Anayasa Mahkemesi’nin İptal Ettiği ama İptalini Ertelediği Hükümler Uygulanmalı mı?

23 Ekim 2009 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Bir önceki yazımızda Anayasa Mahkemesi’nin 15.10.2009 tarihinde aldığı kararlardan söz etmiştik.

Kararlarla;

1)Yatırım teşvik belgeleri kapsamında yapılan yatırım harcamalarından kaynaklanan yatırım istisnası hakkının 2008 yılından sonra kullanılmayacağına ilişkin ifade,

2)Avukatlık sınavını kaldıran kanunun tüm maddeleri,

3)Vergi Usul Kanunu’nda 114/2 maddesinde yer alan takdir komisyonuna başvurunun tarh zamanaşımını durduracağına ilişkin hüküm[1],

4)Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirlerden yapılacak tevkifatın dar mükellef kurumlar için %0 oranında uygulanacağı hükmü (Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67/1. maddesinde yer alıyor)[2] aynen iptal edilmiş,

5)Gelir Vergisi Kanunu’nun 103. maddesindeki %35 oranında vergi alınacağına ilişkin hüküm ise yalnızca “ücret gelirleri yönünden” iptal edilmişti[3].

İptal kararlarından ilk ikisini, önceki yazımızda kısaca değerlendirmiştik. Anayasa Mahkemesi, yukarıda sıralanan ilk iki iptal kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı tarih itibariyle yürürlüğe girmesini kararlaştırmıştı. Ancak diğer iptal kararları için durum biraz farklı.

Anayasamızın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının yürürlüğünü (1 yılı aşmamak kaydıyla) erteleyebiliyor.

Nitekim Anayasa Mahkemesi, yetkisini yukarıda sayılan son üç iptal kararı bakımından kullanmış.

-Vergi Usul Kanunu’nda 114/2 maddesinde yer alan takdir komisyonuna başvurunun tarh zamanaşımını durduracağına ilişkin hükmün iptali, kararın Resmi Gazete’de yayımlanma tarihinden itibaren 6 ay sonra,

- Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirlerden yapılacak tevkifatın dar mükellef kurumlar için %0 oranında uygulanacağı hükmününiptali, 9 ay sonra,

- Ücret gelirleri yönünden %35 vergi alınabilmesine ilişkin hükmün iptali ise 6 ay sonra yürürlük kazanacak.

Peki erteleme sürecinde ne olacak?

Maliye Bakanı Mehmet ŞİMŞEK, söz konusu 6 ve 9 aylık erteleme süreci içinde de iptal edilen hükümlere göre uygulamalara devam edileceği yönünde açıklama yapmış.

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın sitesinde yapılan açıklama da aynı doğrultuda. Bu yaklaşım doğru mu?

Anayasa Mahkemesi kararlarının yürürlüğünün ertelenmesi konusunda hukuki tartışma mevcuttur.

Bizce; Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’ya ve hukukun genel ilkelerine aykırılığını kesin olarak tespit ettiği bir kanun hükmünün, sadece iptal kararının yürürlüğünün ertelenmesi gerekçesiyle uygulanmaya devam edilmesi “Hukuk Devleti İlkesi”ne aykırıdır.

Çünkü Anayasa Mahkemesi kararları; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri, kısacası herkesi bağlar.

Anayasa Mahkemesi’nin bir kanun hükmünün iptaline ilişkin kararın yürürlüğünü 6 ay, 9 ay veya 12 ay ertelemesinin asıl nedeni ise; bu süre zarfında yasama organına yani TBMM’ye, oluşacak hukuki boşluğu doldurması için zaman tanımaktır.

Keza Danıştay’ın da bu doğrultuda birçok kararı bulunmaktadır.

Öneri

Dar mükellef kurumların menkul kıymet kazançlarına %0 vergi uygulaması ile ilgili olarak çözüm basit. Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67. maddesinin 17. bendine göre Bakanlar Kurulu, bu maddede sayılan kazançların vergisini %0 ila %15 arasında belirlemeye yetkili. Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesine göre çıkarılacak bir Bakanlar Kurulu kararı ile sorun çözülebilir.

Zamanaşımı konusunda da yapılması gereken, takdir komisyonuna başvuru yoluyla tarh zamanaşımını durdurma girişimlerinden vazgeçmek.

Ancak ücretlilere uygulanacak vergi oranı ile ilgili durum biraz karışık. Burada en doğrusu, Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararı doğrultusunda bir an önce kanun değişikliğine gidilmesi.

Bir Not: Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı Nedeniyle Düzeltme-Şikayet Yoluna Başvurularak Dava Açılamaz

Özellikle yatırım indirimi istisnası ile ilgili olarak ihtirazi kayıtla ödeme yaparak dava yoluna başvurmayanların, düzeltme ve şikayet yolunu işleterek iade için dava açıp açamayacakları tartışılıyor.

Konuyla ilgili Danıştay’ın farklı dairelerinin aynı yönde kararlarına göre[4]; Anayasa Mahkemesi ile iptal edilen kanun hükmüne göre yapılan vergilendirme, hukuki uyuşmazlıktan ibaret olup vergi hatası kapsamına girmemektedir. Bu nedenle dava açma süresi geçtikten sonra düzeltme ve şikayet yolu tüketilerek açılacak davalar reddedilecektir.




[1]Anayasa Mahkemesi’nde 2006/124 Esas Numarası ile görülmüştür.
[2]Anayasa Mahkemesi’nde 2006/119 Esas Numarası ile görülmüştür.
[3]Anayasa Mahkemesi’nde 2006/95 Esas Numarası ile görülmüştür.
[4]Danıştay 3. Dairesi’nin 05.04.2001 tarihli ve E:2000/254, K:2001/1202 sayılı; Danıştay 4. Dairesi’nin 13.05.1991 tarihli ve E:1990/2917, K:1991/1745 sayılı; Danıştay 7. Dairesi’nin 12.02.2001 tarihli ve E:2000/1580, K:2001/378 sayılı kararları.