60 YTL’si Olana Temyiz Yolu Açık

17 Temmuz 2008 | E-Posta İle Gönder | Pdf Olarak Görüntüle | Yazdır

HÜRSES

Artık yargı yoluna başvurduğunuzda yerel mahkemelerin aleyhinize karar vermesi durumunda haklılığınızdan emin bir biçimde ihtilafı üst mahkemeye taşımak öyle ucuz ve kolay değil.

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 11. maddesiyle temyiz başvurusu yapmak isteyenlere ek bir mali yükümlülük getirilmiş oldu. Nitekim sözü edilen 5766 sayılı Kanun öncesinde adli, idari ve bu kapsamda vergi yargısında yüksek yargı organlarına temyiz ve Bölge İdare Mahkemesi’ne itirazen başvurularda herhangi bir harç öngörülmemişti.

Değişiklikle ilgili Harçlar Kanunu Genel Tebliği de 12.07.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Söz konusu tebliğdeki açıklamalar şu şekilde:

492 SAYILI HARÇLAR KANUNU’NA EKLİ TARİFELERDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

A - (1) Sayılı Tarifede Yapılan Değişiklikler

5766 sayılı Kanunun 11’inci maddesinin (d) bendi ile, 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (1) sayılı tarifenin "A) Mahkeme Harçları" bölümünün sonuna;

"IV. Temyiz ve itiraz harçları:

a) Yargıtay ve Danıştay’a yapılacak temyiz başvurularında          60 YTL

b) Yürütmenin durdurulmasına ilişkin itirazlar dahil olmak üzere Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerine itirazen yapılacak

başvurularda                                                                               40 YTL

c) Ağır Ceza Mahkemelerine itirazen yapılacak başvurularda     30 YTL",

B - (3) Sayılı Tarifede Yapılan Değişiklikler

5766 sayılı Kanunun 11’inci maddesinin (e) bendi ile, 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (3) sayılı tarifenin "I- Başvurma harcı" başlıklı bölümüne;

"c) Danıştay’a temyiz başvurularında                                           60 YTL

d) Bölge İdare Mahkemesine itirazen yapılan başvurularda         40 YTL",

 fıkraları eklenmiştir.

Yapılan düzenleme ile, daha önce 492 sayılı Harçlar Kanunu’nda yer almayan adli ve idari yargıya ilişkin temyiz ve itiraz başvuruları harç kapsamına alınmıştır.Söz konusu başvurular için "başvuru harcı" ihdas edilerek, yargı organlarının daha hızlı ve verimli çalışmasına imkan sağlanmıştır.

Yine kanun maddesinin gerekçesinin de aynı yönde olduğunu, “yargı organlarının daha hızlı ve verimle çalışmasına imkan sağlamak” amacından dem vurduğunu görüyoruz.

Herhalde gereksiz başvuruların önü kesilmek istenmiştir. Ancak Anayasamızın 36. maddesinde yer bulan “hak arama hürriyeti” ve “adil yargılanma hakkı”nın zedelenme ihtimali doğmaktadır.

Bu ihtimal öncelikle ceza yargılamalarında güçlenmektedir. Bilindiği gibi masumiyet karinesine göre suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz. Hükmen ifadesi, tüm yargı yollarının tüketilmesinin ardından kesinleşen yargı kararı anlamındadır. Türk insanının sosyal ve ekonomik hali dikkate alındığında temyiz yolu için ek bir mali yükümlülük getirmek hukuk devletine uygun görünmemektedir.

Ceza yargısındaki bu özellikli duruma benzer bir sorun, idari yargıda ve bu kapsamda vergi yargısında da oluşmaktadır. İdare ve vergi mahkemeleri ile üst mahkeme olan Bölge İdare Mahkemeleri ve Danıştay, idarenin hukuka uygunluğunu denetlemektedir. Durum, özel hukuk uyuşmazlıklarından kamu yararını gözetme açısından ayrılmaktadır. Keza Anayasamızın 125. maddesi “idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” cümlesiyle başlamaktadır. İdari yargılamaya daha cüzi bir maliyetle başvurulması gerektiği yönünde bir ilke (idari yargılamanın ucuzluğu ilkesi) de, kamu yararını sağlamak ve idarenin hukuki denetimini zinde tutmak amacıyla kabul görmüştür.

Düzenlemenin tüm yargılamalar için geçerli, genel ilke olan usul ekonomisini de zedelediği görüşündeyiz. Usul ekonomisi (dava ekonomisi, çabukluk, basitlik ve ucuzluk ilkesi), davaların maddi gerçekliğe uygun olarak çabuk, ucuz, basit, her türlü bürokratik engelden uzak ve adil (tarafları tatmin eden) bir yargılama sonunda çözümlenmesi kuralıdır. Her ne kadar kanun gerekçesinde ve tebliğde usul ekonomisinin de hedeflendiği izlenimi verilse de asıl amacın lüzumsuz başvuruların caydırılması ve hazineye ek gelir sağlamak olduğu ortadadır.