (Kararın tam metni için bkz. Yaklaşım, Sayı: 207, Mart 2010, s. 296).