Adli Tatil Uzar mı? - II

29 Ağustos 2008 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

YAZININ 1. BÖLÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN

Adli tatil de uzar. Bu yıl uzar mesela. Tatilin son günü 5 Eylül 2008 Cuma. Mesainin başlaması gereken 6 Eylül ise cumartesi gününe rastlıyor. Çalışmaya ara verme süresinin son gününü herhangi bir resmi tatilin izlemesi durumunda, çalışmaya ara verme süresinin, bu resmi tatil süresince de devam etmekte olacağı kabul edilmektedir[1]. Bu durumda adli tatil yani çalışmaya ara verme, 8 Eylül 2008 Pazartesi günü her sene gündeme damgasını vuran konuşmaların yapıldığı adli yıl açılış töreniyle birlikte sona erecek.

Dünkü verdiğimiz örneklere bu doğrultuda bir yenisi katalım:

Vergi/ceza ihbarnamesi 08.08.2008 tarihinde kendisine tebliğ edilen mükellefin dava açma süresinin son günü 07.09.2008’dir. Adli tatil 5 Eylül’de sona ermiş olsa da hemen arkasından gelen hafta sonu tatili resmi tatildir. Örnekteki 7 Eylül tarihli son gün de, adli tatilin sona erdiği günü izleyen resmi tatil içerisindeki pazar günü olduğuna göre, sanki adli tatile rastlamış gibi 12 Eylül 2008 tarihine kadar uzamış sayılacaktır. Çok geniş bir değerlendirme olarak görünse de Danıştay’ın 5 eylülün cuma günü olduğu yani bu yılla bire bir uyuşan 1997 yılında 10 Eylül 1997 tarihinde açılan davayla (o dönem için de aynen 7 Eylül Pazar son gündür) ilgili verdiği kararda “çalışmaya ara verme süresinin son gününü herhangi bir resmi tatilin izlemesi halinde çalışmaya ara verme süresini bu resmi tatil süresince de de­vam etmekte olacağını kabul etmeyi engellemeyeceği sonucuna varıldığından davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında hukuka uyarlık görülmemiştir” şeklinde hüküm kurmuş olması bu halde dahi uzamış sayılacağını göstermektedir.

Asıl tartışılan konu ise son günü adli tatile rastlayan sürelerin 7 gün uzamış sayılacağı hükmünün, 12 eylül mesai bitimini mi yoksa 11 eylül mesai bitimini mi işaret ettiğidir. Vergi ve/veya hukuk alanında uzmanlaşmış kişilerin fikir birliği içinde olamaması akademik çalışmaların tabiatındandır. “Eylülün beşine kadar” ifadesindeki “kadar” sözcüğü kafa karıştırmaktadır. Ancak işin ilginç yanı Danıştay’ın dairelerince de fikir birliği ortaya konamamasıdır. Danıştay Vergi Dava Daireleri[2] ve Danıştay 4. Dairesi[3], 12 eylül mesai bitimine kadar sürenin uzayacağı göründeyken, idari uyuşmazlıklara bakan Danıştay 8. Dairesi[4] ise 11 eylül mesai bitiminden sonra, 12 eylülde verilen dilekçe neticesinde süre aşımı nedeniyle istemin reddi gerektiği görüşündedir.

Yargıtay’ın tutarlı biçimde ve görüş birliğiyle HUMK’ta da yer alan “eylülün beşine kadar” ifadesi ile “yedi gün uzamış sayılacağı” hükmünü 12 eylül mesai bitimine kadar olarak yorumlaması, adli tatil hususunda yargı kolları arasında birlik sağlanmaya çalışılması, bu yönde yapılan kanun değişiklikleri ve gerekçeleri ile her şeyden önemlisi nöbetçi olanlar dışındaki hakim, savcı ve adli personelin 5 eylül günü de tatil yapıyor olması bizi adli tatile rastlayan süre bitimlerinin 12 eylül mesai bitimine kadar uzayacağı sonucuna ulaştırmaktadır.

Bu denli kafa yormayı gerektiren, uzmanların hatta hakimlerin dahi uzlaşamadığı bir konuda vatandaşın hak kaybına uğramaması işten bile değil gibi. Hukuk devletinin gerektirdiği üzere herkes için anlaşılır ve uygulanması kolay bir kanuni düzenleme gerekmekte adli tatil konusunda.

Malum, sürelerin kaçırılmasının geri dönüşü yok. Sonuna kadar, sonsuza dek haklı olsanız da geri dönüşü yok; kaybettiniz. Geçmiş olsun.

 

YAZININ 1. BÖLÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN


[1] Prof. Dr. Şükrü KIZILOT - Av. Zuhal KIZILOT, Vergi İhtilafları ve Çözüm Yolları, Yaklaşım Yayınları, 14. Baskı, Ankara 2008, s. 747.
[2] Danıştay VDDK’nın 06.02.1997 tarihli ve E: 1996/375, K: 1997/97 sayılı Kararı.
[3] Danıştay 4. Dairesi’nin 17.12.1998 tarihli ve E: 1997/5178, K: 1998/4682 sayılı Kararı (Yaklaşım, Sayı: 75, Mart 1999, s.190).
[4] Danıştay 8. Dairesi’nin 29.09.2006 tarihli ve E: 2006/4877, K: 2006/3247 sayılı Kararı.