Askere Gitmeyenler Yargıyı Hızlandıracak

16 Nisan 2011 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

“Askere gidip gitmemekle yargının hızlanmasının ne ilgisi var?” demeyin. Bakın ne kadar da ilgiliymiş.

14 Nisan 2011 tarihli Resmi Gazete’de bir kanun yayımlandı. Adı; “Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”.

6217 sayılı bu Kanun’un 1. maddesi ile Askerlik Kanunu’nun 47. maddesi değiştirilmiş. Buna göre;

- Tutukluluğu veya hükümlülüğü,

- Resmi sağlık kurumu raporuyla belgelendirilmiş istirahat gerektiren hastalığı,

- Ana, baba, eş, kardeş veya çocuğunun resmi sağlık kurumu heyet raporuyla belgelendirilmiş hayati tehlike içinde olduklarını gösteren hastalığı,

- Sevkten önceki veya sonraki 15 gün içinde ikinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından birinin ölümü,

- Sevkten önceki veya sonraki 15 gün içinde kendisi veya ikinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından birinin evlenmesi,

- Sevkten önceki veya sonraki 2 ay içinde çocuğunun doğması,

nedenleriyle askerlik şubesine gelemeyecek olanlar, bu mazeretlerini kanıtlayan belgeleri askerlik şubesinde bulundururlarsa, haklarında bakaya işlemi yapılmayacak.

 

Baldızının Düğününe Giden Askere Gitmeyecek

Yapılan değişikliğe göre, örneğin, sevk tarihinden 10 gün önce ya da sonra baldızının evlendiğini kanıtlayarak askere gitmeyen kişi hakkında bakaya işlemi yapılmayacak. Eşinin dedesinin ya da büyük annesinin sevk tarihinden bir hafta önce veya sonra vefat ettiğini belgelendiren kişi hakkında da bakaya işlemi yapılmayacak.

Çalışanlara, bu durumlar için yarım gün bile izin verilmediği düşünüldüğünde, çok önemli bir değişiklik yapıldığı kesin. Ancak adında da belirtildiği üzere, “Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması” şeklinde iddialı bir amacı olanKanun’un ilk maddesinin bu olması, oldukça ilginç. Kanun’un 2, 3 ve 4. maddesi de bakaya ve yoklama kaçağı suçlarına ilişkin. Yapılan düzenlemeyle, bu suçların karşılığında, hapis cezası değil idari para cezası uygulanması ve böylece yargının iş yükünün azaltılması öngörülmüş.

Konuyla ilgili kısa bir soru cevap…

Adli, idari ve askeri yargı kollarından en ağır iş yükü hangisinindir? Hepsinin yükü ağır ama bir sıralama yapılırsa duruşma yoğunluğuyla birlikte adli yargı denebilir.

Bakaya suçlarında hangi yargı kolu yetkilidir? Adli yargı.

(Buraya kadar mantıklı)

Peki, ne zamandan beri bakaya suçlarının yargılaması adli yargının yetkisinde? 2006 yılında yapılan değişiklikten bu tarafa.

Daha önce hangi yargı kolu yetkiliydi? Askeri yargı.

Adli yargının iş yükü 2006 yılında da oldukça ağır değil miydi? Evet.

O halde, neden bu iş yükünün üstüne bir de daha sonra hapis cezası kaldırılacak bakaya suçları (onbinlerce dosya) eklendi?

 

Harçlar Artınca da Yargı Hızlanacak

Sözünü ettiğimiz 6217 sayılı Kanun ile başka kanunlarda da çok sayıda değişiklik yapılmış. Örneğin Harçlar Kanunu’ndaki değişiklikle, ceza mahkemesi kararlarına karşı temyiz, istinaf (henüz uygulamada değil) ve itiraz harcı getirilmiş (Değişiklikten önce, ceza mahkemesi kararlarına karşı harç ödenmeksizin kanun yollarına başvurulabiliyordu).

“Hak Arama Hürriyeti” ve “Adil Yargılanma Hakkı”nın zedelendiği, özellikle ceza yargılaması söz konusu olduğundan, uzun uzun yazılıp çizilebilir.

Aynı uygulama, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı gidilecek kanun yolları için de yapılmıştı. Danıştay ve bölge idare mahkemelerine yapılacak başvurulardan, 2008 yılında 5766 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle harç alınmaya başlanılmıştı. O değişikliğin gerekçesi de aynıydı.

İdari yargı hızlandı mı? İş yükü azaldı mı?

Önemli bir hatırlatma: 6217 sayılı Kanunla (yargı hizmetlerini hızlandırmak amacıyla) Yargıtay ve Danıştay’a yapılacak temyiz başvuru harçları, yılbaşından sonra ikinci kez artırıldı ve 90 TL oldu.

Aslında bayağı caydırıcı…