Arabuluculuk ve Avukatlık

06 Şubat 2009 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Dünkü yazımızda
meclis gündeminde olan tasarı çerçevesinde arabuluculuk kurumundan kısaca söz etmiştik.

Bugün ise arabuluculuk benzeri mevcut yasal düzenlemeler ve avukatlık ile arabuluculuk ilişkisine değineceğiz.

 

Arabuluculuk Benzeri Mevcut Yasal Düzenlemeler

Halen üç ayrı kanun maddesinde yer alan arabuluculuk benzeri faaliyetler bulunuyor. Bunlar:

1) Avukatlık Kanunu’ndaki Uzlaşma

Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesine göre avukatlar, tarafların kendi iradeleri ile sonuçlandırabilecekleri konularda karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilme yetkisine sahiptir. Avukatların bu daveti en geç ilk duruşmaya kadar yapması ve ayrıca tarafların belirlediği sınırlar içinde hareket etmesi gerekir. Uzlaşma sağlanırsa bu durum avukatlar ve müvekkillerinin birlikte imzaladıkları bir tutanakla tespit edilir. Bu tutanak, İcra İflas Kanunu’nun 38. maddesi kapsamında ‘ilam’ niteliğindedir.

Yani müvekkillerinin talepleri doğrultusunda avukatların arabuluculuk yapması zaten mümkün.

Hatta bu maddenin Arabuluculuk Kanunu Tasarısı’ndaki düzenlemeye göre artıları da var. Arabulucunun düzenlediği anlaşmaya dair belge de ilam niteliğinde. Ancak arabulucunun düzenlediği belgenin bu nitelikle beraber icra edilebilirlik niteliğini de kazanması için icra mahkemesine sunularak şerh talebinde bulunulması gerekiyor. Bu durumda, şerh talebinin ayrıca bir avukat tarafından hazırlanması, mahkemeyi sunulması ve takip edilmesi gerektiğinden arabulucu yerine avukatların uzlaşması daha ekonomik olabilir.

 

2) Anlaşmalı Boşanma

Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde yer alan düzenlemeyle bir yıldan fazla evli olan çiftler, anlaşmalı olarak boşanabiliyor. Uygulamada çok sık başvurulan bu yöntem, çoğunlukla avukatlar aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Avukatlar aracılığıyla gerçekleştirilen anlaşmalı boşanma, arabuluculuk faaliyetleri açısından Türkiye’deki en başarılı uygulama olarak göze çarpıyor.

 

3) Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki Uzlaşma

CMK’nın 253. maddesinde sayılan; takibi şikayete bağlı suçlar ile bazı adam yaralama suçları, ticari sırların açıklanması gibi suçlar için uzlaşma imkanı mevcut. Hakim veya savcı, uzlaşmayı kendisi gerçekleştirilebileceği gibi barodan uzlaştırıcı avukat görevlendirmesi isteyebilir veya hukuk öğrenimi görmüş kimseler arasından uzlaştırıcı seçebilir.

 

Arabuluculuk ve Avukatlıkta Reklam Yasağı

Avukatlık Kanunu’ndaki “avukatların…” “…tabelalarında ve basılı kağıtlarında avukat unvanı ile akademik unvanlarından başka sıfat kullanmaları yasaktır” hükmünün aynısı, “avukatların” yerine “arabulucuların” ifadesi kullanılarak Arabuluculuk Kanunu Tasarısı’nda da yer almış.

Bu hüküm şu anlama geliyor: Kartvizitte, tabelada vs. yalnızca “avukat” veya yalnızca “arabulucu” unvanı bulunabilir. Avukat ve arabulucu unvanlarını bir arada kullanmak, iki kanun maddesine göre de mümkün değil.

 

Bu durum, avukatların arabuluculuk yapmasının engellenmesine bile neden olabilir.

Tasarıyla ilgili eleştirilecek daha birçok nokta var.

Ancak dünkü yazımızda da belirttiğimiz gibi geleceğin adalet sisteminde mutlaka yer bulacak arabuluculuk kurumunun faydaları da göz ardı edilemez.

Peki, bu kanun tasarısıyla ülkemize getirilecek arabuluculuk kurumu faydalı mı zararlı mı? Kanun, bu haliyle yürürlüğe girerse adalet sistemimize faydasından çok zararı olabilir…