Anayasa Mahkemesi ile İnatlaşma - I

20 Ağustos 2010 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

TBMM yani “yasa”ma organı, vekilsıfatıyla millet için kanun çıkarır. Bu nedenle kanun çıkarırken yetkileri sınırsız değildir. Anayasa’ya uymalıdır, milletlerarası anlaşmalara uymalıdır. Mevcut düzenlemelerle uyumu sağlamalı, vatandaşın hakkını korumalıdır. Milletin vekilinin görevinin özü budur.

Milletin vekili bu görevini yaparken yalnız değildir. Danışacağı, fikir alacağı birçok kişi ve kurum bulunur.

Kanunlar da öyle aniden meclise gelip bir günde çıkmaz (çıkmamalı). Olgunlaşma sürecinden geçer (geçmeli).

Bu süreç için TBMM içinde örgütlenmiş çok sayıda komisyon var. Örneğin Plan ve Bütçe Komisyonu var. Anayasa Komisyonu, Adalet Komisyonu var… Tam 17 ihtisas komisyonu var.

Komisyonlarda, o konuda uzman olduğu düşünülen hem iktidar hem de muhalefet milletvekilleri yer alır.

Bir kanun tasarı veya teklifinin; yapılmak istenilenle ve mevcut diğer düzenlemelerle örtüşüp örtüşmediği, Anayasa’ya aykırı olup olmadığı, hem bu komisyonlarda (esas komisyon ve hatta oluşturulduysa alt komisyon) hem de meclis genel kurulunda tekrar değerlendirilir.

Yine de Anayasa’ya aykırı bir düzenleme yapıldı ve kanunlaştı diyelim. İşte o zaman yargı, Anayasa Mahkemesi ön plana çıkar. Cumhurbaşkanı, iktidar veya anamuhalefet partisi, 110 milletvekili ya da o kanun maddesine ilişkin bir uyuşmazlığın görüldüğü mahkemeler tarafından yapılan başvuruyla konu Anayasa Mahkemesi’ne taşınır.

Anayasa Mahkemesi toplanır, değerlendirir, karar verir. Kararından özetle iki sonuç çıkar. Hüküm iptal edilir ya da edilmez.

İptal edilmezse mevcut hüküm uygulanmaya devam eder. Aynı konuda 10 yıl boyunca bir daha başvuru yapılamaz.

İptal edilirse bu karar “yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri” kısacası herkesi, her kurumu bağlar (Anayasa md. 153/son).

Anayasa Mahkemesi, iptal kararını, ayrıntılı bir biçimde ama yasama organının görev ve yetki alanına tecavüz etmeden gerekçelendirir.

Yani “şu,şu,şu nedenlerle bu hüküm Anayasa’ya aykırı, iptal ettim” der. Ama “bunun yerine şöyle bir düzenleme yapılmalı” demez, diyemez.

Yazdığı gerekçeden durum anlaşılmalı, ona göre yasama organı tarafından yeni bir Anayasa’ya aykırılığa neden olmayacak; özellikle de aynı şekilde, aynı Anayasa hükmüne aykırı olmayacak bir düzenleme yapılmalıdır.

Peki, özellikle son zamanlarda, böyle mi oluyor? Yoksa adeta yasama organı Anayasa Mahkemesi ile inatlaşma halinde mi?

Soruya cevap olarak bir çırpıda verilebilecek örnekler sonraki yazımızda…