Anayasa Mahkemesi Kararı Sonrası Takdir Komisyonuna Başvuruda Zamanaşımı

14 Ocak 2010 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesinin 1. fıkrasına göre, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak 5 yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğruyor.

Maddenin devamında yani 2. fıkrasında ise;

“Vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder”

hükmü yer alıyor.

Takdir komisyonuna başvurunun zamanaşımını durduracağı hükmü, özellikle vergi alacağının doğduğu yılı takip eden 5. yılın sonlarına doğru vergi idaresince kullanılıyordu (Örneğin 2004 yılına ilişkin bir vergi alacağı için 2009 yılının sonlarında takdir komisyonuna başvurulması). Burada vergi idaresince amaçlanan vergi alacağının zamanaşımına uğramasının önüne geçmekti.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği 2. fıkra, vergi idaresinin keyfi ve haksız uygulamalarına yol açabilmekte, zamanaşımı kurumunun amacına aykırılık oluşturabilmekteydi.

 

İptal Kararının Gerekçesi

İptal kararının gerekçesinde;

“Zamanaşımının durmasının süreyle sınırlandırılmaması, vergi mükellefleri yönünden uygulamada keyfiliğe, haksızlığa, eşitsizliğe yol açacak sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.” 

“Zamanaşımının durma süresinin belirsizliği, makul ve adil bir sürenin bulunmaması, vergi dairesince matrah takdiri için başvurunun sırf zamanaşımını durdurmak için keyfi olarak kullanılmasında güvence sağlamayacağı gibi yükümlüye vergi tahsilâtının geciktiği süre kadar gecikme zammı ve faizi uygulanacak olması da yükümlünün vergi yükünü artırarak haksız sonuçlar doğmasına neden olabilir.

Zamanaşımı hükümlerindeki açıklık, sadece zamanaşımı süresinin, başlangıç ve bitişinin yasada gösterilmesiyle kendisini göstermez. Vergilemede hukuksal kararlılığın sağlanması amacıyla getirilen zamanaşımını durduran nedenlerle, durma süresinin ve duran zamanaşımının işlemeye başlama tarihinin de açık, belirgin, somut ve öngörülebilir olması, keyfiliğe izin vermemesi yasallık ve hukuk devleti ilkesinin gereğidir.”

“…itiraz konusu kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.”

ifadeleri yer alıyor.

 

Bundan Sonra Ne Olacak?

İptal kararı, yayımlanma tarihinden 6 ay sonra yani 8 Temmuz 2010’da yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar yeni bir kanuni düzenleme yapılmaması halinde 8 Temmuz 2010 itibariyle takdir komisyonuna başvuru zamanaşımını durdurmayacak.

İptal gerekçesi dikkate alındığında; takdir komisyonuna başvurunun zamanaşımını durduracağına ilişkin hükmün tamamen ve doğrudan Anayasa’ya aykırı bulunmadığı ancak zamanaşımını durduran düzenlemelerin açık, belirgin, somut ve öngörülebilir olması, keyfiliğe izin vermemesi gerektiği ortaya çıkıyor.

Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında takdir komisyonuna başvurunun zamanaşımını durduracağı yönünde uygulamaya devam edilmek isteniyorsa;

“Vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı, mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren, her halde takdir komisyonuna başvurunun yapıldığı tarihi takip eden günden itibaren 3 ay geçmekle işlemeye devam eder”

şeklinde bir hüküm getirilebilir. Buradaki 3 ay örnek olmakla birlikte bu sürenin çok uzun tutulması yine Anayasa’ya aykırılığa neden olabilir.

Diğer taraftan, yeni bir kanuni düzenleme yapılana kadar vergi idaresinin takdir komisyonuna başvurarak zamanaşımını durdurma yönündeki uygulamasından vazgeçmesi hukuka uygun olanıdır. Zira Anayasa’ya aykırılığı Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edilmiş bir hükme dayanarak yapılacak idari işlemler hukuk devletine uygun düşmeyecektir[1].



[1]Dn. 8. D.’nin 10.02.2009 tarih ve E:2008/6285 sayılı Yürütmenin Durdurulması Kararı.